Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮎ

ﰹ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ١٠٦ ١٠٦
ﭧ ﭨ ﭩ
ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ١٠٧ ١٠٧
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ١٠٨ ١٠٨
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ١٠٩ ١٠٩
ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ
ﯥ ١١٠ ١١٠
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ١١١ ١١١
ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ
ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ١١٢ ١١٢
17
سورة البقرة Ayetler 0 - 106

مَا نَنسَخۡ مِنۡ ءَايَةٍ أَوۡ نُنسِهَا نَأۡتِ بِخَيۡرٖ مِّنۡهَآ أَوۡ مِثۡلِهَآۗ أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ ١٠٦

Bu konuyu bilmek zorunludur, faydası da büyüktür. Alimler bundan müstağni olamaz; bunu ahmak ve câhillerden başkası da inkâr etmez. Çünkü yeni gelişen meselelerde, haramı helalden ayırmada bu husus üzerine terettüp eden hükümler vardır. Kurtubî, 2/300.
Soru: İslâm şeriatında nesih bâbını bilmenin ve şer’î ahkâmları istinbat etmek (delillendirmek) isteyenlerin bunu işlemesinin önemi nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 107

" أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ لَهُ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلا نَصِيرٍ ١٠٧

Kim Yüce Allah’ın kendisinin dostu ve yardımcısı olduğunu; yani O’ndan başka velinin ve yardımcının olmadığını bilirse, katiyetle, O’nun  kendisi için ancak hayır olanı yapacağını bilir. Böylece bütün işlerini O’na  havale eder. Âlûsî, 1/354.
Soru: Allah’ın  dostluk/velilik ve yardım ettiğine iman etmenin faydası nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 108

أَمۡ تُرِيدُونَ أَن تَسۡٔلُواْ رَسُولَكُمۡ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبۡلُۗ

Bu âyetteki sorudan murat, inat ve itiraz anlamındaki sorularıdır. Doğru yolu bilmek ve öğrenmek için soru sormaya gelince; bu övülmüş bir şeydir. Şüphesiz bunu Allah emretmiştir. Tefsîru’s-Sa‘dî, 62.
Soru: Şerîat hakkındaki sorular ne zaman övülür, ne zaman zemmedilir (kötü görülür)?

سورة البقرة Ayetler 0 - 109

وَدَّ كَثِيرٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِكُمۡ كُفَّارًا حَسَدٗا مِّنۡ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡحَقُّۖ

(ود كثير من أهل الكتاب) Ehl-i kitaptan çoğu (...) istediler,” yani temenni ettiler. Bu âyet, Huyey b. Ahtab, kardeşi Ebû Yaser ve diğerleri hakkında inmiştir. Zira onlar Müslümanları fitneye düşürmek için çaba harcıyor ve Müslümanlara haset ederek onları İslâm’dan döndürmeye çalışıyorlardı. İbn Cüzeyy, 1/78.
Soru: Ehl-i kitabın Müslümanlara düşmanlıklarını hafife alan ve onları komplo teorileriyle itham eden kişi hakkındaki görüşün nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 112

بَلَىٰۚ مَنۡ أَسۡلَمَ وَجۡهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَلَهُۥٓ أَجۡرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ١١٢

(بلى من أسلم وجهه لله)“Bilâkis, kim yüzünü Allah’a döndürürse...” Rabbimiz buyurur ki: “Kim Allah’a sadık olursa (وهو محسن) ‘muhsin olarak,’ yani amelinde Rasûlullah’a ﷺ tâbi olursa...” Zira kabul olunmuş amelin iki şartı vardır:
a- Yalnızca Allah’a halis olması,
b- Şeriata muvafık ve doğru olması. Amel halis olur fakat doğru olmazsa o amel kabul edilmez. İbn Kesîr, 1/147.
Soru: Amelin kabul şartı ve bunun delili nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 112

بَلَىٰۚ مَنۡ أَسۡلَمَ وَجۡهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَلَهُۥٓ أَجۡرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ١١٢

(من أسلم وجهه لله)“Bilâkis, kim yüzünü Allah’a döndürürse,” yani amellerini Allah’a has kılar ve kalbiyle O’na yönelirse, (وهو محسن) “muhsin olarak”; O’nun şeriatıyla, O’na kulluk etme kaydıyla Rabbine olan ibadetinde muhsin olursa… İşte ancak onlar cennet ehlidirler. Yine âyetten şu anlaşılır ki kim böyle değilse o kişi helâk olan cehennem ehlidirler. Bu sebeple ancak mâbuduna ihlâs ehli olanlar ve Rasûlullah’ın ﷺ sünnetine ittibâ edenler için kurtuluş vardır.Tefsîru’s-Sa‘dî, 64.
Soru: Riya içeren amel neden reddedilir? Ve bid‘atlar neden reddedilip Allah katında kabul görmez?

سورة البقرة Ayetler 0 - 112

بَلَىٰۚ مَنۡ أَسۡلَمَ وَجۡهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَلَهُۥٓ أَجۡرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ١١٢

Cennete ancak yüzünü Allah’a döndürenler girer, yani dinini Allah’a has kılanlar. İbadetini Allah’a has kılanlar da denilmiştir, yine boyun eğip Allah için mütevazı olan denmiştir. İslâm’ın aslı teslim olup itaat etmektir. Burada özellikle yüzü zikretti. Zira secde için yüzünü yere sürmeyi esirgemezse geri kalan azaları hayli hayli geri durmayacaktır. el-Beğavî, 1/93.
Soru: Allah’ın lütfu ve fazlıyla cennete girmeye müstahak olanlar kimlerdir?