Kuran
ﯕ
ﱐ
ﭚ ﭛ ٥٩ ٥٩ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ
ﭪ ٦٠ ٦٠ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ
ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ٦١ ٦١ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ٦٢ ٦٢
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ٦٣ ٦٣
ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ٦٤ ٦٤ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ٦٥ ٦٥ ﯡ ﯢ ﯣ
ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ
ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ٦٦ ٦٦
وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠
(يستكبرون عن عبادتي) “ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar:” Bana rağbet etmekten yana kibirlenenler mânasındadır. Nebî’nin ﷺ buyurduğu gibi: “Kim Allah’tan istemezse Allah o kişiye gazaplanır.” (İbn Mâce, Dua: 17.) Nebî’nin ﷺ , “Dua ibadetin ta kendisidir” (Ebû Dâvûd, Vitir, 23.) sözünün mânasına gelince, dua ve Allah’ı isteyip O’na rağbet etmenin kendisi ibadettir. Çünkü dua, kulun Allah’a ihtiyacını ve yakarışını izhar eder. (İbn Cüzeyy, 2/284.)
Soru: Bu âyet ile duanın ibadet olduğuna nasıl delil getiririz?
وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠
Süfyân es-Sevrî r şöyle derdi: “Ey en sevimli kulu, kendisinden istedikçe isteyen kişi olan; ey en menfur kulu da kendisinden hiç istemeyen kişi olan; ey Rab, bu konuda senin gibi olan hiç kimse yoktur.” Bu mânada şair şöyle der: “Yüce Allah, zatından istemeyi terk ettiğin takdirde öfkelenir. Âdemoğulları ise kendilerinden istendiğinde öfkelenirler.” (İbn Kesîr, 4/87.)
Soru: Allah’tan istemek ile insanlardan istemeyi kıyasla?
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠
Yani zelîl ve hakir bir hâlde cehenneme gireceklerdir. Büyüklenmelerine karşılık bir ceza olarak küçük düşürülecekler, hem de azaba uğrayacaklardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 741.)
Soru: Bu âyet ışığında “Ceza, amelin cinsindendir.” kaidesini açıkla.
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ
Bu âyette kastedilen ilk mâna nimetleri bahşetmek olunca -ki âyetteki (لكم) “sizin için” ifadesi buna delâlet etmektedir- “yer” kelimesi “gök” kelimesinden önce zikredilmiştir. Çünkü “yer”den elde edilen fayda somuttur. Hemen ardından “gök” zikredildi ki zihinde her şeyin zıddı canlansın! (İbn Âşûr, 24/189.)
Soru: Neden âyet-i kerîmede yer, gökten önce zikredilmiştir?
وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ
Mukâtil der ki: “Sizi yarattı ve yaratılışınızı güzel kıldı.” İbn Abbas h der ki: “Âdemoğlunu ayakta mutedil durabilecek şekilde yarattı ve onu eliyle tutup yiyebilir kıldı. Âdemoğlunun dışındakileri ise ağzıyla yiyen varlıklar olarak yarattı.” (el-Beğavî, 4/52.)
Soru: Diğer yaratılmışlara nispeten âdemoğlunun yaratılışındaki özelliği açıkla.
وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ
(الطيبات) Yani lezzetli yiyeceklerle rızıklandıran O’dur. Çünkü “temiz besinler/rızıklar” tabiri, nimetleri ihsan sırasında zikredilmiştir. Bundan dolayı bu kelimeyle lezzetli yiyecekler kastedilir. Helâl ve haram kılma siyakında geldiğinde ise bu kelime ile helâl ve haram kastedilir.
Soru: (الطيبات) “et-tayyibât” lafzı Kur’ân’da iki mânada kullanılır. Bu iki mânayı açıkla.
وَأُمِرۡتُ أَنۡ أُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٦
Yani Âlemlerin Rabbine boyun eğip itaat etmem emredildi. (Kurtubî, 18/378.)
Soru: Yüce Allah’a teslim olmak nasıl gerçekleşir?