Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﯘ

ﱑ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ﭞ ٤٨ ٤٨
ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ٤٩ ٤٩
ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ٥٠ ٥٠
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ٥١ ٥١
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ
ﮏ ﮐ ﮑ ٥٢ ٥٢
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ٥٣ ٥٣
ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ٥٤ ٥٤
ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ٥٥ ٥٥
ﮯ
ﮰ ﮱ ﯓ ٥٦ ٥٦
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ
ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ٥٧ ٥٧
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ
ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ٥٨ ٥٨
ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ٥٩ ٥٩

ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ٦٠ ٦٠
493
سورة الزخرف Ayetler 0 - 48

وَمَا نُرِيهِم مِّنۡ ءَايَةٍ إِلَّا هِيَ أَكۡبَرُ مِنۡ أُخۡتِهَاۖ وَأَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٤٨

Yüce Allah, onları azaba uğratmasındaki sebebin, doğru yola geri dönmelerini umması olduğunu açıklamıştır. (eş-Şevkânî, 4/559.)
Soru: Yüce Allah’ın, kullarına olan rahmeti, onlara dünyada azap etmesinden bile açığa çıkmaktadır. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu açıkla.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 49

وَقَالُواْ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ ٤٩

“Büyücü” sözüyle Mûsâ’yı u kastediyorlar. Bu da ya onunla alay etme bâbındandır ya da onların nazarında bu hitap bir övgü bâbındandır. İlim adamı saydıkları sihirbazlara hitap ettikleri şekilde ona da hitap ederek onu övmüş olurlar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 767.)
Soru: Toplum için âlim ve âbidlerin varlığı kaçınılmazdır. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu açıkla.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 51

وَنَادَىٰ فِرۡعَوۡنُ فِي قَوۡمِهِۦ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَيۡسَ لِي مُلۡكُ مِصۡرَ وَهَٰذِهِ ٱلۡأَنۡهَٰرُ تَجۡرِي مِن تَحۡتِيٓۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ٥١

Bu, Firavun’un derin cehâletinin bir göstergesidir. Şöyle ki: Zatının kudreti dışında olan bir şeyle övünmüş, üstelik övülecek vasıflarla ve güzel işlerle övünmemiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 767.)
Soru: Firavun’un kendini övmesinde büyük bir cehâlet vardır. Bunu açıkla.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 53

فَلَوۡلَآ أُلۡقِيَ عَلَيۡهِ أَسۡوِرَةٞ مِّن ذَهَبٍ أَوۡ جَآءَ مَعَهُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مُقۡتَرِنِينَ ٥٣

Firavun dış görünüşe baktı da baktığından daha büyük olan manevî sırrı anlamadı. Keşke bu manevî sırrı bilmiş olsaydı! (İbn Kesîr, 4/132.)
Soru: Firavun’un Mûsâ’ya u bakması selîm bir bakış değildi. Bunu açıkla.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 54

فَٱسۡتَخَفَّ قَوۡمَهُۥ فَأَطَاعُوهُۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمٗا فَٰسِقِينَ ٥٤

Firavun, Kıptî olan kavmini hafife aldı. Yani onları câhil buldu. Yine denildi ki: “Onları aptallığa ve cehâlete sevk etti.” (el-Beğavî, 4/103.)
Soru: Toplumda bid‘at ve sapmaların yaygınlaşmasının sebeplerinden biri de cehâlettir. Bunu izah et.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 55

فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَٰهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٥٥

Ömer b. Zerr dedi ki: “Ey Allah’a  isyan eden kimseler! Allah’ın  sizi cezalandırmadan size uzun bir mühlet tanımasına aldanmayın. O’nun gazabından sakının, çünkü O şöyle buyurmuştur: ‘Böylece Bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık.’” (Kurtubî, 19/64.)
Soru: Allah’ın β rahmetiyle aldanıp mâsiyetlerde aşırıya gitmenin tehlikesini bu âyet ışığında açıkla.

سورة الزخرف Ayetler 0 - 56

فَجَعَلۡنَٰهُمۡ سَلَفٗا وَمَثَلٗا لِّلۡأٓخِرِينَ ٥٦

Onların hâli insanlardan bir kısmına bir öğüt, diğer bir kısmına ise saptırma sebebi olacaktır. Kim onların hâli üzere olmayı isterse onların amellerini işler, kim de onlara erişen azaptan kurtulmak isterse onların yaptıklarından uzak kalır. (el-Bikâî, 7/39.)
Soru: Yüce Allah geçmiş toplulukları, sonradan gelen milletlere nasıl öğüt ve saptırma sebebi kılmıştır?