Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮢ

ﱉ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
٣١ ٣١
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ٣٢ ٣٢
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ
٣٣ ٣٣
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ٣٤ ٣٤
ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ
ﮢ ﮣ ﮤ ٣٥ ٣٥
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ٣٦ ٣٦
ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ٣٧ ٣٧
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ٣٨ ٣٨
336
سورة الحج Ayetler 0 - 31

حُنَفَآءَ لِلَّهِ غَيۡرَ مُشۡرِكِينَ بِهِۦۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَتَخۡطَفُهُ ٱلطَّيۡرُ أَوۡ تَهۡوِي بِهِ ٱلرِّيحُ فِي مَكَانٖ سَحِيقٖ ٣١

Yere çakılana dek kendisi için çare bulamama yönünden müşrikin hâli gökten düşen kimsenin hâline benzetilmiştir. Şöyle ki: Rüzgâr onu yere çalar ve artık onun ölmekten başka yapacak şeyi yoktur. Ya bir kuşun (havadayken) kendisini aşırmasıyla ya da uzak bir yere çarparak helâk olur. Hasan el-Basrî der ki: “Yok olup boşa çıkma noktasında kâfirlerin amelleri bu hâle benzetilmiştir. Artık onlar (o amelleri kurtarmaya) güç yetiremezler.” (el-Beğavî, 3/218)
Soru: Allah’a ortak koşan kişinin dünya ve âhiretteki hâlini açıkla.

سورة الحج Ayetler 0 - 32

ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقۡوَى ٱلۡقُلُوبِ ٣٢

O’nun hükümlerine saygı göstermek, onları yüceltmek, hürmet etmek ve onlara yönelmekle olur. Yine denildi ki: “Şiarlarından/hükümlerinden kasıt dinin tüm emirleridir. Saygı gösterilmesi ise bu hükümleri yerine getirmek ve yüceltmektir.” (İbn Cüzeyy, 2/56)
Soru: Kul, Yüce Allah’ın şiarlarını nasıl yüceltir?

سورة الحج Ayetler 0 - 32

ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقۡوَى ٱلۡقُلُوبِ ٣٢

Âyetten kastedilen, kalplerin takvâlı olmasıdır. Bu da her şey bir yana sadece O’na kullukla/ibadetle olur. Kalplerle ibadet, Yüce Allah’a büyük muhabbet besleyip O’nun huzurunda boyun büküp ihlâslı olmaktır. İşte bu, Halîlullah İbrâhim’in dinidir. Bunlar da kalp amellerinin asıl olduğunu göstermektedir. (İbn Teymiyye, 4/427)
Soru: İbadetlerde asıl olan kalp amelleridir. Âyet-i kerîme buna nasıl delâlet etmiştir?

سورة الحج Ayetler 34 - 35

فَلَهُۥٓ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ ٣٤ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَٱلصَّٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمۡ وَٱلۡمُقِيمِي ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٣٥

Âyette geçen (المخبتين) “İhlâslı ve mütevazı” vasfını dört vasıf takip etmiştir: Yüce Allah’ın zikri yanında kalplerin titremesi, O’nun yolunda (başa gelen eziyetlere) sabredilmesi, namazın dosdoğru kılınması ve infak edilmesidir. (İbn Âşûr, 17/261)
Soru: Yüce Allah’a (المخبتين) “İhlâslı ve mütevazı” olmak dört vasfı yerine getirmekle olur. Bu vasıflar nelerdir?

سورة الحج Ayetler 0 - 36

فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُهَا فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٣٦

Mâna şudur: İsteyeni de lisân-ı hâliyle dikkat çekip istemeyeni de yedirin. Keza külliyen istemekten hayâ edeni de ihsanda bulunmaya/vermeye yelteneni de yedirin. (İbn Cüzeyy, 2/58)
Soru: Âyetten yola çıkarak, İslâm’ın sosyal dayanışma için gösterdiği gayreti özetle açıkla.

سورة الحج Ayetler 0 - 36

كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٣٦

O (hayvanlar) cismen bizden daha büyük olmasına ve uzuv olarak bizden daha güçlü olmasına rağmen Yüce Allah onları bize boyun eğdirip yönetmeyi insanoğluna kolaylaştırarak ihsanda bulunmuştur. Bununla beraber kul şunu iyi bilsin ki işler hayvana hâkim olmada görünenlerle sınırlı değildir. Bilakis tüm işler “el-Azîz” (hakiki ve mutlak sûrette üstünlük sahibi) ve “el-Kadîr” (her şeye gücü yeten) Allah’ın  isteğine göre cereyan etmektedir. Buna göre küçük, büyüğe galip gelebilir. Tâ ki insanlar asıl galip olanın kulları üstünde tam bir tasarrufu olan, eşi ve benzeri bulunmayan Allah olduğunu bilsinler. (Kurtubî, 14/403)
Soru: Yüce Allah’ın bu hayvanları bize boyun eğdirmekle kulları üzerindeki nimetini ve ihsanını açıkla.

سورة الحج Ayetler 0 - 37

لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقۡوَىٰ مِنكُمۡۚ

Mâna şudur: Sizler ne etleri (kurban) kesmekle ne de kanlar akıtmakla Yüce Allah’ın rızasına ulaşabilirsiniz. Buna ancak takvânızla ulaşırsınız. Yani Yüce Allah’a ihlâslı olmak ve kesip boğazladığınız kurbanlıklar ile Yüce Allah’ın vechini kastederek O’na ulaşırsınız. Mübalağa ve tekit etmek için bu mâna (لن ينال) “Asla ulaşmaz” lafzıyla ifade edilmiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O (kurbanın) ne eti ne de kanı Allah’a ulaşır. O’na ulaşan sizin takvânızdır.” (Hac, 22/37) Sizden istenen budur. Sevap da bunun üzerinden size hâsıl olur. (İbn Cüzeyy, 2/58)
Soru: Hac şiarlarını yerine getirmedeki en büyük gaye nedir?