Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮐ

ﰽ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
٧٥ ٧٥
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ٧٦ ٧٦
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ٧٧ ٧٧
ﯜ ﯝ
ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ
ﰃ ٧٨ ٧٨
ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ
ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ﰕ ﰖ ﰗ ﰘ ﰙ ٧٩ ٧٩
90
سورة النساء Ayetler 0 - 76

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱلطَّٰغُوتِ

Kulun imanı nispetince Allah yolunda cihadı, ihlâsı ve ittibâsı olur. Allah yolunda cihad, imanın neticelerinden, gereklerinden ve gereksinimlerindendir. Nitekim tâğût yolunda savaşmak da küfrün şubelerinden ve gereklerindendir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 187.)
Soru: İmanın cihad ile alâkası nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 76

فَقَٰتِلُوٓاْ أَوْلِيَآءَ ٱلشَّيْطَٰنِ ۖ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَٰنِ كَانَ ضَعِيفًا ٧٦

Şanı yüce Rabbimiz onları zayıflıkla vasıflandırdı, çünkü onlar bir sevabı umarak savaşmıyor, bir cezadan korkarak savaşı terk etmiyorlar. Onlar ancak asabiyet veya Yüce Allah’ın müminlere bahşettiği lütfa haset ettikleri için savaşırlar. Müminlere gelince; onlardan savaşanlar ancak Yüce Allah’ın büyük sevabını umarak savaşır ve Yüce Allah’tan gelecek bir tehditten dolayı da savaşı terk ederler. O mümin -şayet ölürse- Allah katında kendisi için hazırlanan nimete nâil olacağı bilinci üzere olur, ölümden selâmette kalacağı takdirde ise kendisi için olacak zafer ve ganimet bilinciyle savaşır. Kâfir ise savaştan kaygı duyarak ve âhiretten yana ümitsizlik içinde savaşır. (Taberî, 8/547.)
Soru: Neden Yüce Allah şeytanın ve dostlarının tuzağını “zayıf” olarak vasıflandırdı?

سورة النساء Ayetler 0 - 76

إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَٰنِ كَانَ ضَعِيفًا ٧٦

“Şeytanın tuzağı”ndan kasıt, kurduğu düzendir. O da insanları Müslümanlara karşı kışkırtmak için yardımcılarının Müslümanlara kurduğu tuzaklar ile kendini gösterir. (İbn Âşûr, 5/124.)
Soru: “Şeytanın tuzağı”ndan kasıt nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 77

أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمۡ كُفُّوٓاْ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقِتَالُ إِذَا فَرِيقٞ مِّنۡهُمۡ يَخۡشَوۡنَ ٱلنَّاسَ كَخَشۡيَةِ ٱللَّهِ أَوۡ أَشَدَّ خَشۡيَةٗۚ

Muhtemelen onların, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmaları, nefisle cihadın öncelikli olduğunu tembih etmek içindir. Yine kul mal ile fedakârlıkta bulunamadığı takdirde nefis ile fedakârlık yapması neredeyse hiç beklenmeyecek seviyededir. Nefis ile fedakârlık yapmak ise nihaî gayedir. (Âlûsî, 5/85.)
Soru: Neden namaz kılma ve zekât verme emri cihad etme emrinin önüne takdim edildi?

سورة النساء Ayetler 0 - 77

وَقَالُواْ رَبَّنَا لِمَ كَتَبۡتَ عَلَيۡنَا ٱلۡقِتَالَ لَوۡلَآ أَخَّرۡتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٖ قَرِيبٖۗ قُلۡ مَتَٰعُ ٱلدُّنۡيَا قَلِيلٞ وَٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظۡلَمُونَ فَتِيلًا ٧٧

Allah’ın yaşamaktan sıkılacağınız zamana kadar ecellerinizi uzattığı farz edilse dahi aslında sonu gelen her şey azdır. Bununla beraber O’nun nimetlerine erişmek kesinleştirilmiş değildir. Elde edilse dahi sıkıntılar ile insana hayatı zehir eder. (el-Bikâî, 2/283.)
Soru: Ecellerin uzaması her zaman için saadetin sebeplerinden midir?

سورة النساء Ayetler 0 - 77

قُلۡ مَتَٰعُ ٱلدُّنۡيَا قَلِيلٞ وَٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظۡلَمُونَ فَتِيلًا ٧٧

Dünyanın menfaati; onun yararı ve lezzetleri ile zevk ü sefa sürmektir. Rabbimiz onu “az” olarak isimlendirdi, çünkü onun için kalıcılık ve devamlılık yoktur. Nebî ﷺ şöyle buyurmuştur:" إنما مثلي ومثل الدنيا كراكب استظل تحت شجرة ثم راح وتركها " “Benim ile dünyanın misali, bir ağacın altında gölgelenen, kısa bir süre dinlendikten sonra oradan kalkıp giden binitli bir yolcu gibidir.” (Tirmizî, 2377; İbn Mâce, 4109.)- (Kurtubî, 6/463.)
Soru: Neden Yüce Allah dünyayı “az bir metâ (fayda)” ile nitelendirdi?

سورة النساء Ayetler 0 - 78

فَمَالِ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثٗا ٧٨

Bu âyetin muhtevasında, Yüce Allah’ı ve Rasûlü’nün neyi kastettiklerini anlayana bir övgü, Allah ve Rasûlü’nün sözlerine yönelip onları düşünmek, ona ulaştıracak yollara tutunmak suretiyle anlamaya ve buna yardımcı olacak etkenlere bir teşvik vardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 189.)
Soru: Bu âyet, ilmi talep etmeye nasıl teşvik etmektedir?