Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮓ

ﱀ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ٢٣ ٢٣
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ٢٤ ٢٤
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ٢٥ ٢٥
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ
ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ٢٦ ٢٦
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ
ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ
ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
٢٧ ٢٧
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ
٢٨ ٢٨
ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ٢٩ ٢٩

ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ٣٠ ٣٠
153
سورة الأعراف Ayetler 0 - 23

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٢٣

Şeyhlerden bazıları dediler ki: “İki kişi günah işledi: Âdem ve İblîs. Âdem, Yüce Allah’a tevbe etti, Allah da onun tevbesini kabul etti, onu seçkin kılıp doğru yola hidâyet etti. İblîs ise ısrar edip kaderi bahane etti. Bu yüzden kim tevbe ederse atası Âdem’e benzemiş olur, kim de kaderi bahane ederek günahında ısrar ederse İblîs’e benzemiş olur.” (İbn Teymiyye, 3/142.)
Soru: Günahı derhal itiraf edip ondan tevbe-i istiğfar etmenin faziletini âyetten yola çıkarak açıkla.

سورة الأعراف Ayetler 0 - 23

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٢٣

Âyette zikri geçen mağfiret/bağışlamak, günahları silmek; rahmet/merhamet etmek ise hayırları indirmektir. (İbn Teymiyye, 3/142.)
Soru: Âyet-i kerîmede geçen mağfiret ile rahmet arasındaki fark nedir?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 23

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٢٣

Günahı itiraf etmek, mağfiret talep etmek, pişman olmak ve o günahı bir daha yapmamak hususunda Âdem’e u benzeyen kimseyi Yüce Allah seçip hidâyet eder. İblîs gibi kendisinden günah sudûr ettiğinde günahları işleyip biriktirmeye devam ederse bu durum onun ancak Allah’a olan uzaklığını arttırır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 285.)
Soru: Günaha düşen kimse için Âdem ile İblîs’in kıssasından alınacak büyük bir ders vardır. Bu ders nedir?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 26

وَلِبَاسُ ٱلتَّقۡوَىٰ ذَٰلِكَ خَيۡرٞۚ

“Takvâ elbisesi,” maddî elbiseden daha hayırlıdır. Zira kalbin ve ruhun güzelliği olan takvâ elbisesi daima kul ile beraber olur, eskiyip yok olmaz. Hissî (hissedilen maddî) elbise ise en fazla belirli bir vakit görünecek sürede avretini örter veya insana belirli bir vakitte güzellik katar. Bunun ötesinde bir artısı yoktur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 286.)
Soru: Neden takvâ elbisesi maddî olan elbiseden daha hayırlı olmuştur?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 27

إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ

Mâlik b. Dînâr dedi ki: “Şüphesiz o seni görürken senin kendisini görmediğin düşmanın verdiği sıkıntı ve onun düşmanlığı pek büyük olur.” (el-Beğavî, 2/97.)
Soru: Seni gören, ama senin kendisini görmediğin düşmanın tehlikesini açıkla.

سورة الأعراف Ayetler 0 - 27

إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ ٢٧

Yani, cezalarını arttırmak için… Haktan uzaklaşmak hususunda da onları birbirine eşit kıldık. (Kurtubî, 9/393.)
Soru: Şeytanın dostları kimlerdir?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 30

إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٠

Bu âyette hidâyetin Yüce Allah’ın fazlından ve lütfundan kaynaklandığına, sapıklığın ise O’nun kulu yardımsız bırakması ile olduğuna delil vardır. Çünkü o kul cehâleti ve zulmü sebebiyle şeytanı dost edinmiştir. Yine bu âyette, kişi sapıklık üzere olmasına rağmen kendinin hidâyet üzere olduğunu zannederse onun hiçbir mazeretinin olmadığına da delil vardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 287.)
Soru: Dalâlet ve bid‘at ehli olanların çoğu kendilerini hak üzere zannederler. Bunun onlara bir faydası olur mu?