Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮞ

ﱇ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ٦٢ ٦٢
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ٦٣ ٦٣
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ٦٤ ٦٤
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ٦٥ ٦٥
ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ٦٦ ٦٦
ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ
ﮝ ٦٧ ٦٧
ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ٦٨ ٦٨ ﮨ
ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ٦٩ ٦٩
ﯔ
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
٧٠ ٧٠
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ٧١ ٧١
ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ
ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ٧٢ ٧٢
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ٧٣ ٧٣
ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ
ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ﰕ ٧٤ ٧٤
301
سورة الكهف Ayetler 0 - 62

ءَاتِنَا غَدَآءَنَا

Bu buyrukta insanın, hizmetçisine yemeğinden yedirip beraberce yemesinin müstehaplığı vardır. Çünkü Yüce Allah’ın (اتنا غداءنا) “Kuşluk yemeğimizi getir bize” kavlinin zâhiri, yemeğin hepsine izafe edildiğini göstermektedir ki bu da ikisinin birlikte yemek yediğini gösterir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 483.)
Soru: Bu âyet-i kerîmede hizmetçiye karşı takınılacak bazı edepler hakkında tembih vardır. Bunu açıkla.

سورة الكهف Ayetler 0 - 62

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدۡ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبٗا ٦٢

Bu âyette insanın duyduğu birtakım acı ve hastalıkları bildirmesinin câiz olduğuna ve bunun rızaya da Yüce Allah’ın hükmüne teslim olmaya da aykırı olmadığına delil vardır. Ancak bunun sinir ve öfkeden sâdır olmaması gerekir. (Kurtubî, 13/322.)
Soru: Kişinin, üzerinde bulunduğu hâli haber vermesi kadere itirazdan sayılır mı?

سورة الكهف Ayetler 0 - 63

وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيۡطَٰنُ أَنۡ أَذۡكُرَهُۥۚ

Her ne kadar şer ve şerrin tümü Yüce Allah’ın kaza ve kaderiyle gerçekleşse de şerri ve sebeplerini, şeytanın süslü ve güzel göstermesi anlamında şeytana izafe etmek câizdir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 483.)
Soru: Unutmak Yüce Allah’ın takdiriyle olmasına rağmen neden şeytana izafe edilmiştir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 66

قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلۡ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمۡتَ رُشۡدٗا ٦٦

Bu, zorunlu tutup dayatma şeklinde değil, bilakis nezaketle bir sual sormadır. İlim talebesinin âlime yönelttiği sorunun da bu şekilde olması gerekir. (İbn Kesîr, 3/94.)
Soru: Âyet-i kerîmede ilim talebesinin âlimle beraber takınması gereken bir edep vardır. Bu nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 66

قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلۡ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمۡتَ رُشۡدٗا ٦٦

Faydalı olan ilim, hayra yönlendiren ilimdir. Hayır yollarına ileten, şer yollarına karşı uyaran veya bu ikisini gerçekleştirmeye vesile olan her ilim, faydalı olan ilimdir. Bunun dışında kalanlar ise ya zararlı ya da kendisinde fayda olmayan ilimlerdir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için...” (Tefsîru’s-Sa‘dî, 484.)
Soru: Neden Mûsâ u Hızır’dan u kendisine doğru yolu öğretmesini istedi de bunun haricinde bir ilim öğretmesini istemedi?

سورة الكهف Ayetler 0 - 67

قَالَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِيَ صَبۡرٗا ٦٧

Bu buyrukta, öğretim ilkelerinden bir ilke vardır ki o da öğrenilen ilimlerdeki engelleri öğretmenin, öğrencisine bildirmesidir. Özellikle tedavisinde güçlük olduğunda bu durum tekit edilmektedir. (İbn Âşûr, 15/372.)
Soru: Âyet-i kerîmede öğretim ilkelerinden bir ilke vardır. Bu ilke nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 67

قَالَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِيَ صَبۡرٗا ٦٧

Yani senin şeriatına aykırı olan birtakım fiilleri bende göreceğin için benimle beraberliğe güç yetiremezsin. (İbn Kesîr, 3/94.)
Soru: Neden Mûsâ u Hızır’ın u amellerine sabır gösteremedi?