Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮠ

ﱈ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ١٢٦ ١٢٦
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ١٢٧ ١٢٧
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ١٢٨ ١٢٨

ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ١٢٩ ١٢٩

ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ
ﮚ ١٣٠ ١٣٠
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ١٣١ ١٣١
ﮰ ﮱ
ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ١٣٢ ١٣٢
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ١٣٣ ١٣٣
ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ١٣٤ ١٣٤
ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ
ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ١٣٥ ١٣٥
321
سورة طه Ayetler 0 - 126

قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتۡكَ ءَايَٰتُنَا فَنَسِيتَهَاۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمَ تُنسَىٰ ١٢٦

Bu âyetteki “unutmak”tan kasıt, terk etmektir. Burada “unutma” anlamı için başka bir ihtimal yoktur. (تنسى) “unutuluyorsun,” yani azapta terk ediliyorsun. (İbn Atıyye, 4/69.)
Soru: Âyet-i kerîmede geçen “unutmak”tan kasıt nedir?

سورة طه Ayetler 0 - 127

وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبۡقَىٰٓ ١٢٧

Dünya azabına nispetle âhiret azabının sonu gelmez. Zira dünyadaki azap sınırlıdır. Asıl korkulup sakınılması gereken ise âhiret azabıdır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 516.)
Soru: Bir Müslüman hayatında zorluk ve yorgunluklarla karşılaşabilir. Peki, bu sıkıntı ve zorlukları hafifletmek için bu âyet-i kerîmeden nasıl istifade eder?

سورة طه Ayetler 0 - 130

فَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ قَبۡلَ طُلُوعِ ٱلشَّمۡسِ وَقَبۡلَ غُرُوبِهَاۖ وَمِنۡ ءَانَآيِٕ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡ وَأَطۡرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرۡضَىٰ ١٣٠

Yüce Allah burada Rasûlüne, nefsini ve namazı emretmekle de ehlini tezkiye etmekle uğraşmaya yönelmesini ve Yüce Allah’ın kâfirlere bahşettiği müreffeh yaşamdan yüz çevirmesini emretmiş, âkıbetin muttakilerin olacağını va’detmiştir. (İbn Âşûr, 16/337.)
Soru: Müşriklerin eziyetleri arttığında müminin, nefsini tezkiye etmesi ve onu müşriklerin eziyetleri karşısında direnebilmek için ibadetlerle güçlendirmesi gerekir. Âyet-i kerîme üzerinden bunu açıkla.

سورة طه Ayetler 0 - 131

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجٗا مِّنۡهُمۡ زَهۡرَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا لِنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَرِزۡقُ رَبِّكَ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰ ١٣١

Bu âyette kula; nefsinde dünya süsüne yönelik bir hırs ve yönelme gördüğünde, ona Rabbinin ileride (âhirette) kendisi için hazırladığı rızkı hatırlatması gerektiğine ve bu iki rızkı karşılaştırması gerektiğine işaret vardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 517.)
Soru: Kul öyle anlardan geçer ki şu dünya hayatında kendisine bolluk ve refah verilenlerden olmayı arzu eder. Bu gibi anlarla davranışının nasıl olması gerekir?

سورة طه Ayetler 0 - 132

وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ

Bir şeyin emredilmesi, emredilenin kendisiyle tamamlandığı şeyi de emretmektir; buna göre namazı, nasıl kılınacağı, hangi hususların onu bozacağı ve kemâle erdireceği hususları emretmeyi de gerektirir. Kul namazını emredildiği şekilde kıldığı takdirde dinin diğer emirlerini daha iyi korur ve daha güzel yerine getirir. Namazı zayi edip de emredildiği gibi yerine getirmediği takdirde ise onun dışındaki hususları daha kolay bir şekilde zayi edip ihmal eder. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 517)
Soru: Ehle/aileye ve başkalarına namazı emretmek nasıl yapılır? Neden diğer ibadetlerin haricinde özellikle namaz ve namaza sabır gösterilmesi emredilmiştir?

سورة طه Ayetler 0 - 132

وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ لَا نَسۡـَٔلُكَ رِزۡقٗاۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكَۗ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلتَّقۡوَىٰ ١٣٢

(لا نسئلك رزقا) “Senden rızık istemiyoruz,” yani senden kendini ve ehlini rızıklandırmanı istemiyoruz. Sen ehlinle beraber namaza koyul, Biz seni rızıklandırırız. Seleften bazıları, ehline yokluk isabet ettiğinde, “Kalkın, namaz kılın. Rabbiniz size bunu emretmiştir.” der ve bu âyeti tilâvet ederdi. (İbn Cüzeyy, 2/29.)
Soru: Bu âyet-i kerîme namazın büyük bir fayda ve semeresini kapsamıştır. Bu fayda nedir?

سورة طه Ayetler 0 - 132

وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ لَا نَسۡـَٔلُكَ رِزۡقٗاۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكَۗ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلتَّقۡوَىٰ ١٣٢

Yani Biz senden, kendin ve ehlin için rızık aramanı, bu sebeple namazdan uzak durmanı istemiyoruz. Bilakis senin ve onların rızkına Biz kefiliz. Bundan dolayı Nebî ﷺ , ehline bir sıkıntı indiğinde onlara namazı emrederdi. (Kurtubî, 14/165.)
Soru: Rızkı temin etmekle uğraşmak namazı ertelemek için bir özür olur mu?