Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﰁ

ﱖ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ٢٥ ٢٥
Surah Header

ﰂ

ﭦﭛﭣﭤ
ﭛ ﭜ ﭝ ١ ١ ﭟ ﭠ ٢ ٢ ﭢ ﭣ
٣ ٣
ﭥ ﭦ ﭧ ٤ ٤ ﭩ ﭪ ﭫ ٥ ٥ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ٦ ٦
ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ٧ ٧ ﭹ ﭺ
ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ٨ ٨
ﮃ ﮄ ﮅ
ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ٩ ٩
ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ١٠ ١٠
ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ١١ ١١
ﮮ ﮯ
ﮰ ﮱ ١٢ ١٢
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ١٣ ١٣ ﯙ ﯚ ﯛ ١٤ ١٤
ﯝ ﯞ ﯟ ١٥ ١٥
ﯡ ﯢ ﯣ ١٦ ١٦ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
١٧ ١٧
ﯪ ﯫ ١٨ ١٨ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ١٩ ١٩ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ٢٠ ٢٠
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ٢١ ٢١ ﯽ ﯾ ﯿ ٢٢ ٢٢
590
سورة البروج Ayetler 0 - 3

وَشَاهِدٖ وَمَشۡهُودٖ ٣

Mahlûkattan kimileri, üzerine tanıklık edilendir. Dünyanın düzeni ise ancak bu şekilde tamamlanır. Nasıl olur da yaratılan bir mahlûk, başkasının üzerine şahit, gözetici ve koruyucu olurken Yüce Yaratıcı, kulları üzerinde şahit olup onları gözetmez! (İbn Kayyim, 3/278.)
Soru: Yaratılmışların içerisinde tanıklık eden ile edilenin olduğunu haber vermedeki hikmet nedir?

سورة البروج Ayetler 4 - 5

قُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ ٤ ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ ٥

Âlimlerimiz dediler ki: Yüce Allah bu âyette, bu ümmetten mümin olanlara, kendilerinden önce Allah’ı birleyen kimselerin başına gelen sıkıntıları haber vermekte ve bununla onları teselli etmektedir. Keza Nebî ﷺ üzerinde bulundukları ve ileride karşılaşacakları eziyet, acı ve sıkıntılara karşı sabırlı olmaları için onlara, çocuğun kıssasını anlatmıştır. Bununla onlar da bu delikanlının sabır, haktaki sebat ve ona sımsıkı sarılması, davasının güçlenerek ortaya çıkması için kendini feda etmesi, yaşının küçüklüğüne rağmen insanların dinine girmesi ve sabrının büyüklüğü hususunda gösterdiği örnekliğe uysunlar. (Kurtubî, 22/192-193.)
Soru: Yüce Allah neden Ashâbu’l-Uhdûd kıssasını bizlere anlatmıştır?

سورة البروج Ayetler 0 - 9

ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ ٩

(الذي له ملك السماوات والارض) “Göklerin ve yerin mülkü Kendisine ait olan:” Yaratma ve kulluk itibariyle her şey O’na aittir. Mâlikin, mülkünde dilediği gibi tasarruf ettiği gibi onlara hükmeder. (على كل شيء شهيد) “Oysa ki Allah her şeyi görür;” ilmiyle, işitmesiyle ve görmesiyle her şeye şahittir. Allah’a baş kaldıran şu insanlar, azîz ve muktedir olan Allah’ın kendilerini azap ile yakalamasından korkmuyorlar mı? Onlar tümüyle Allah’ın kulu ve kölesi olduklarını bilmediler mi? Mâlik olan Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin başkasının üzerinde bir sultası yoktur. Onlar, Allah’ın , amellerini kuşattığını ve bu amellerine göre kendilerini cezalandıracağını bilmiyorlar mı? Hayır, hayır! Gerçek şu ki kâfirler bir aldanmanın içinde, zalim olan kimse ise hak yoldan yana bir cehâlet ve körlük içindedir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 918.)
Soru: Ashâbu’l-Uhdud’dan taşkın kimselerin hâlini zikrettikten sonra Yüce Allah’ın, yerlerin ve göklerin Kendisine ait olduğunu bildirmesindeki hikmet nedir?

سورة البروج Ayetler 0 - 10

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ ١٠

Hasan el-Basrî dedi ki: “Yüce Allah’ın şu kerem ve cömertliğine bakın! Onlar O’nun veli kullarını öldürmüşken, O, onları tevbe ve mağfirete çağırıyor!” (İbn Kesîr, 4/497.)
Soru: Bu âyetten, Yüce Allah’ın büyük kerem ve cömertliğine nasıl delil getirilir?

سورة البروج Ayetler 0 - 14

وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ ١٤

(الودود)(الغفور)Dediler ki: Meveddet, saf ve katışıksız sevgi demektir. Yüce Allah’ın “pek seven ve sevilen ((الودود)/el-Vedûd)” ismini, “çok bağışlayan ((الغفور)/el-Ğafûr)” ismiyle birlikte zikretmesinde latif bir mâna vardır. Zira bu, günah işleyen kimselerin tevbe edip Allah’a  dönmeleri hâlinde onların günahlarını bağışlayacağını ve onları seveceğini göstermektedir.
Soru: Yüce Allah’ın (الودود) “el-Vedûd” isminin, (الغفور) “el-Ğafûr” ismiyle birlikte zikredilmesindeki sır nedir?

سورة البروج Ayetler 17 - 18

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ ١٧ فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ ١٨

Bu, kavminden kâfir olan kimselere, orduya isabet eden azabın isabet edeceğini bildirmesiyle Nebîsine ﷺ bir tesellide bulunmadır. O hâlde mâna şöyle olur: Ey Muhammed! Onların haberleri kesinkes sana geldi, sen onların ne yaptıklarını ve onlara yapılanı bilmektesin. Artık sen kavmine, Allah’ın günlerini, o günlerde Allah’ın yapacaklarını hatırlat ve onlara isabet edenlerin kendilerine de isabet edeceği yönünde onları uyar. (Âlûsî, 30/39.)
Soru: Bu âyette Kureyş müşriklerine bir uyarı ve tehdit vardır. Bunu açıkla.

سورة البروج Ayetler 21 - 22

بَلۡ هُوَ قُرۡءَانٞ مَّجِيدٞ ٢١ فِي لَوۡحٖ مَّحۡفُوظِۢ ٢٢

(في لوح محفوظ) “levh-i mahfûzda bulunan;” değiştirilmekten, arttırılmaktan, eksiltilmekten ve şeytanlardan korunmuştur. Bu, Yüce Allah’ın her şeyi içinde kaydettiği levh-i mahfûzdur. Bu da Kur’ân’ın yüceliğine, büyük belâgatine ve Yüce Allah katındaki büyük değerine işaret etmektedir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 919.)
Soru: Âyetler üzerinden giderek Kur’ân-ı Kerîm’in Yüce Allah katındaki değerinden bahset.