Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮪ

ﱍ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ
٦ ٦
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ٧ ٧
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ
ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ٨ ٨
ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ
ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ
ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ
ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ٩ ٩
ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ﮱ ١٠ ١٠
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ
١١ ١١
ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ١٢ ١٢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
١٣ ١٣
ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ١٤ ١٤ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ١٥ ١٥
405
سورة الروم Ayetler 0 - 6

وَعۡدَ ٱللَّهِۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٦

Âyette vaadin Yüce Allah’a izafe edilmesi, bu vaadin muhakkak gerçekleşeceğine işarettir. Çünkü doğru sözlü, her şeye güç yetiren ve başkasına muhtaç olmayan bir zatın sözünden dönmesini gerektirecek hiçbir şey yoktur. (İbn Âşûr, 21/48)
Soru: Vaadin Yüce Allah’a nispet edilmesi ne ifade eder?

سورة الروم Ayetler 0 - 7

يَعۡلَمُونَ ظَٰهِرٗا مِّنَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ عَنِ ٱلۡأٓخِرَةِ غَٰفِلُونَ ٧

Şaşılacak durumlardan biri de bu kısımdaki insanların çoğunun, dünyanın görünen yüzü hakkında akılları hayrette ve dehşette bırakacak düzeyde kıvrak zekâya sahip olmalarıdır. Çok acayip! Nükleer güç; elektronik aletler; kara, deniz ve hava taşıtları açısından öyle ilerlemeler kaydetmişlerdir ki bu hususta gerçekten de üstünlük sağlayarak öne geçmişlerdir... Ancak bunlarla beraber dinleri hususunda insanların en akılsızlarıdır. Âhiret konusunda onlardan daha gafil kimse yoktur. İşlerinin âkıbetini onlardan daha az kavrayan kimse yoktur. Basiret sahipleri ise onların, câhillikleri içinde şaşkınca dolaştıklarını, sapıklıkları içinde bocaladıklarını, bâtılları içinde gidip geldiklerini görmektedirler... Bütün bunların neticesinde emrin bütünüyle Allah’a ait olduğunu, kulları hakkında yalnız O’nun hüküm verdiğini, her şeyin O’nun muvaffak kılmasına veya yardımını esirgemesine bağlı olduğunu anlarlar. Rablerinden korkar ve kendilerine bağışlamış olduğu akıl ve iman nûrunu tamamlamasını isterler ki O’na kavuşabilsinler ve O’nun himayesine girebilsinler. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 637.)
Soru: Dünya ilmi ile âhiret ilmini nasıl dengeleriz?

سورة الروم Ayetler 0 - 7

يَعۡلَمُونَ ظَٰهِرٗا مِّنَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ عَنِ ٱلۡأٓخِرَةِ غَٰفِلُونَ ٧

Hasan el-Basrî der ki: “Onlardan biri tırnağının bir kenarıyla dirheme bastırır da hatasız bir şekilde ağırlığını söyler. Ama namaza gelince, onu gereği gibi yerine getirmez. Bu gibilerin sayısı pek çoktur. Böyle biri dünya ehli indinde yüce olsa da Allah katında hakirdir. Çünkü onlar kendilerine fayda sağlayacak hususlarda hayvanların seviyeleriyle eşit olmaktan öteye geçememişlerdir. Zira hayvanlar da kendilerine fayda sağlayacak şeyleri bildiklerinde türlü hilelere başvurur, kendilerine zarar verecek bir şeyle karşılaştıklarında da türlü aldatmalarla o zararı defederler.” (el-Bikâî, 15/44-45.)
Soru: Âhirette fayda sağlayan ilim hangisidir?

سورة الروم Ayetler 0 - 7

يَعۡلَمُونَ ظَٰهِرٗا مِّنَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ عَنِ ٱلۡأٓخِرَةِ غَٰفِلُونَ ٧

Yani maişetlerini nasıl sağlayacaklarını, nasıl kazanç elde edeceklerini, nasıl ticaret yapacaklarını, ne zaman ekip biçeceklerini, hasat edeceklerini ve nasıl bina kurup yaşayacaklarını bilirler. (و هم عن الآخرة هم غافلون) “Âhiretten ise onlar tamamen gafildirler.” Âhireti unuturlar, bu konuda câhildirler. Âhireti düşünüp onun için çalışmazlar. (el-Beğavî, 3/488.)
Soru: Dünyevî ilimleri bilenler ne zaman kınanırlar?

سورة الروم Ayetler 0 - 9

فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٩

Onlar faydayı celbedecek şeyin yerine zararı olanı getirerek zulmetmeyi sürdürüyorlardı. Çünkü onlar kendisiyle hak ile bâtılı ayırt etmeleri için yerleştirdiğimiz akıllarını ibret almak için kullanmıyorlardı. Yol göstericilerin onların üzerindeki perdeleri kaldırarak getirdikleri hidâyeti kabul etmezler. Apaçık âyetlerle onları ikna ettikleri zamanda bu gayyalarından da dönmezler. Bilakis gafletten inada geçerler. (el-Bikâî, 15/52.)
Soru: Aklın kullanılmaması nasıl zulüm olur?

سورة الروم Ayetler 0 - 9

وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٩

(ولكن كانوا أنفسهم يظلمون) “fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.” Zulümlerinin devamlı ve tekraren süregeldiğine ve Allah’ın onlara mühlet vermesine rağmen onlar bu fiillerden vazgeçmeyince onları yakalayıverdiğine delâlet etmek için nefislerine zulmetme anlamında olan “zulüm” kelimesi muzâri sîgasıyla tabir edilmiştir. (İbn Âşûr, 21/58.)
Soru: Müşriklerin kendi nefislerine zulmettiklerinin ifade edilmesinde muzâri sîgasının kullanılmasının faydası nedir?

سورة الروم Ayetler 0 - 15

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَهُمۡ فِي رَوۡضَةٖ يُحۡبَرُونَ ١٥

(يحبرون) “nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır,” yani nimetin izi üzerlerinde belirecektir. Yahyâ İbn Kesîr dedi ki: “Bu, cennetteki şarkıdır.” İmam Evzâî de bunu zikrederek şu eklemeyi yapar: “Cennet ehli şarkıya başladılar mı tesbih ve takdis ile karşılık vermeyecek hiçbir ağaç kalmaz.” (Kurtubî, 16/406.)
Soru: Âyet-i kerîmeden yola çıkarak müminin cennetteki hâlinin nasıl olacağını açıkla.