Kuran
ﮭ
ﱎ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
٥٥ ٥٥ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ
ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ٥٦ ٥٦ ﮁ ﮂ ﮃ
ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ٥٧ ٥٧ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ٥٨ ٥٨
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ٥٩ ٥٩ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ
ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ٦٠ ٦٠ ﯫ ﯬ
ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ٦١ ٦١ ﯳ ﯴ ﯵ
ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ٦٢ ٦٢
لَّا جُنَاحَ عَلَيۡهِنَّ فِيٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ أَخَوَٰتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُنَّۗ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَۚ
Burada özellikle hanımların anılması ve bu emirde onların yer alması, kendilerini az kollamaları ve çokça serbest davranmaları dolayısıyladır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. (Kurtubî, 18/213)
Soru: Âyetin sonunda özellikle kadınların takvâ ile emrolunmasının hikmeti nedir?
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِيِّۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيۡهِ وَسَلِّمُواْ تَسۡلِيمًا ٥٦
Yüce Allah, kullarına, Peygamberi’nin yücelerin yücesindeki (Mele-i A‘lâ) makamını haber veriyor ve onu kendisine yakın meleklerin yanında övdüğünü, meleklerin de onun için mağfiret dilediklerini bildiriyor. Sonra da bu süflî âlemdeki (dünyadaki) insanlara, Peygamberi’ne salât ve selâm getirmelerini emrediyor ki ulvî ve süflî âlemin varlıkları ona övgü ve senada ittifak edip birleşsinler. (İbn Kesîr, 3/487)
Soru: Yüce Allah kendisinin ve meleklerin Peygamber’i övmesini haber verdikten sonra ona salât ve selâm edilmesini neden emretti?
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابٗا مُّهِينٗا ٥٧
İncitmenin (eziyet vermenin) mânası eziyetin O’na bir zarar vermesi anlamında değildir. Çünkü hiçbir şey Yüce Allah’a fayda vermediği gibi zarar da vermez. Denildi ki: Bu cümle hazfedilen bir muzaf üzerinedir ki takdiri şöyledir: Allah’ın dostlarına eziyet verirler. Ancak birinci mâna daha doğrudur. Çünkü hadiste Yüce Allah’ın şöyle dediği vârit olmuştur: “Âdemoğlu Bana sövdü, hâlbuki Bana sövmek ona yakışmazdı. Bazısı da Beni yalanladı, hâlbuki Beni yalanlamak ona yakışmazdı. Âdemoğlunun Bana sövmesi, ‘Allah bir çocuk edindi’ sözüdür. Beni yalanlamasına gelince, ‘Beni ilk defa yarattığı gibi, Allah beni öldükten sonra tekrar yaratamaz’ sözüdür.” (Buhârî, 4974) (İbn Cüzeyy, 2/196)
Soru: Yüce Allah’a eziyet nasıl olur?
وَٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ بِغَيۡرِ مَا ٱكۡتَسَبُواْ فَقَدِ ٱحۡتَمَلُواْ بُهۡتَٰنٗا وَإِثۡمٗا مُّبِينٗا ٥٨
Yüce Allah müminlerin değerini yüceltmek için onlara eziyet etmenin haramlığını Rasûlullah’a eziyete ilhak etti. Bu sırayla zikredilme sebebi ise onların rütbelerinin Rasûlullah’ın rütbesinden daha aşağıda olduğuna işaret etmek içindir. Bu, Nebî’ye saygıya dair hükümler ile onun zevcelerinin, kızlarının ve müminlerin hanımlarının riayet etmesi gereken âdâb arasında zikredilmiş istitrat (ara cümle) türünden bir buyruktur. (İbn Âşûr, 22/105)
Soru: Neden müminlerin saygınlığı Rasûlullah’ın ﷺ saygınlığından sonra zikredildi?
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ يُدۡنِينَ عَلَيۡهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّۚ
Yüce Allah Nebîsi’ne, genel olarak tüm kadınlara dış örtülerini üstlerine almalarını emretmesini ve kadınlar içerisinden de kendi eşleri ve kızlarıyla başlamasını emretti. Çünkü başka birine bir şeyi emredecek olan kimsenin başkalarından önce kendi ehlinden başlaması gerekir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6) (Tefsîru’s-Sa‘dî, 672)
Soru: Davetçi ve ilim talebesinin bu âyetten istifade edeceği davetle ilgili fayda nedir?
۞لَّئِن لَّمۡ يَنتَهِ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡمُرۡجِفُونَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لَنُغۡرِيَنَّكَ بِهِمۡ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلٗا ٦٠
Yüce Allah akıllarına gelebilecek, nefislerinin kendilerine fısıldayıp kendisini kışkırttığı her türlü şerri kapsaması için âyette vazgeçmeleri gereken işi zikretmemiştir. Örneğin insanların akıllarına şüpheler sokmaları, şerre çağırmaları, İslâm’a ve Müslümanlara sövmeleri, Müslümanların gücünü kırmaya çalışmaları, mümine kadınlara çirkin iftiralar atmaları ve daha başka kötülükler bunlardan bazılarıdır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 672)
Soru: Neden yalan haber yayanlardan sudûr eden kötülüğün ne olduğu zikredilmedi?
۞لَّئِن لَّمۡ يَنتَهِ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡمُرۡجِفُونَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لَنُغۡرِيَنَّكَ بِهِمۡ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلٗا ٦٠
Bu buyrukta Müslümanların arasında kalarak onlara zarar vermeye çalışan kimseleri uzaklaştırıp yok etmek gerektiğine delil vardır ki bu şekilde şerden ve fitnelerden uzak olabilirsin. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 672)
Soru: Âyette şer ehlinden uzaklaşıp onları da Müslümanların olduğu yerden uzaklaştırmak gerektiğine dair bir tevcih vardır. Bunu açıkla.