Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮭ

ﱎ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ٤٤ ٤٤ ﭛ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ٤٥ ٤٥
ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ٤٦ ٤٦
ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ٤٧ ٤٧
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ٤٨ ٤٨

ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ٤٩ ٤٩
ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ
ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ٥٠ ٥٠
424
سورة الأحزاب Ayetler 45 - 46

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ شَٰهِدٗا وَمُبَشِّرٗا وَنَذِيرٗا ٤٥ وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذۡنِهِۦ وَسِرَاجٗا مُّنِيرٗا ٤٦

Yüce Allah’ın, Rasûlü Muhammed’i nitelendirdiği bu vasıflar, risâletinin asıl maksadı, özü ve kendisiyle mahsus kılındığı usulleridir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 667.)
Soru: Neden bu beş vasıf özellikle Nebîmiz ﷺ için zikredilmiştir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 45

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ شَٰهِدٗا وَمُبَشِّرٗا وَنَذِيرٗا ٤٥

“Müjdeleyici” vasfı “uyarıcı” vasfının önüne geçirilmiştir. Çünkü Nebî’de ﷺ galip gelen vasıf, müjdelemedir. Zira o bütün âlemlere rahmetti. Ayrıca ümmetinden iman edenlerin sayısı da çoktur. (İbn Âşûr, 22/53.)
Soru: Neden âyet-i kerîmeden Nebî’nin ﷺ vasıfları arasından “müjdeleyici” vasfı “uyarıcı” vasfından önce zikredilmiştir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 46

وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ

Davet makamında olan birçok kişide olduğu gibi o ﷺ nefsine değil, ihlâslı bir hâlde sırf Yüce Allah’a davet etmiştir, O’na has kılmıştı. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 667.)
Soru: İhlâs konusunda davetçi olan kimselerde yanlışa meyletme hasıl olabilir. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu izah et.

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 47

وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضۡلٗا كَبِيرٗا ٤٧

İbn Atıyye  der ki: “Babam bize şöyle dedi: ‘Yüce Allah’ın Kitabı’ndan yanımda en ümit verici âyet budur. Çünkü Yüce Allah, Nebîsine, müminler için büyük bir lütuf olduğunu müjdelemesini emretti. Yüce Allah bu büyük lütfu şu kavlinde beyan etmiştir: ‘İman edip sâlih ameller işleyenlerse cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında onlara istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.’” (Şûrâ, 42/22.)- (Kurtubî, 16/173.)
Soru: Âlimlerden bazıları bu âyeti nasıl en ümit verici âyetlerden saymışlardır?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 48

وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَدَعۡ أَذَىٰهُمۡ

Çünkü bu, onları İslâm’ı kabul etmeye çekebilir ve onların Peygamber’e ﷺ ve Müslümanlara yapacakları birçok eziyetten vazgeçmelerine vesile olabilir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 668.)
Soru: Neden Yüce Allah kâfirlere ve münafıklara eziyet etmekten sakındırdı?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 48

وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَدَعۡ أَذَىٰهُمۡ

Yani din konusunda ve onlarla uzlaşma konusunda sana önerdikleri nazikçe davranış konusunda onlara itaat etme. (Kurtubî, 16/173.)
Soru: Kâfirler ve münafıklar davetçiden belli bir şeyi istiyorlar. Bu nedir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 49

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَكَحۡتُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقۡتُمُوهُنَّ مِن قَبۡلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمۡ عَلَيۡهِنَّ مِنۡ عِدَّةٖ تَعۡتَدُّونَهَاۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحٗا جَمِيلٗا ٤٩

Yüce Allah’ın, ayrılığın verdiği ağır düşünceleri defedip onarmak için dünya metaından bir kısım ile onları mutlu etmeyi emretmektedir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 668.)
Soru: Burada bağışın meşru kılınmasındaki hikmet nedir?