Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮭ

ﱎ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ
ﭩ ٣٦ ٣٦
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ
٣٧ ٣٧
ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ
ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ٣٨ ٣٨
ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ
ﯤ ﯥ ٣٩ ٣٩
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ٤٠ ٤٠

ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ٤١ ٤١
ﰂ
ﰃ ﰄ ٤٢ ٤٢
ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ
ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ٤٣ ٤٣
423
سورة الأحزاب Ayetler 0 - 36

وَمَا كَانَ لِمُؤۡمِنٖ وَلَا مُؤۡمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمۡرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُ مِنۡ أَمۡرِهِمۡۗ

Âyetin mânası şudur: Allah ve Rasûlünün (hükmünün) olduğu yerde mümin erkek ve kadının seçme hakkı yoktur. Bilakis, Allah’ın ve Rasûlünün emrine teslim olup boyun eğmeleri şarttır/farzdır. (İbn Cüzeyy, 2/189.)
Soru: Kitap ve Sünnet’ten mümine bir delil ulaştığında onun yapması gereken nedir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 37

وَإِذۡ تَقُولُ لِلَّذِيٓ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ وَأَنۡعَمۡتَ عَلَيۡهِ أَمۡسِكۡ عَلَيۡكَ زَوۡجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ

Eşinden ayrılma konusunda istişarede bulunmak için gelen kimseye verilecek güzel görüşlerden biri de düzeltmeye imkân buldukça yanında tutmasını öğütlemektir. Bu, ayrılıktan daha iyidir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 666.)
Soru: Eşini terk etmek isteyen kimseye yapılması gereken tevcih nedir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 37

وَتُخۡفِي فِي نَفۡسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبۡدِيهِ وَتَخۡشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَىٰهُۖ

Nebî ﷺ kendisine vahyedilenleri açık bir şekilde tebliğ etmiştir. Kendisine vahyedilen her şeyi tebliğ etmiştir. Hatta bu âyette kendisine yapılan kınamayı bile! (Tefsîru’s-Sa‘dî, 666.)
Soru: Nebî ﷺ kendisine vahyolunanı tüm samimiyetiyle ve açık bir şekilde tebliğ etmiştir. Bu âyetten bu mânaya nasıl delil getirirsin?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 37

فَلَمَّا قَضَىٰ زَيۡدٞ مِّنۡهَا وَطَرٗا زَوَّجۡنَٰكَهَا لِكَيۡ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ حَرَجٞ فِيٓ أَزۡوَٰجِ أَدۡعِيَآئِهِمۡ إِذَا قَضَوۡاْ مِنۡهُنَّ وَطَرٗاۚ

Fiilî talim, kavlî talimden daha etkilidir. Özellikle fiil, kaville birleştiğinde, işte o zaman nûr üstüne nûr olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 666.)
Soru: Âyet-i kerîmede amelî tatbik ile eğitmeye işaret vardır. Bunu açıkla.

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 40

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٖ مِّن رِّجَالِكُمۡ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّۧنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٗا ٤٠

Yanlış anlaşılacak mânanın önüne geçmek için Yüce Allah (و لكن رسول الله) “Fakat o, Allah’ın Rasûlü’dür” buyurdu. Tâ ki bununla babalığı nefyettiğinde onun ile ümmeti arasındaki merhamet ve iyiliğin koptuğu vehmini ortadan kaldırsın. Dolayısıyla onun Allah’ın Rasûlü olduğu bildirilerek, onlara olan şefkat ve merhametinde; onların da ona saygı duyup, iyi davranmalarında ümmeti için bir baba mesabesinde olduğu hatırlatılmış oldu. Nitekim bütün peygamberlerin, ümmetleriyle bağı bu esas üzere kurulmuştur. (İbn Âşûr, 22/44.)
Soru: Âyet-i kerîmede zikredilen; (و لكن رسول الله) “Fakat o, Allah’ın Rasûlü’dür” sözündeki fayda nedir?

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 41

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرٗا كَثِيرٗا ٤١

Diğer amellerin aksine Yüce Allah, Zatını zikretme emrini “çok yapma”yla nitelendirmiştir. Zikir, kalp ve dil ile olur. Bu zikirlerin de birçok çeşidi vardır: Tehlil (lâ ilâhe illallah), tesbih (subhanallah), hamd (elhamdülillah), tekbir (Allahu ekber) ve Yüce Allah’ın isimlerini zikretmek bunların bir kısmıdır. (İbn Cüzeyy, 2/191.)
Soru: Diğer faziletli amellerin yanında zikir hangi yönüyle özel kılınmıştır. Bu âyetten yola çıkarak açıkla.

سورة الأحزاب Ayetler 0 - 41

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرٗا كَثِيرٗا ٤١

Yüce Allah kullarına verdiği nimetlere karşılık, kulların da Zatını çokça zikredip şükretmelerini emretmiştir. İnsana kolay gelmesi ve ecrinin büyüklüğü sebebiyle Yüce Allah bu amel için bir sınır koymamıştır. İbn Abbas h dedi ki: “Aklını yitiren kimse haricinde hiç kimse Allah’ı zikretmede mazur görülmez.” (Kurtubî, 16/167.)
Soru: Allah’ı zikretmeyi terk eden kimsenin bir mazereti olabilir mi?