Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮏ

ﰼ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ١٢٢ ١٢٢
ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ١٢٣ ١٢٣
ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ١٢٤ ١٢٤
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
١٢٥ ١٢٥
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ١٢٦ ١٢٦
ﮝ ﮞ
ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ١٢٧ ١٢٧

ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ
ﯓ ١٢٨ ١٢٨
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ١٢٩ ١٢٩
ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ
ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ١٣٠ ١٣٠
ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ١٣١ ١٣١
ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ١٣٢ ١٣٢
66
سورة آل عمران Ayetler 0 - 123

وَلَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدۡرٖ وَأَنتُمۡ أَذِلَّةٞۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٢٣

Yüce Allah Uhud hadisesini zikrettikten sonra Bedir hadisesinin zikretmeye geçti. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Müslümanlar Bedir gününde sayı ve mühimmat olarak çok zayıf, kâfirler ise son derece güçlü ve kuvvetli idiler. Ancak Yüce Allah kâfirlere karşı Müslümanlara yardım etti. Bunda zaferin, yardımın ve desteğin Yüce Allah’a tevekkül, sabır ve takvânın semeresi olduğuna en güçlü delil vardır. (el-Kâsımî, 2/402)
Soru: Uhud Harbi’nden bahsettikten sonra hemen ardından Bedir Harbi’ni zikretmesinin sebebi nedir?

سورة آل عمران Ayetler 0 - 125

بَلَىٰٓۚ إِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ وَيَأۡتُوكُم مِّن فَوۡرِهِمۡ هَٰذَا يُمۡدِدۡكُمۡ رَبُّكُم بِخَمۡسَةِ ءَالَٰفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ ١٢٥

Yüce Allah bu âyette, sabır ve takvâyla beraber onları meleklerle takviye edip kendileriyle savaşan düşmanlara karşı kendilerine yardım edeceğini açıkladı. (İbn Teymiyye, 2/135)
Soru: Sabır ve takvâ mümine yardım için meleklerin indirilmesine sebeptir. Bunu açıkla.

سورة آل عمران Ayetler 0 - 126

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ لَكُمۡ وَلِتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦۗ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١٢٦

Yani Yüce Allah’ın melekleri indirmesi ve bunu sizlere bildirmesi ancak size bir müjde olması ve kalplerinize huzur verip teskin etmesi içindir. Yoksa zafer ancak Allah katındadır. O ki dilerse siz olmadan ve sizin onlarla savaşmanıza gerek kalmadan düşmanlarından intikamını alabilir, galip gelebilirdi. Nitekim Yüce Allah başka bir âyette müminlere, savaşı emrettikten sonra şöyle buyurmuştur: “Allah’ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. (Muhammed, 47/4)” (İbn Kesîr, 1/380)
Soru: Yüce Allah’ın mücahid kullarına ihtiyacı var mıdır? Öyleyse mücahidin bundan sağladığı fayda nedir?

سورة آل عمران Ayetler 0 - 126

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ لَكُمۡ وَلِتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦۗ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١٢٦

(وما جعله الله)“Yüce Allah bunu ... kılmadı,” yani bu vaad ve yardımı (إلا بشرى لكم) “sırf bir müjde olsun,” yani kendisiyle sevinç duyacağınız bir müjde, (ولتطمئن) “ve rahatlasın,” sekinet bulsun (قلوبكم به) “kalpleriniz.” Öyleyse düşmanlarınızın sayıca çok oluşundan ve sayınızın azlığından dolayı endişelenmeyin. (وما النصر إلا من عند الله العزيز الحكيم) “Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır,” yani yardımı meleklere ve orduya atfetmeyin. Çünkü yardım/zafer ancak güç ve hikmet sahibi Allah katındadır. Öyleyse O’ndan yardım isteyip O’na tevekkül edin. Çünkü güç ve yetki O’na aittir.
Soru: Zafer için tek kaynak nedir?

سورة آل عمران Ayetler 0 - 126

وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١٢٦

Öyleyse sizinle beraber olan sebeplere itimat etmeyin. Ancak sebepler kalpleriniz için bir sükûnettir. Kendisine karşı çıkılamayan asıl zafere gelince; o, kullarından dilediğine yardımı O’nun dilemesiyle gerçekleşmesidir. Muhakkak ki Yüce Allah dilerse kullarında sünneti olduğu gibi kendisinde sebepler olana da yardım eder, dilerse de zayıf düşürülmüş mustazaf kullarına yardım eder. Bunun sebebi tüm kuvvetin elinde olduğunu ve işlerin kendisine döndüğünü bildirmek içindir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 146)
Soru: Müslümanlara yardımın Allah katında olduğunu bildirmenin faydası nedir?

سورة آل عمران Ayetler 0 - 128

لَيۡسَ لَكَ مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَيۡءٌ

Bu âyette Yüce Allah’ın seçmesinin kulların seçmesine galip olduğuna delâlet vardır. Kul -derecesi ve itibarı ne kadar yücelse de- bazen bir şey seçer, ancak hayır ve maslahat başkasında olur. Rasûlullah’ın ﷺ dahi bir işte yapabileceği bir şey yoktur. Rasûlullah’ın ﷺ dışındakiler ise evleviyetle böyledir. Yine bu âyette peygamberlere, sâlihlere ve başkalarına bağlı kalıp (onlardan yardım isteyenlere) bir reddiye vardır. Şüphesiz ki bu şirk ve akılda noksanlıktır. İşlerin hepsi elinde olanı bırakıp, zerre-i miskal bir şeye sahip olmayanlara dua ediyorlar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 147)
Soru: Bu âyetten yola çıkarak, Allah’tan başkasına, peygamberlere ve sâlihlere bağlı kalanlara nasıl cevap verirsin?

سورة آل عمران Ayetler 0 - 130

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَأۡكُلُواْ ٱلرِّبَوٰٓاْ أَضۡعَٰفٗا مُّضَٰعَفَةٗۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ١٣٠

Mutlak anlamda dünyayı sevmekten ve ona yönelmekten yüz çevirmek suretiyle kendiniz ile faiz yasağına muhalefet etme arasına bir korunak temin edin. Arzu edilen kurtuluşa ümit bağlayabilmek için bunu yapın. Varlığın mülküne ve ona sahip olan Zatın, kendisinden sakındığınız takdirde mülkünden size vermesi, hafife alıp ihmalkâr davrandığınız takdirde ise sizden menetmesi Kendisine layıktır. (el-Bikâî, 2/152)
Soru: Faizden nehyetmek ile takvâyı emretmek arasında nasıl bir alâka vardır?