Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮘ

ﱅ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ٧٩ ٧٩
ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
٨٠ ٨٠
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
٨١ ٨١
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ٨٢ ٨٢
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ
ﯛ ﯜ ٨٣ ٨٣
ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ
٨٤ ٨٤
ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ٨٥ ٨٥
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ
ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ٨٦ ٨٦
245
سورة يوسف Ayetler 0 - 79

قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأۡخُذَ إِلَّا مَن وَجَدۡنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ

Görmesini istemediği bir hususta başkasını inandırmak isteyen kimse, kendisini yalandan engelleyecek sözlü veya fiilî göndermeler (ta‘riz) kullansın. Tıpkı Yûsuf’un u yaptığı gibi. Şöyle ki: Önce su kabını kardeşinin yükünün içine koydu, sonra da onun çaldığını vehmettirmek için onun yükünden çıkarttı. Bu yaptığında kardeşlerini inandıracak karîneden başka bir şey de yoktu. Bunun ardından şöyle dedi: “Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını yakalamaktan Allah’a sığınırız,” “eşyamızı çalan kimseden başkasını” demedi! (Tefsîru’s-Sa‘dî, 411.)
Soru: Yûsuf u kardeşini yanına almak istediğinde yalandan nasıl kurtuldu?

سورة يوسف Ayetler 0 - 81

وَمَا شَهِدۡنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمۡنَا وَمَا كُنَّا لِلۡغَيۡبِ حَٰفِظِينَ ٨١

Bu âyet-i kerîme hangi yolla olursa olsun kendisiyle ilim hâsıl olduktan sonra şahitliğin cevazını ifade etmiştir. Zira şahitlik aklen de şer’an da ilme bağlıdır. Bilen kimseden başkasına kulak asılmaz. (Kurtubî, 11/426.)
Soru: Kendisi hakkında bilgisi olmayan kimsenin bazı olaylara şahitlik etmesi hakkında ne dersin?

سورة يوسف Ayetler 0 - 83

فَصَبۡرٞ جَمِيلٌۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَنِي بِهِمۡ جَمِيعًاۚ

Yüce Allah (Kur’ân’da) güzel sabrı, güzel ayrılmayı ve güzel muameleyi zikretmiştir. Güzel sabra gelince; bu, kendisiyle beraber şikâyetin olmadığı sabırdır. Güzel ayrılma, kendisiyle beraber eziyetin olmadığı ayrılmadır. Güzel muamele ise kendisiyle beraber kınamanın olmadığı muameledir. (İbn Teymiyye, 4/63-64.)
Soru: Güzel sabır, güzel muamele ve güzel ayrılmaktan kastedilen nedir?

سورة يوسف Ayetler 0 - 83

فَصَبۡرٞ جَمِيلٌۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَنِي بِهِمۡ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ ٨٣

Yüce Allah’ın kanunu, zorluk ve sıkıntılar son bulduğunda ardından büyük bir kurtuluş olması yönünde işlemiştir... Sanki Ya‘kûb u belâ ve sıkıntıların şiddetlendiğini görünce bu sıkıntılardan kurtulacağı ümidi güçlenmiş ve söylediği o sözü söylemiştir. (Âlûsî, 13/51.)
Soru: Rabbânî olanların idrak ettiği bir kurtuluş alâmeti vardır. Bu alâmet nedir?

سورة يوسف Ayetler 0 - 84

وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبۡيَضَّتۡ عَيۡنَاهُ مِنَ ٱلۡحُزۡنِ فَهُوَ كَظِيمٞ ٨٤

Bu âyet ile, musibet anında üzülüp ağlamanın cevazına delil getirilmiştir. Muhtemelen bu gibi durumlarda kişinin kendini kontrol altına alması tekliften sayılmamaktadır. Zira musibet anında kendi nefsine hâkim olanlar pek az kimselerdir. Buhârî ve Müslim’in Enes’ten rivâyet ettikleri hadiste o ﷺ, oğlu İbrâhim’in (ölümü) üzerine ağlamış ve şöyle buyurmuştur: “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz. Ey İbrâhim! Seni kaybetmekten dolayı gerçekten üzgünüz.” (Buhârî, Cenâiz, 43; Müslim, Fedâil, 62.) Nehyedilen şey; câhillerin yapmış olduğu feryâd-ı figan koparıp ağıt yakmak, yanaklara ve göğse vurmak, yakayı çekiştirip yırtmak, elbiseleri yırtmak gibi fiillerdir. (Âlûsî, 13/53.)
Soru: Musibetin başa geldiği durumunda yapılması müstehap, câiz ve haram olan fiiller nelerdir?

سورة يوسف Ayetler 0 - 86

قَالَ إِنَّمَآ أَشۡكُواْ بَثِّي وَحُزۡنِيٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٨٦

Yani ben (gam ve kederimi) sizlere de başkalarına da değil, yalnızca Allah’a arz ediyorum. Âyette geçen (بث) ifadesi “şiddetli hüzün” anlamındadır.
(وأعلم من ٱلله ما لا تعلمون) “Ve ‘Ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum’ dedi.” Yani kendisine karşı hüsnü zannımı ve güçlü ümidimi gerektirecek şefkatini, merhametini ve rahmetini biliyorum.
Soru: Ya‘kûb’un  (وأعلم من ٱلله ما لا تعلمون)“Ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum” sözüyle kastettiği neydi?

سورة يوسف Ayetler 0 - 86

قَالَ إِنَّمَآ أَشۡكُواْ بَثِّي وَحُزۡنِيٓ إِلَى ٱللَّهِ

Yüce Allah’a şikâyet arz etmek sabra aykırı değildir. Sabra aykırı olan, şikâyetini yaratılmışlara yapmaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 411.)
Soru: Ne zaman şikâyette bulunmak sabra aykırı olur?