Kuran
ﮢ
ﱉ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ٤٧ ٤٧ ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ
٤٨ ٤٨ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ٤٩ ٤٩ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ٥٠ ٥٠
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ
ﮆ ٥١ ٥١ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ٥٢ ٥٢ ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ
ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ٥٣ ٥٣ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ
ﯭ ٥٤ ٥٤ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ
ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ٥٥ ٥٥
وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَمۡلَيۡتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٞ
Onların zulme girişmeleri bizim de onları derhal cezalandırmamızı gerektirmedi. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 541)
Soru: Zalimin bolluk, emniyet ve rahatlık içinde olması, yaptıklarının doğruluğuna delil midir?
فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَرِزۡقٞ كَرِيمٞ ٥٠
Rızkın cömertlikle vasıflanması, onun bol olmasını ve kirden/bulanıklıklardan arındırılmasını gerektirir. (İbn Âşûr, 17/294)
Soru: Âyet-i kerîmede rızkın cömertlikle vasıflanması neye delâlet etmektedir?
لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِي شِقَاقِۢ بَعِيدٖ ٥٣
Yani bir sıkıntı, felaket, şek ve nifak içindedirler. (و القاسية قلوبهم) “kalpleri katılaşanlar,” yani hakkı kabule karşı kalpleri kaskatı kesilenler ki bunlar müşriklerdir. Çünkü onlar bu (Kur’ân’ı) işittiklerinde günaha/yanlışa saplanıyorlardı. (el-Beğavî, 3/228)
Soru: Şeytanın vesveselerinin kendilerine etki edip saptırdığı kalpler hangisidir?
لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِي شِقَاقِۢ بَعِيدٖ ٥٣ وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ
İnsanlardan iki taife için (ليجعل ما يلقي الشيطان فتنة) “(Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın.” Bunlar;
a- (في قلوبهم مرض) “kalplerinde hastalık olanlar,” yani kalplerinde zayıflık olanlardır. Tam imanı ve kesin tasdiki olmayan kimselerdir ki bu nedenle en basit şüphe dahi kalplerine etki eder ve böylelikle şeytanın kalplerine attığı şek ve şüpheye kulak verdiklerinde bu onlar için bir fitne/imtihan olur.
b- (و القاسية قلوبهم) “kalpleri katılaşanlar,” yani hiçbir uyarının ve hatırlatmanın etki etmediği ve bu durumun kasvetinden dolayı da Allah’tan ve Rasûlünden bir şey anlayıp kabul etmeyen katı kalplilerdir. Şeytanın kalplerine verdiği (şek ve şüpheler) bu iki taife için fitne olur ve böylece kalplerinde gizledikleri kötülükler ortaya çıkar. Üçüncü taifeye gelince; bu (vesveseler) onun için bir rahmet sebebi olur. Bunlar Yüce Allah’ın âyette geçen şu buyruğundaki kimselerdir: “Bir de kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’ân’ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler.” Çünkü Yüce Allah onlara hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayıracak ilmi bahşetmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 542)
Soru: Şüpheler karşısında insanlar üç kısma ayrılır. Bu kısımları açıkla.
لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِي شِقَاقِۢ بَعِيدٖ ٥٣ وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٥٤
Yüce Allah kalpleri katı kalpler, hastalıklı kalpler ve mütevazı/ihlâslı kalpler olmak üzere üç kısma ayırmıştır. (İbn Teymiyye, 4/441)
Soru: Âyetlerde geçen kalplerin kısımları hangileridir? Sen kalbini nasıl sınıflandırırsın?
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٥٤
Hak ehliyle ne zaman mücadele edilse onun delilleri üstün gelir, tüm yönleri belirgin olur, burhanları açığa çıkar ve âdeta denizin derinliklerindeki suyun dışa taşması gibi ortaya çıkar. Yüce Allah’ın âyet-i kerîmede buyurduğu gibi: “Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir.” (Bakara, 2/26) Bu şüphelerin zayıflığından dolayı hakkın doğruluğu ortaya çıkınca (فيؤمنوا به) “ona inansınlar.” Bu sayede kalpleri (فتخبت) “huzura ve tatmine kavuşsun,” ayrıca bununla sekinete ersin. Zira Yüce Allah sekineti onda kılmıştır. (el-Bikâî, 13/73)
Soru: Hak ehlinin başkalarıyla yaptığı tartışma beşeriyet için hayırdır. Bunu açıkla.
وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً أَوۡ يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَقِيمٍ ٥٥
(يوم عقيم)’den kastedilen, Bedir günüdür. Bugünün (عقيم) “kısır” diye isimlendirilmesinin sebebi onlar için artık o günden sonra bir gecenin veya gündüzün olmamasıdır. Zira onlar o günde öldürülürler. (İbn Cüzeyy, 2/62)
Soru: Bugünün (عقيم) “kısır” diye isimlendirilmesinde kâfirler için bir tehdit ve uyarı vardır. Bunu izah et.