Kuran
ﯢ
ﱓ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ
ﭫ ﭬ ٢٨ ٢٨ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ٢٩ ٢٩ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ
ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ٣٠ ٣٠ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ٣١ ٣١ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ
ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ٣٢ ٣٢ ﯢ ﯣ ﯤ ٣٣ ٣٣ ﯦ ﯧ ﯨ
٣٤ ٣٤ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ٣٥ ٣٥ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ
ﯶ ٣٦ ٣٦ ﯸ ﯹ ﯺ ٣٧ ٣٧ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
٣٨ ٣٨ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ٣٩ ٣٩ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ
٤٠ ٤٠ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ٤١ ٤١ ﰓ ﰔ ﰕ ﰖ ٤٢ ٤٢
ﰘ ﰙ ﰚ ﰛ ٤٣ ٤٣ ﰝ ﰞ ﰟ ﰠ ٤٤ ٤٤
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ ٢٧
Âhirete iman etmedikleri için Allah ve Rasûlüne ﷺ karşı sarfettikleri tüm söz ve fiilleri sarfetmeye cüret edebildiler. Bu sözlerinden biri de “Melekler, Allah’ın kızlarıdır.” sözüdür. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 82.)
Soru: Müşrikleri; Allah β, Rasûlü ﷺ ve melekler hakkında bâtıl sözleri sarfetmeye cüretlendiren sebep nedir?
فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ٢٩
Yüce Allah onların bâtıl algı, düşünce ve dalâletlerini vasfettikten sonra, Nebîsinin onlardan yüz çevirmesini emrettiğini zikretmiştir. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Onların dalâlet ile vasıflanmaları, Allah’ın zikrinden yüz çevirmelerinin neticesiydi. Bundan dolayı bu yüz çevirmenin cezası, kendilerinden yüz çevirmek olmuştur. (İbn Âşûr, 27/116-117.)
Soru: Bu âyetten, cezanın amelin cinsinden olduğunu nasıl anlarız?
وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ٢٩ ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ
Yani ilimlerinin en son erişebileceği nokta budur. Âhiret gününe iman edip tasdik eden müminlere gelince, işte onlar akıl sahipleridir. Onların gayretleri âhiret yurduna yöneliktir. Elde ettikleri ilimler, ilimlerin en üstünü ve en yücesidir ki bu ilim de Allah’ın Kitabı’ndan ve Rasûlünün sünnetinden alınan ilimdir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 820.)
Soru: Bu âyet şer’i ilmin faziletine nasıl işaret etmiştir?
ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ
Yani onlar dünya işlerini çok iyi görüp din işleri konusunda câhil kalırlar. Ferrâ dedi ki: “Yüce Allah onları küçümsemiş, hafife almıştır. Yani akıllarının ve ilimlerinin ulaştığı en son miktar/nokta, dünyayı âhirete tercih etmeleridir.” (Kurtubî, 20/41.)
Soru: Bu üslup, tahkir ve tasgir üslubu olarak isimlendirilir. Yüce Allah’ın onlarda küçümsediği husus neydi?
وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةٞ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ
Mekhûl dedi ki: “Bizler annelerimizin karınlarında birer cenin idik, bizden düşen düştü, biz kalanlardan olduk; sonra süt emen bebeklere dönüştük, bizden ölenler öldü, biz kalanlardan olduk; sonra buluğa erişen ergenlere dönüştük, ölenler öldü, biz kalanlardan olduk; sonra gençlere dönüştük ve ölenler öldü, biz kalanlardan olduk. Sonunda yaşlılar hâline geldik, -haydi, sıva kollarını- bundan sonra neyi bekliyoruz!” (el-Beğavî, 4/261.)
Soru: Bu âyette Yüce Allah’ın bizlere bir nimeti ihsan buyurduğu anlaşılıyor. Bu nimet nedir ve bu bizi neye çağırıyor?
فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ٣٢
el-Kelbî ve Mukâtil dedi ki: “İnsanlar güzel ameller işliyorlar, sonra da şöyle diyorlardı: Bizim namazımız, bizim orucumuz, bizim haccımız, bizim cihadımız... Bunun üzerine Yüce Allah şu âyeti indirdi: ‘O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.’ Yani kimin iyilik yapıp itaat ettiğini ve Allah için amelini ihlâsla yerine getirdiğini O daha iyi bilir.” (el-Beğavî, 4/312.)
Soru: Yüce Allah’ın (فلا تزكوا انفسكم) “kendinizi temize çıkarmayın” kavlinin nâzil olma sebebi nedir?
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ٣٩
Evlâtlar dünyada babalarına tâbi oldukları gibi âhirette de onlara tâbidirler. Bu tâbilik ise babaların dünyadaki gayretlerinden elde ettikleri fazilet ve mükâfat sebebiyledir. Evlâtların çabası olmaksızın eriştikleri dereceye gelince, bu onlardan kaynaklanan bir şey değildir. Bilakis babalarının faziletlerinden kaynaklanır. Zürriyetlerini kendilerine ilhak etmekle Yüce Allah cennette onların gözlerini aydın etmiştir. (İbn Kayyim, 3/82.)
Soru: Yüce Allah’ın (ليس للإنسان إلا ما سعى) “insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” kavli ile Tûr sûresinin 21. âyetinde geçen (و الذين امنوا و اتبعتهم ذريتهم بايمان الحقنا بهم ذريته) “İman edip nesilleri de imanda kendilerini izleyenler var ya, onların nesillerini kendilerine katmışızdır.” buyruğunu nasıl cemedersin?