Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮘ

ﱄ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ٤٤ ٤٤
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ٤٥ ٤٥
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ٤٦ ٤٦
ﭾ
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ٤٧ ٤٧
ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ٤٨ ٤٨
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ
ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ٤٩ ٤٩
ﮩ ﮪ ﮫ
ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ٥٠ ٥٠

ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ
ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ٥١ ٥١
ﰃ
ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ٥٢ ٥٢
241
سورة يوسف Ayetler 0 - 46

يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفۡتِنَا فِي سَبۡعِ بَقَرَٰتٖ سِمَانٖ يَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافٞ

(Yûsuf’un) Doğruluğunu mübalağa ile vasfetmesi, zindanda kendisiyle beraber geçirdiği müddet zarfında görüp tecrübe ettiği duruma göredir… Bu buyrukta fetva soran kişinin, sorduğu müftüyü yüceltmesi gerektiğine bir delil vardır. (Âlûsî, 12/604)
Soru: Âlime ve müftüye soru sormanın bazı edeplerini zikret.

سورة يوسف Ayetler 0 - 46

يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفۡتِنَا فِي سَبۡعِ بَقَرَٰتٖ سِمَانٖ يَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافٞ

Rüya tabiri ilmi şer‘î ilimlerdendir. Kişi bu ilmi öğrenip öğretince mükâfatlandırılır. Keza Yûsuf’un u iki delikanlıya söylediği şu sözünden dolayı rüyaları tabir etmek fetvaya dâhildir: “İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz konu (artık) olup bitmiştir.” Yine kral şöyle demişti: “Benim rüyamı da bana yorumlayınız (bu konudaki fetvayı veriniz).” Aynı şekilde delikanlı da Yûsuf’a u, “Yedi inek hakkında bize yorum yap” demişti. Dolayısıyla ilimsiz bir şekilde rüya yorumlamaya çalışmak câiz değildir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 410)
Soru: Rüya tabir etmenin şeriattaki konumu nedir ve bu konuda söyleyeceğin görüşe dair delilin nedir?

سورة يوسف Ayetler 0 - 47

قَالَ تَزۡرَعُونَ سَبۡعَ سِنِينَ دَأَبٗا فَمَا حَصَدتُّمۡ فَذَرُوهُ فِي سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تَأۡكُلُونَ ٤٧ مسافة

Yûsuf u tembihlediği şeyi unutmasından dolayı delikanlıya tavır takınmaksızın ve bundan önce de (zindandan) çıkma şartını koşmaksızın rüyasının tabirini anlattı. (İbn Kesîr, 2/462)
Soru: Bu sahne Yûsuf’un u ahlâkının ve aklının kemâline delâlet eder. Bunu izah et.

سورة يوسف Ayetler 47 - 48

قَالَ تَزۡرَعُونَ سَبۡعَ سِنِينَ دَأَبٗا فَمَا حَصَدتُّمۡ فَذَرُوهُ فِي سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تَأۡكُلُونَ ٤٧ ثُمَّ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ سَبۡعٞ شِدَادٞ يَأۡكُلۡنَ مَا قَدَّمۡتُمۡ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تُحۡصِنُونَ ٤٨

Rüya tabirine ümmetin maslahatı için erzak ve ürün stok yapma işleriyle ilgili büyük bir irşadı da dâhil etti. (İbn Âşûr, 12/286)
Soru: Yûsuf u rüyayı tabirine bir de bir irşad ekledi. Bunu izah et.

سورة يوسف Ayetler 0 - 50

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡـَٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّٰتِي قَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّي بِكَيۡدِهِنَّ عَلِيمٞ ٥٠

Yûsuf u, kocasının hakkını gözetmek ve (kadının) ayıbını örtmek için Azizin karısını zikretmedi. Aksine ellerini kesen (yaralayan) kadınları zikretti. (İbn Cüzeyy, 1/418)
Soru: Zindandan çıkmadan evvel kadınların durumunu sorması, onun yumuşak huyluluğuna ve hikmetine işarettir. Bunu açıkla.

سورة يوسف Ayetler 0 - 50

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡـَٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّٰتِي قَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّي بِكَيۡدِهِنَّ عَلِيمٞ ٥٠

İbn Atıyye der ki: “Yûsuf u zindandan çıkıp kraldan bir rütbe almaktan, (atılan) suç konusunu umursamadan susup geçmekten, böylece insanların ilelebet bu gözle kendisine bakmalarından korktu. Zira bunun sonucunda insanlar, “İşte efendisinin karısından murat almak isteyen kişi budur” diyeceklerdi. Bu sebeple Yûsuf bu suçtan beraatını insanlara açıklayıp, iffet ve hayırdaki konumunu gerçekleştirmek istiyordu. İşte o vakit yerini bulup makamına geçmek için çıkabilirdi. (Yûsuf bu bilinçte olduğu için) elçiye, “Efendine dön ve ona kadınların durumunu sor.” dedi. (Kurtubî, 11/372)
Soru: Yûsuf’un u, yaşananların tekrardan gözden geçirilip araştırılmasını talep etmesindeki hikmet ve sabır yönünü açıkla.

سورة يوسف Ayetler 0 - 50

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦۖ

Bu buyrukta ilmin fazileti vardır. Ahkâm ve şeriat ilminin, rüya tabiri ilminin, yönetim ve terbiye ilminin fazileti... Güzellikte Yûsuf u zahirî güzelliğe ulaşsa dahi; ilim, zâhirî sûretlerden daha üstündür. Zira güzelliği sebebiyle Yûsuf’un u bu imtihan ve zindan süreci olmuş, ilim sayesinde ise kendisi için izzet, üstünlük ve yeryüzünde temkin sahibi olması gerçekleşmişti. Şüphesiz ki şu dünyada ve âhirette hayrın hepsi ilmin ve gereklerinin eserlerindendir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 410)
Soru: Yûsuf’un u kıssası çerçevesinde ilim ile dış güzelliği karşılaştır.