Kuran
ﮑ
ﰾ
ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ
ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ
ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ٦ ٦
ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ٧ ٧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ
ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ٨ ٨ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ٩ ٩
مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجۡعَلَ عَلَيۡكُم مِّنۡ حَرَجٖ ٦
Yani zorluk ve meşakkat; Rasûlullah’ın ﷺ “Din kolaylıktır.” (Buhârî, 39.) dediği gibi. (İbn Cüzeyy, 1/229.)
Soru: Bu âyette, Allah’ın sevdiği bir özellik beyan edilmiştir, o nedir?
وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمۡ وَلِيُتِمَّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٦
Muhammed Kâ‘b el-Kurazî der ki: “Nimetin tamamlanması, günahların abdest ile dökülmesidir.” (el-Beğavî, 1/647.)
Soru: Abdest alan kişinin nimeti, nasıl tamama erer?
وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمۡ وَلِيُتِمَّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ
Bedenin su ve toprak ile temizlenmesi, ruhun tevhid ve nasuh tevbe ile arınmasını kemâle erdirmek içindir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 224.)
Soru: Üzerimizdeki nimetin taharet ile tamamlanmasındaki murat nedir?
وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ
Yüce Allah, kullarına dinî ve dünyevî nimetlerini, kalpleri ve dilleri ile zikretmelerini emrediyor. Şüphesiz nimetlerin devamlı zikredilmesi, Allah’a olan şükrü, muhabbeti ve kalbin ihsan ile dolmasını celbeder. Ayrıca şükür, dinî nimetlerden dolayı nefsin kendini beğenmeye düşmesini engeller, Allah’ın fazlının ve lütfunun artmasına sebep olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 224.)
Soru: Allah’ın nimetlerinin devamlı zikredilmesinin Müslümana faydaları nelerdir?
وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ٨
Yani içindeki fikirleri, sırları, düşünceleri (bilir). Dolayısıyla kalbinizde O’nun, razı olmadığı bir şeye muttali olmasından ve hoşlanmadığı bir işi yapmaktan sakının. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 224.)
Soru: Müslümanın, Allah’ın sinelerdekini bildiğinin şuurunda olması ona hangi amelî faydayı sağlar?
(يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ
Şahitliğinizi; akrabanıza meyletmeden ve düşmanınıza zulmetmeyerek dosdoğru bir şekilde yapınız. (Kurtubî, 7/372.)
Soru: Mümin, hakkı nasıl ayakta tutar?
وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ
Allah’ın emretmiş olduğu- buğzdan ötürü dahi zulmedilmesi yasaklanmışken, tevil, şüphe veya nefsî isteklerle nasıl olur da bir Müslümana buğzedilir?! Ayrıca o zulmedilmeye değil, bilakis âdil olunmaya daha fazla hak sahibidir. (İbn Teymiyye, 2/456.)
Soru: Âyetten yola çıkarak, Allah katında makamı yüksek olanlara adâletin nasıl olması gerektiğini açıkla.