Kuran
ﮥ
ﱋ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ٦٨ ٦٨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ
ﭯ ﭰ ٦٩ ٦٩ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ٧٠ ٧٠ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ
ﮊ ﮋ ﮌ ٧١ ٧١ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ٧٢ ٧٢ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ٧٣ ٧٣ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ﮯ ٧٤ ٧٤ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ
ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ٧٥ ٧٥ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ﯡ ٧٦ ٧٦ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ٧٧ ٧٧
ﮦ
وَٱلَّذِينَ لَا يَدۡعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقۡتُلُونَ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَا يَزۡنُونَۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ يَلۡقَ أَثَامٗا ٦٨
En büyük günahlar Yüce Allah’ın da sırasıyla zikrettiği üzere, küfre girmek, haksız yere bir cana kıymak, sonra da zina etmektir. Sahîhayn’da geçtiği üzere Abdullah b. Mes’ûd şöyle dedi: Rasûlullah’a ﷺ , “Allah indinde en büyük günah hangisidir?” diye sordum, “Seni yaratmış olduğu hâlde Allah’a şirk (ortak) koşmandır.” buyurdu. “Bundan sonra hangisidir?” dedim, “Seninle beraber yemek yiyeceğinden korkarak evlâdını öldürmendir.” dedi. “Ondan sonra hangisidir?” dedim, “Ondan sonra komşunun helâli ile zina etmendir.” (Buhârî, 4477.) buyurdu. Bu tertibin makul bir anlamı vardır, o da insanın güç duyusunun olmasıdır ki bunlar, akıl gücü, öfke gücü ve şehvet gücüdür. (İbn Teymiyye, 5/21-22.)
Soru: Âyet-i kerîmede zikredilen günahlar neden şirk, öldürme ve zina tertibiyle zikredilmiştir?
إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلٗا صَٰلِحٗا فَأُوْلَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمۡ حَسَنَٰتٖۗ
Bu geçmiş günahlar nasuh bir tevbeyle iyiliklere dönüşür. Bunun sebebi de kişinin geçmişi her düşündüğünde pişmanlık duyup Allah’a dönmesi ve istiğfarda bulunmasıdır. Bu itibarla günahlar itaate dönüşür. Kıyamet gününde ise her ne kadar kul bunları kendi aleyhine yazılmış bulsa da bunlar kendisine zarar vermez ve sahifesinde iyiliklere dönüşür. (İbn Kesîr, 3/316.)
Soru: Âyet-i kerîmeden yola çıkarak sadık tevbenin üstün faziletini açıkla.
وَٱلَّذِينَ لَا يَشۡهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّواْ بِٱللَّغۡوِ مَرُّواْ كِرَامٗا ٧٢
(لا يشهدون الزور) “yalan yere şahitlik etmezler,” yani yalana şahitlik etmezler ki bu da şahitlikte bulunmaktır. Yine denildi ki: “Yalan ve eğlence ortamlarında bulunmazlar mânasındadır.” Kelime bu anlamıyla hazır bulunup şahitlikte bulunmak mânasındadır. Ancak birinci mâna daha güçlüdür. (و اذا مروا باللغو مروا كراما) “boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.” (اللغو) “lağv,” her türlü çirkin sözdür. (مروا كراما) “vakar ile (oradan) geçip giderler” kavlinin mânası ise o işten yüz çevirmeleri ve nefislerini bu tür şeylerden uzak tutmak için hayâ ederek onlarla beraber olmamalarıdır. (İbn Cüzeyy, 2/113.)
Soru: İçinde bir mâsiyetin veya çirkin sözün geçtiği bir ortamdan geçerken Müslümanın ne yapması gerekir?
وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَمۡ يَخِرُّواْ عَلَيۡهَا صُمّٗا وَعُمۡيَانٗا ٧٣
(لم يخروا عليها صما و عميانا) “onlara karşı sağır ve kör davranmazlar,” yani Allah’ın âyetlerinden yüz çevirmezler, bilakis kulaklarıyla ve kalpleriyle o âyetlere yönelirler. (İbn Cüzeyy, 2/113.)
Soru: Kur’ân âyetlerini işittiğinde Müslüman’ın kendisiyle süslenmesi gereken vasıflar nelerdir?
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡيُنٖ
Onlar kendisiyle faydalanacakları en mükemmel duayı yaparak eşlerinin ve zürriyetlerinin sâlihlerden olmaları için niyaz ederler. Onlara (dinlerini) öğretmek de vaz-u nasihat etmek de bu duanın gerektirdiklerindendir. Çünkü bir şey üzerine hırs gösterip bunun için dua eden kimsenin buna ulaştıracak unsurları da yerine getirmesi gerekir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 588.)
Soru: Eşlerin ve çocukların sâlih olmaları için dua etmek bir şeyi gerektirir. Bu nedir?
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡيُنٖ
el-Kurazî der ki: “Eşini ve evlâtlarını Yüce Allah’a itaat ediyorken görmekten daha fazla müminin gözünü aydınlatacak bir şey yoktur.” (el-Beğavî, 3/347.)
Soru: Müminin kendisiyle gözünün aydın olduğu en büyük şey nedir?
أُوْلَٰٓئِكَ يُجۡزَوۡنَ ٱلۡغُرۡفَةَ بِمَا صَبَرُواْ وَيُلَقَّوۡنَ فِيهَا تَحِيَّةٗ وَسَلَٰمًا ٧٥ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ حَسُنَتۡ مُسۡتَقَرّٗا وَمُقَامٗا ٧٦
İşte bunlar toplamda on bir haslettir: Tevazu, yumuşak huyluluk; teheccüd namazı; korku; israfı ve cimriliği terk etmek; şirkten berî olmak; zinadan ve adam öldürmekten uzak durmak; tevbe etmek; yalanı terk etmek; kötülük yapanı affetmek; hak daveti kabul etmek ve dua ile Yüce Allah’a duyulan ihtiyacı izhar etmek. (İbn Âşûr, 19/84.)
Soru: Önceki âyetlerin zikrettiği Rahmân’ın has kullarının güzel özelliklerini say ve nefsini bu özellikler üzere terbiye etmeye gayret et.