Kuran
ﮎ
ﰻ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ
ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ
ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ٢٧٥ ٢٧٥ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
٢٧٦ ٢٧٦ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ
ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ﮣ ٢٧٧ ٢٧٧ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ٢٧٨ ٢٧٨ ﯔ ﯕ ﯖ
ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ٢٧٩ ٢٧٩ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ٢٨٠ ٢٨٠ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ
ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ٢٨١ ٢٨١
ٱلَّذِينَ يَأۡكُلُونَ ٱلرِّبَوٰاْ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِي يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مِنَ ٱلۡمَسِّۚ
Kendisi için bir ceza olarak ve mahşer ehline kötü göstermek için mecnun gibi diriltilir. Kurtubî, 4/390.
Soru: Faiz yiyen kişi kıyamet günü nasıl diriltilir?
يَمۡحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰاْ وَيُرۡبِي ٱلصَّدَقَٰتِۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ ٢٧٦
Âyetin bu vasıfla sonlanmasında olması gereken bir uyumluluk vardır. O da faiz yiyen kimsenin Allah’ın kendisine taksim ettiği helâle rıza göstermemesi ve kendisi için meşru olan mübah kazançla yetinmemesidir. Bu kişi çirkin olan farklı kazanç yollarıyla haksız yere insanların mallarını yemek için çabalar. İşte bu kişi, üzerinde olduğu nimeti inkâr eden, çok zalim ve günahkâr kişidir. İnsanların mallarını haksız yere durmadan yiyip durur. İbn Kesîr, 1/312.
Soru: Neden faiz yiyen kişiyi küfürde ve günahta ısrar eden şeklinde vasıflandırmıştır?
يَمۡحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰاْ وَيُرۡبِي ٱلصَّدَقَٰتِۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ ٢٧٦
İbn Abbas’tan rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: “(يمحق الله الربا) ‘Allah faizi tüketir (faiz karışan malın bereketini giderir).’ Yani Yüce Allah o kişiden sadaka, cihad, hac ve sıla-i rahimi kabul etmez.
(ويربى الصدقات) ‘sadakaları ise bereketlendirir.’ Yani dünyada onların meyvelerini verip bereketlendirir, âhirette de ecrini ve sevabını kat kat arttırır.
(والله لا يحب كل كفار) ‘Allah (faizin haramlığı hususunda ve faizi yemek suretiyle fâcir olup) günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez’” el-Beğavî, 1/302.
Soru: Faizi yemekten doğan neticeler nelerdir?
يَمۡحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰاْ وَيُرۡبِي ٱلصَّدَقَٰتِۗ
Bunun böyle olmasının sebebi, cezanın amelin cinsinden olmasındandır. Çünkü faiz yiyen kişi insanlara zulmetmiş ve meşru olmayan bir yolla mallarını almak suretiyle insanlara zulmetmiş olur. Bundan dolayı malının gitmesiyle cezalandırılmış oldu. Türlü ihsanlar ile insanlara ihsanda bulunana gelince; o kişinin Rabbi, kendisinden daha çok ikram sahibidir. O kişi, O’nun kullarına ihsanda bulunduğu gibi Yüce Allah da ona ihsanda bulunur. Tefsîru’s-Sa‘dî, 117.
Soru: Neden faiz yiyen kişi malının yok olmasıyla cezalandırılırken muhsin olan kişi malının çoğaltılmasıyla mükâfatlandırılır?
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٢٧٧
Özellikle namaz ve zekât zikredilmiştir. Çünkü bu iki amele teşrif olarak ve ehemmiyetlerine dikkat çekmek için bu iki amel geri kalan sâlih amelleri kapsamıştır. Öyle ya namaz bedenî amellerde, zekât ise malî amellerde, tüm amellerin başıdır.Kurtubî, 4/403.
Soru: Neden Yüce Allah özellikle namazı ve zekâtı zikretti?
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَذَرُواْ مَا بَقِيَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٢٧٨
Faiz ile iman bir araya gelemez. Nitekim İsrâiloğulları’nın maruz kaldığı kötü musibetlerin ve kıtlıkla cezalandırılmalarının bu ümmetin başına gelmesinin tek sebebi, faizle muamele yapan kişinin bu amelinden kaynaklanmaktadır. el-Bikâî, 1/541.
Soru: Neden faiz hakkında şiddetli bir haram kılma hükmü gelmiştir?
وَٱتَّقُواْ يَوۡمٗا تُرۡجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٢٨١
Her kim Yüce Allah’a döndürüleceğini, Yüce Allah’ın kendisini küçük-büyük, açık-gizli her şeyden hesaba çekeceğini ve Yüce Allah’ın zerre-i miskal kendisine zulmetmeyeceğini bilse bu durum, kendisi için korku ile ümidi zorunlu kılar. Tefsîru’s-Sa‘dî, 117-118.
Soru: Kişinin Allah’a döneceğini bilmesinin semeresi nedir?