Kuran
ﮝ
ﱇ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ٩٧ ٩٧
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ٩٨ ٩٨ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ٩٩ ٩٩
ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ
ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ١٠٠ ١٠٠ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ١٠١ ١٠١ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ﯬ ١٠٢ ١٠٢ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ١٠٣ ١٠٣ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ١٠٤ ١٠٤
وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُمۡ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِهِۦۖ
Yani şayet Yüce Allah onlara hidâyet etseydi, elbette doğru yolu bulacaklardır. “...kimi de hidâyetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dostlar bulamazsın,” yani başka hiçbir kimse onlara hidâyet edemez. (Kurtubî, 13/178.)
Soru: Yüce Allah’ın iradesi olmaksızın bir kimse hidâyete ermeye güç yetirebilir mi?
وَنَحۡشُرُهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡيٗا وَبُكۡمٗا وَصُمّٗاۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ
Dünya hayatındayken ileri derecede küçümsenen ve işkence edilen kimselere yapıldığı gibi, kıyamet gününde de onlar cehenneme yüzleri üstü sürükleneceklerdir. Enes h yoluyla gelen bu sahih hadise göre bir adam şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü, kâfir olanlar mı yüzleri üzere haşredilecektir?” Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: أَلَيْسَ الَّذِي أَمْشَاهُ عَلَى الرِّجْلَيْنِ فِي الدُّنْيَا قَادِرًا عَلَى أَنْ يُمْشِيَهُ عَلَى وَجْهِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “Onu iki ayak üzere yürüten, kıyamet gününde yüzükoyun yürütmeye kadir değil midir?” (Sahih-i Buhârî, 6523.) Bu hadis Katâde’ye ulaştığında dedi ki: “Evet, Rabbimizin izzetine kasem olsun ki elbette kadirdir.” Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir. (Kurtubî, 13/178.)
Soru: Kıyamet gününde kâfirler yüzleri üzerine nasıl haşrolunurlar? Bu neye delâlet eder?
وَنَحۡشُرُهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡيٗا وَبُكۡمٗا وَصُمّٗاۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ كُلَّمَا خَبَتۡ زِدۡنَٰهُمۡ سَعِيرٗا ٩٧
Bu, suçlarına uygun bir cezadır. Çünkü onlar sapıklığı hak sûretinde yaydılar. Hakkı ise sapıklık olarak nitelendirdiler. Bundan dolayı onların cezası olarak ayakları yerine yüzleri yürüme âzalarına dönüştürüldü. Sonra Rasûlullah’a ve Kur’ân’a karşı söyledikleri bâtıl sözlere ceza olarak (عُميًا وَبُكمًا) “kör, dilsiz” ve yine hakkı dinlemekten kaçınmalarına ceza olarak da (وَصُمًا) “sağır” olmuşlardır.
Soru: Kıyamet günü kâfirlerin cezası suçlarına uygun bir şekilde olacaktır. Bunu açıkla.
وَنَحۡشُرُهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡيٗا وَبُكۡمٗا وَصُمّٗاۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ كُلَّمَا خَبَتۡ زِدۡنَٰهُمۡ سَعِيرٗا ٩٧
Şayet “(ورا المجرمون النار) “Mücrimler cehennemin ateşini görecekler” (Kehf, 18/53.) buyurarak görmeyi, konuşmayı ve işitmeyi kendileri için ispat etmişken nasıl olur da onları kör, dilsiz ve sağır diye nitelendirir?” derlerse cevaben denir ki: Onlar Yüce Allah’ın kendilerini vasfettiği üzere haşrolunurlar, daha sonra bunlar kendilerine iade edilir. Diğer cevap ise İbn Abbas’ın şu sözüdür: “(عميا وبكما)‘kör, dilsiz,’ yani onlar kendilerini sevindirecek bir şey görmezler, bir mazeret dile getiremezler ve (وصما) ‘sağır,’ kendilerini sevindirecek bir şey işitmezler.” el-Hasen der ki: “Bu (hüküm) mahşere sevk edilmelerinden ta cehenneme girecekleri vakit diliminde kadar geçerlidir.” (el-Beğavî, 2/718.)
Soru: Cehennem ehli nasıl kör, dilsiz ve sağır haşredilir?
وَكَانَ ٱلۡإِنسَٰنُ قَتُورٗا ١٠٠
Yani infak etmekten imtina eden cimridir. (el-Beğavî, 2/719.)
Soru: İnsanın mal hususunda üzerinde yaratıldığı vasfını açıkla?
قَالَ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰفِرۡعَوۡنُ مَثۡبُورٗا ١٠٢
Mûsâ u -ki o, doğrudur ve doğrulanmıştır- şöyle buyurmaktadır: “‘Pekâlâ biliyorsun ki’ dedi, ‘bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi.’” Bu da göstermektedir ki Firavun, âyetleri indirenin Allah olduğunu bilmekteydi. Bununla beraber o, bilmediğinden değil, bilakis fâsid irade ve kastından ötürü inat ve haddi aşma noktasında Yüce Allah’ın yarattıklarının en büyüklerindendir. (İbn Teymiyye, 4/248.)
Soru: Bazen insan bilerek sapar. Âyet-i kerîmeden bunu açıkla.
فَأَرَادَ أَن يَسۡتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ فَأَغۡرَقۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعٗا ١٠٣
Müşrikler Nebî’yi ﷺ Mekke’den çıkarmak istediklerini nefislerinde gizlemişlerdi. İşte onların bu gizlemeleri, Firavun’un Mûsâ’yı u Mısır’dan çıkarmak istemesine benzetilmiştir. (İbn Âşûr, 15/228.)
Soru: Kureyş müşrikleri ile Firavun’un kavmi arasında bir benzerlik vardır. Bunu izah et.