Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮐ

ﰽ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ٦٦ ٦٦
ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ٦٧ ٦٧
ﭵ ﭶ ﭷ
٦٨ ٦٨
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ٦٩ ٦٩
ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ٧٠ ٧٠
ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ٧١ ٧١
ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ﮱ ٧٢ ٧٢
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ
ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ٧٣ ٧٣
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ
ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ
ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ٧٤ ٧٤
89
سورة النساء Ayetler 0 - 66

وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواْ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٞ مِّنۡهُمۡۖ

Şayet Yüce Rabbimiz, nefisleri öldürmek ve yurtlardan çıkmak gibi nefislere zor gelen buyrukları kullarına emretmiş olsaydı, ancak az ve nadir kimselerin bunu yapacağını haber verdi. Öyleyse her insanın kolayca yerine getirebileceği ve kendilerine ağır gelmeyecek şeyleri emretmek suretiyle kullarına kolaylaştırmasına karşılık Rablerine hamdedip O’na şükretsinler. Bu buyrukta kulun, içinde bulunduğu güçlük hâllerinin zıddını da göz önünde bulundurması gerektiğine dair bir işaret vardır ki böylece ibadetleri yerine getirmek kendisine kolay hâle gelir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 185.)
Soru: Bu âyet ile şeriatın kolaylaştırdığına ve hoş görülü olduğuna nasıl delil çıkartılabilir?

سورة النساء Ayetler 0 - 66

وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواْ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٞ مِّنۡهُمۡۖ

Yüce Allah bu âyetle, bizlere olan şefkatini ve günahımızın ortaya çıkmaması için üzerimize böyle bir emri yazmadığını haber veriyor. Nice hafif ameller vardır ki buna rağmen hata/kusur işledik. Peki, böyle ağır bir emre karşılık hâlimiz ne olurdu? Ancak vallahi muhacirler, razı olunacak bir hayat arzusuyla kendi meskenlerini bomboş bir hâlde bırakıp gittiler. (Kurtubî, 6/446.)
Soru: Yüce Allah’ın zor ve meşakkatli ibadetler ile mükellef tutmamak suretiyle kullarına nasıl merhamet ettiğini açıkla.

سورة النساء Ayetler 0 - 66

وَلَوۡ أَنَّهُمۡ فَعَلُواْ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ وَأَشَدَّ تَثۡبِيتٗا ٦٦

Kul bildikleriyle amel ettiği zaman Yüce Allah ona bilmediklerini verir (öğretir). Yüce Allah’ın şu âyette buyurduğu gibi: “Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.” (İbn Teymiyye, 2/293.)
Soru: İlim ile amel, ilmin artmasına sebeptir. Bunu âyet ile ispat edin.

سورة النساء Ayetler 0 - 70

ذَٰلِكَ ٱلۡفَضۡلُ مِنَ ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمٗا ٧٠

Yani bu büyük lütuf başkasından değil sadece Yüce Allah tarafından kaynaklanan bir durumdur. Veya şöyle de denilebilir: Bu lütuf Yüce Allah’tan kaynaklanmaktadır, kulların amellerinin gerektirdiği bir şey değildir. (وكفى بٱلله عليما) “Bilen olarak Allah yeter.” Yani Kendisine itaat edenlerin sevabını, lütufların miktarlarını ve kimlerin bunu hak ettiğini bilen olarak Allah yeter! (Âlûsî, 5/79.)
Soru: Bu âyette Yüce Allah’ın ilim ile vasıflanmasındaki delâlet nedir ve bunun etkisi nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 70

ذَٰلِكَ ٱلۡفَضۡلُ مِنَ ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمٗا ٧٠

Yine bu âyette, kulların bu dereceye itaatleriyle değil, ancak ve ancak Yüce Allah’ın lütfu ile eriştikleri yönünde bir beyan vardır. (el-Beğavî, 1/560.)
Soru: Müminler bu dereceye kendi amelleri ve cehd ve gayretleriyle mi eriştiler?

سورة النساء Ayetler 0 - 72

وَإِنَّ مِنكُمۡ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنۡ أَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٞ قَالَ قَدۡ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيَّ إِذۡ لَمۡ أَكُن مَّعَهُمۡ شَهِيدٗا ٧٢

(ليبطئن) “Ağırdan alırlar,” yani iman olarak zayıf olduğundan veya kendisinde nifak bulunduğundan dolayı kendi nefsinde cihadı ağırdan alır. Ve kendini de başkalarına, “Sizlere olan şefkatimden” şeklinde şefkat sahibi göstererek kesin bir şekilde başkalarına da bunu emreder. Ki bu yaptığı, aldatmanın ta kendisidir. Şüphesiz ki bu da düşmanın cesaretlenmesini ve bundan mütevellit başarısızlığa sebep olacak zayıflığı doğurur. (el-Bikâî, 2/278.)
Soru: Cihaddan ve hayır amellerinden geri kalıp ağırdan almak neye sebep olur?

سورة النساء Ayetler 0 - 72

وَإِنَّ مِنكُمۡ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنۡ أَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٞ قَالَ قَدۡ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيَّ إِذۡ لَمۡ أَكُن مَّعَهُمۡ شَهِيدٗا ٧٢

Âyetin mânası şudur: O kişi başkasını yavaşlatıp alıkoyuyor ve savaş konusunda onu, geri kalmaya yöneltiyor. (فان اصابتكم مصيبة) “Eğer size bir felâket erişirse,” yani ölüm ve hezimet erişirse… Mânası şudur: Müminler hezimete uğradığı zaman münafığın onlardan geri kalması, münafığı sevindirir. (İbn Cüzeyy, 1/198.)
Soru: Bu âyette münafıkların iki sıfatı yer almaktadır. Bunlar nelerdir?