Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮞ

ﱇ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ
ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ٤٦ ٤٦
ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ٤٧ ٤٧
ﭬ
ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ٤٨ ٤٨
ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ٤٩ ٤٩
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ
ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ﯗ ﯘ ٥٠ ٥٠
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
٥١ ٥١
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ
ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ٥٢ ٥٢
ﯷ ﯸ
ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ٥٣ ٥٣
299
سورة الكهف Ayetler 0 - 46

ٱلۡمَالُ وَٱلۡبَنُونَ زِينَةُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ

Bunlar Utbe ve zengin arkadaşlarının, kendisiyle övündükleri “Servet ve oğullar.”dır. Bunlar da “dünya hayatının süsüdür,” yani âhiret azıklarından değildir. Ali b. Ebî Tâlib der ki: “Servet ve oğullar dünyanın ekinleri, sâlih ameller ise âhiretin ekinleridir. Yüce Allah bazı topluluklara tüm bu nimetleri bir arada verir.” (el-Beğavî, 3/34.)
Soru: Dünyanın ve âhiretin ekinleri nelerdir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 46

وَٱلۡبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابٗا وَخَيۡرٌ أَمَلٗا ٤٦

İnsana kalacak, ona fayda verip sevindirecek şey, sâlih amellerdir. Bu da namaz, zekât, sadaka, hac, umre, tesbîh, tahmîd, tehlîl, tekbîr okumak, faydalı ilmi talep etmek, iyiliği emredip kötülükten nehyetmek, akraba ziyareti yapmak, anne-babaya iyilik yapmak, eşlerin, kölelerin ve hayvanların hakkını yerine getirmek ve diğer insanlara iyilikten sayılacak diğer şeyler gibi Allah’ın ve kulların haklarından olan farz ve müstehab tüm amelleri kapsar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 479.)
Soru: Kalıcı olan bazı sâlih amelleri zikret.

سورة الكهف Ayetler 0 - 47

وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ بَارِزَةٗ

Yani bomboş bir arazi hâlinde görürsün. Ne (bir yol gösteren) işaret ne de saklanacak bir yer görürsün. Hepsi Rablerine doğru koşarlar. Hiçbir şey onları Allah’tan gizleyemez. (İbn Kesîr, 3/85-86.)
Soru: Yüce Allah’ın (وترى الأرض بارزة) “ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün” buyruğundaki tehdit nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 48

وَعُرِضُواْ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفّٗا لَّقَدۡ جِئۡتُمُونَا كَمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةِۚ

Yani yanınızda mal, aile ve aşiretten hiç kimse olmaksızın geldiniz. O gün işlemiş oldukları ameller ve elde ettikleri hayır ve şer kazançlarından başka beraberlerinde hiçbir şey bulunmaz. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 479.)
Soru: Yüce Allah’ın (لقد جئتمونا كما خلقناكم اول مرة) “Andolsun ki sizi ilk defasında yarattığımız şekilde Bize geldiniz.” kavlinden kastedilen nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 49

وَيَقُولُونَ يَٰوَيۡلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلۡكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةٗ وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحۡصَىٰهَاۚ وَوَجَدُواْ مَا عَمِلُواْ حَاضِرٗاۗ وَلَا يَظۡلِمُ رَبُّكَ أَحَدٗا ٤٩

Katâde der ki: “Bu topluluk, işledikleri her amelin yazılmış olacağından şikâyet edeceklerdir. Ancak hiçbir kimse zulme uğramaktan dolayı şikâyet edemeyecektir. O yüzden sizler günahlarınızı küçük görmekten sakınınız. Zira bu günahlar sahibinin aleyhine toplanıp bir araya gelir ve sonunda o kimseyi helâk ederler.” (Kurtubî, 15/459.)
Soru: Kul ne zaman küçük günahlardan ötürü helâk olur?

سورة الكهف Ayetler 0 - 50

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ

Bu; teşrif, saygı ve tâzim secdesidir. (İbn Kesîr, 3/87.)
Soru: Meleklerin Âdem’e u yaptıkları secde ibadet secdesi miydi? Neden?

سورة الكهف Ayetler 0 - 50

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلۡجِنِّ فَفَسَقَ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِۦٓۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِي وَهُمۡ لَكُمۡ عَدُوُّۢۚ بِئۡسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلٗا ٥٠

Yüce Allah, âdemoğullarını uyararak İblîs’in daha öncesinde atalarına düşman olduğu gibi, kendilerine de düşman olduğunu, Mevlâ’sına, yaratanına, kendisini yoktan var edip çeşitli rızıklar lütfedip besleyen yaratıcısına karşı gelerek İblîs’e tâbi olanları uyarmaktadır. Bütün bunlardan sonra Yüce Allah’a düşman olup İblîs’i dost edinenler için şöyle buyuruyor: “Hani Biz meleklere, ‘Âdem’e secde edin’ demiştik.” (İbn Kesîr, 3/87.)
Soru: Âyet-i kerîmeden yola çıkarak âdemoğullarından bazılarının cehâletini açıkla.