Kuran
ﮒ
ﱀ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ١٤٣ ١٤٣
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ
ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ١٤٤ ١٤٤ ﮙ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ
ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ
ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ١٤٥ ١٤٥ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ
ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ١٤٦ ١٤٦
أَمۡ كُنتُمۡ شُهَدَآءَ إِذۡ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَٰذَاۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٤٤
(ام كنتم شهداء) “Yoksa Allah’ın size böyle vasiyet ettiğine şahit mi oldunuz?” Yani Yüce Allah’ın bunu haram kıldığına şahit mi oldunuz? Delil getirmek zorunda kalınca iftira etmeye başladılar ve “Allah şöyle emretti, böyle emretti” dediler. Yüce Allah da şöyle buyurdu: “Bilgisizce insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurandan kim daha zalimdir!” Delil getirmedikleri şeyleri söyleyince Yüce Allah da onların yalan söylediklerini ortaya koydu. (Kurtubî, 9/79.)
Soru: Bir hüküm, mesele veya olay hakkında konuşan kimseye vâcip olan şey nedir?
فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٤٤
Yüce Allah bu buyrukla, onların iftira etmeleriyle kötü maksatlarını ortaya koydu. Zira bir kişi (insanları saptırma kastı olmadan sırf) Yüce Allah’a iftirada bulunursa, bu şüphesiz ki büyük bir zulüm olur. Bu böyleyken ümmeti saptırmak için Yüce Allah’a iftirada bulunan kimsenin durumu nasıl olur? (İbn Atîyye, 2/355.)
Soru: Yalanın dereceleri vardır bunların en kötüsü hangisidir?
فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٤٤
Zulmün çeşitlerinden biri de kişinin, Yüce Allah’ı razı ettiği zannı galibi gelmeden din hakkında fetva vermeye girişmesidir. Bu durum müçtehit için Yüce Allah’ın muradına isabet etmeyi kanaat ettiği bir delile istinat etmesi, mukallit kimse için ise taklit ettiği imamın mezhebinin görüşünün kendi görüşü olduğuna kesin kanaat getirmesi ile olur. (İbn Âşûr, 8/130.)
Soru: İlim olmadan fetva vermeye kalkışmak câiz değildir. Bunu açıkla.
أَوۡ دَمٗا مَّسۡفُوحًا
Bu, kesim esnasında kurbandan çıkan kandır. Zira o kanın bedende hapsedilmesi zarar verir. O kan bedenden çıktığı zaman eti yeme konusundaki söz konusu zarar ortadan kalkmış olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 277.)
Soru: Neden Yüce Allah kesim anında bu kanın akıtılmasını emretmiştir?
أَوۡ دَمٗا مَّسۡفُوحًا
Bu lafzın mefhumuna göre kesimden sonra ette ve damarlarda kalan kan helâl ve temizdir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 277.)
Soru: Rabbimiz bizlere akıtılmış kanın hükmünü zikretti. O hâlde kesimden sonra cesette ve damarlarda kalan kanın hükmü nedir?
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٖۖ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ وَٱلۡغَنَمِ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتۡ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلۡحَوَايَآ أَوۡ مَا ٱخۡتَلَطَ بِعَظۡمٖۚ ذَٰلِكَ جَزَيۡنَٰهُم بِبَغۡيِهِمۡۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ ١٤٦
Yani bu yasaklama/haram kılma onlar için bir cezadır. (ببغيهم) “zulümleri yüzünden,” yani peygamberleri öldürmeleri, Allah’ın yolundan alıkoymaları, faiz almaları ve haksız yere insanların mallarını helâl saymaları ile yapmış oldukları zulümleri sebebiyle kendilerine verdiğimiz bir cezadır. (el-Beğavî, 2/75.)
Soru: Mâsiyetin ehline getirdiği bir uğursuzluk vardır. Bunu âyetten yola çıkarak açıkla.
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٖۖ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ وَٱلۡغَنَمِ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتۡ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلۡحَوَايَآ أَوۡ مَا ٱخۡتَلَطَ بِعَظۡمٖۚ ذَٰلِكَ جَزَيۡنَٰهُم بِبَغۡيِهِمۡۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ ١٤٦
(وعلى الذين هادوا) “Yahudilere,” yani özellikle yahudilere... (ببغيهم) “zulümleri yüzünden,” nehyedilmelerine rağmen peygamberleri öldürmeleri, faiz yemeleri ve haksız yere insanların mallarını yemeleri gibi işledikleri zulümleri sebebiyle onları cezalandırdık. (Âlûsî, 8/75.)
Soru: Sâlihlere eziyet verip onları öldürmek ilâhî cezalara sebep olur. Bunu izah edin.