Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮨ

ﱌ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ
ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ٧٨ ٧٨
ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ٧٩ ٧٩
ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ٨٠ ٨٠
ﮘ ﮙ
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ٨١ ٨١
ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ٨٢ ٨٢
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ
٨٣ ٨٣
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ
ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ٨٤ ٨٤
395
سورة القصص Ayetler 0 - 78

قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَ لَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ

Kendisine fayda sağlayacak ilme vâkıf olmadı mı? Maddî ve manevî olarak ondan daha güçlü olan, mal veya topluluk olarak kendisini çepeçevre kuşatıp hizmet eden kimselere Yüce Allah’ın yaptıklarını bilmez mi ki kendisi sebebiyle aldandığı hususta aldanmasın! (Âlûsî, 10/326)
Soru: Kendisiyle veya malıyla aldanan kimse hakkında Yüce Allah’ın kanunu nedir?

سورة القصص Ayetler 0 - 80

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗاۚ

Olması gerektiği üzere dünya ve âhiret ahvalleri ile ilgili (و قال الذين اوتوا العلم) “Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise...” Bunların “âhiret sevabını isteyenler” olarak nitelendirilmeme sebebi, dünya ve âhiret ahvalini bilmenin, dünyadan yüz çevirip âhirete yönelmeyi zorunlu kılmasına, aynı şekilde dünyayı temenni edenlerin bu temennilerindeki sebebin bu iki diyar hakkında bir bilgiye sahip olmadıklarına dikkat çekmek içindir. (Âlûsî, 10/327)
Soru: Her kim ilim üzere dünyanın ziynetlerinden yüz çevirip, yine ilim üzere âhirete yönelirse başkasına nispeten fitnelere karşı daha sebatkâr olur. Âyet-i kerîme üzerinden bunu izah et.

سورة القصص Ayetler 0 - 80

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗاۚ

Kendilerine ilim verilenler dünya hayatını isteyenlere beddua etmezler. Çünkü öğüdün alınmasına daha çok yardımcı olması açısından öğüt makamında hitabın yumuşak olması uygun olur. Fakat kendilerine ilim verilenler, onların kalplerinin dünya hayatının süsüne aldanmasına, dine ve faydalı ilme yönelerek elde edebilecekleri Allah’ın sevabına önem vermek yerine Kârûn’un hâline gıpta etmelerine şaşırıyorlar. Ki onlar Kârûn’un dinî faziletlerle süslenip ahlâklanmadığını da pekâlâ biliyorlardı. (İbn Âşûr, 20/184)
Soru: İlim ehli olanların (ويلكم) “Yazıklar olsun size” sözleriyle kastettikleri nedir?

سورة القصص Ayetler 0 - 80

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗاۚ وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ ٨٠

(الصابرون) “sabredenler” sözüyle kastedilenler, dünya süsünü talep etmeme noktasında sabredip sâlih amellerin karşılığında verilen Allah  katındaki bol sevabı, dünyanın lezzetlerine ve şehvetlerine tercih edip Allah’a itaatte gayret sarf eden ve dünya hayatını terk edenlerdir. (Taberî, 19/269)
Soru: Fitne zamanlarında sebatkâr olmaya muvaffak olanlar kimlerdir?

سورة القصص Ayetler 0 - 80

وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ ٨٠

(ولا يلقيها الا الصابرون) “Ona da ancak sabredenler kavuşabilir,” yani ilim ehlinin söylediği bu kelimelere ya da nasihate ancak darlıkta da bollukta da ihtiyaçlarına karşı sabredenler, kendilerini itaatlere karşı sabırlı kılanlar ve sabrın kendileri için ahlâk hâline geldiği kimseler kavuşabilir. Öznenin çoğul olarak zikredilmesi, yardımlaşmaya teşvik etmek ve dini, zorluğundan ötürü tek kişinin yüklenemeyeceğine işaret etmek içindir. (el-Bikâî, 14/358)
Soru: Sabır, yardımlaşmaya ihtiyaç duyan büyük bir ahlâktır. Âyet-i kerîme bu mânaya nasıl delâlet etmiştir?

سورة القصص Ayetler 0 - 81

فَخَسَفۡنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلۡأَرۡضَ

Ceza, amelin cinsine göre verilir. Kârûn nasıl ki kendini Allah’ın kullarının üstünde gördüyse Yüce Allah da hem onu hem de kendisiyle aldandığı yurdunu, eşyalarını ve alet-edevatını aşağıların en aşağısına indirdi. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 624)
Soru: Kârûn’a, diğer azap türleriyle değil de neden özellikle yerin dibine geçirmek suretiyle azap edildi?

سورة القصص Ayetler 0 - 83

تِلۡكَ ٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ نَجۡعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوّٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فَسَادٗاۚ

Kasas sûresi Firavun’un durumuyla; onun liderlik, saygınlık ve otoriterliğiyle yeryüzünde yücelik taslamasının anlatılmasıyla açıldı. Sûrenin sonunda ise Kârûn’un, ona verilen malların ve bu otoritenin zikrinden sonra birinin otoritesinin âkıbeti, diğerinin mallarının âkıbeti zikredildi, ardından da Yüce Allah şöyle buyurdu: “İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz.” Tıpkı Firavun’un ve Kârûn’un hâlinde olduğu gibi. (İbn Teymiyye, 5/90)
Soru: Neden Kasas sûresi, cennet ehlinin iki vasfı olan yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı arzulamayanların zikredilmesiyle bitirilmiştir?