Kuran
ﮑ
ﰾ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ٤٦ ٤٦
ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ٤٧ ٤٧ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ
ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ٤٨ ٤٨ ﯚ ﯛ ﯜ
ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ٤٩ ٤٩ ﯾ
ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ٥٠ ٥٠
وَقَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَ فِيهِ هُدٗى وَنُورٞ وَمُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَهُدٗى وَمَوۡعِظَةٗ لِّلۡمُتَّقِينَ ٤٦
Îsâ u ve İncil’in övülmesi Muhammed’i ﷺ yalanlayan, Tevrat ve İncil’in hükmünü değiştiren, tahrif edilmiş mensuh kitaba ittiba edenlerin övülmesini gerektirmez. (İbn Teymiyye, 2/485.)
Soru: Îsâ u ve İncil’in övülmesi, günümüz hristiyanlarını da içine alır mı?
وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ
(و مهيمنا عليه) “onu korumak üzere,” yani bu, önceki kitapları içeren, ilâhî buyrukların ve nefis terbiyesinin daha fazla talep edildiği (Kitap’tır). O, kitapların kendisiyle geldiği bütün hakka tâbi olan, emreden, teşvik eden ve hakka ulaştıran yollar bakımından zengin bir Kitap’tır. Ayrıca o, geçmişin ve geleceğin haberlerini, hüküm ve hikmetleri ihtiva etmektedir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 234.)
Soru: Kur’ân, önceki kitaplar üzerine nasıl koruyucu (muheymin) olmuştur?
فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ
Bu, vâciplerin öne alınmasının, ertelenmesinden faziletli olduğuna işaret eder. Bunda hiçbir ihtilaf yoktur. (Kurtubî, 8/39.)
Soru: Görevlerimizi edâ ederken acele etmek mi, ertelemek mi daha faziletlidir?
فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ
Bu âyetle, namazı ve diğer ibadetleri ilk vaktinde yerine getirmeye gayret göstermeyi, ibadetlerin sadece geçerli olacağı kadarıyla vâciplerle yetinmeyip bilakis ibadetlerin tamamlanması ve yarışanlardan olması için gücü yettiğince ibadetleri müstehaplarla süslemesi gerektiğine işaret edilir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 234.)
Soru: Kişi, hayırlarda nasıl öne geçer?
وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ
Muhammed’i ﷺ müşriklerin ve ehl-i kitabın isteklerine tâbi olmaktan nehyetti. Ayrıca onu, Allah’ın hak olarak indirdiklerinden saptırmamaları için uyardı. Aynı zamanda nehiy, bu ümmetin hevâ ehline veya şeriat ile sünnete aykırı istekleri olan bir kişiye tâbi olmayı da içine alır. (İbn Teymiyye, 2/494.)
Soru: Âyet-i kerîmede her Müslüman için çok mühim bir yönlendirme vardır, o nedir?
وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ
Yani; aralarında anlaştıkları ve kendisi sebebiyle Allah’ın rasûllerine indirdiğini terk ettikleri görüşlerine (yasalarına) tâbi olma. Bu sebeple Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma.” Yani, o câhil ve bedbahtların hevâlarına uyup Allah’ın sana emrettiği haktan ayrılma. (İbn Kesîr, 2/63.)
Soru: Câhil ve şakîlerin kuruntularına göre Allah’ın hükmüne alternatifleri neydi?
وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ
Yani düşmanın olan yahudilerin, istemedikleri meselelerde seni haktan saptırmalarına karşı dikkatli ol. Onlara aldanma, çünkü onlar hain, kâfir ve yalancıdırlar. (İbn Kesîr, 2/64.)
Soru: Müslümanların yahudilerin ve hristiyanların görüşüne başvurmaları üzerine onların verdikleri nasihatler, çoğu kez Müslümanların felâketine sebep olmuştur. Âyetten yola çıkarak bunu izah et.