Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮐ

ﰾ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ١٧١ ١٧١
ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ١٧٢ ١٧٢
ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ
ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ
ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ١٧٣ ١٧٣
ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
١٧٤ ١٧٤
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ١٧٥ ١٧٥
105
سورة النساء Ayetler 0 - 171

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ وَلَا تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ

Kitaplarına muhalefet etmeleri sebebiyle (engellemek için) “ehl-i kitap” ismiyle muhatap alınmışlardır. (İbn Âşûr, 6/50.)
Soru: Âyet-i kerîmede ehl-i kitaba niçin bu vasıfla hitap edilmiştir?

سورة النساء Ayetler 0 - 171

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ وَلَا تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ

Dinde aşırıya gitmek; dine bağlı bir kimsenin, dinin çizmiş olduğu sınırları çiğneyen bir tavrı ortaya koymasıdır. Nitekim yahudilerden, Tevrat’a tâbi olmaları ve rasûllerini sevmeleri istenmişken, onlar haddi aşarak Îsâ ve Muhammed (Allah’ın selâmı üzerlerine olsun) gibi rasûllere buğzettiler. Hristiyanlardan da Mesîh’e (Îsâ) ittibâ etmeleri istenmişken, onlar da haddi aşarak Îsâ’nın u ilâhlığını veya Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederek Muhammed’in ﷺ (risâletini) inkâr ettiler. (İbn Âşûr, 6/51.)
Soru: Dinde aşırıya gitmenin hakikati nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 171

وَلَا تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ

Bu âyet; ikisi nehyedilen, üçüncüsü ise emir bâbından olan üç hususu kapsar: a- Allah hakkında yalan söylemek. b- İsimleri, sıfatları, fiilleri, şeriatı ve rasûlleri hakkında ilimsizce konuşmak. c- Bu hususta hakkı söylemek. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 216.)
Soru: Bu az kelimeler, derin ve geniş mânalar içermektedir, bu mânalar nelerdir?

سورة النساء Ayetler 0 - 172

لَّن يَسۡتَنكِفَ ٱلۡمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبۡدٗا لِّلَّهِ وَلَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ ٱلۡمُقَرَّبُونَۚ وَمَن يَسۡتَنكِفۡ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَيَسۡتَكۡبِرۡ فَسَيَحۡشُرُهُمۡ إِلَيۡهِ جَمِيعٗا ١٧٢

Nebî ﷺ şöyle buyurmuştur: لا يدخل الجنة من كان في قلبه مثقال ذرة من كبر “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremeyecektir.” Bir adam dedi ki: “Ya Rasûlallah, insan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını ister.” Bunun üzerine Rasûlallah ﷺ şöyle buyurdu: إن الله جميل يحب الجمال ، الكبر: بطر الحق وغمط الناس “Yüce Allah güzeldir ve güzeli sever. Kibir; hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.” (Müslim, 91.)- (Âlûsî, 6/293.)
Soru: Kibrin tarifi ve cezası nedir? Allah, seni dinde fakih (ince anlayış sahibi) kılsın.

سورة النساء Ayetler 0 - 173

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمۡ أُجُورَهُمۡ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضۡلِهِۦۖ

(و يزيدهم من فضله) “Ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir.” Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin kalbine (aklına) gelmeyecek güzelliklerde, katbekat vereceklerindendir. (el-Beğavî, 1/627.)
Soru: Cennetteki mükâfatın, fazlasıyla ve kat kat verilmesi nasıl olacaktır?

سورة النساء Ayetler 0 - 174

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدۡ جَآءَكُم بُرۡهَٰنٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ نُورٗا مُّبِينٗا ١٧٤

(ربكم) “Rabbinizden” kelimesinin, “كم: siz” muhatap zamirine bitişik bir hâlde Rablik ünvanıyla beraber gelmesi, onlara olan lütfunu açığa çıkarmak ve gönderilen delil ve nûrun onları terbiye etmek ve kemâle erdirmek üzere geldiğini bildirmek içindir. (Âlûsî, 6/295.)
Soru: (ربكم) “Rabbinizden” kelimesinde ince bir nükte ve güzel bir fayda vardır, onları zikret. Allah hayır hususunda seni fakih (ince anlayış sahibi) kılsın.

سورة النساء Ayetler 0 - 175

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَٱعۡتَصَمُواْ بِهِۦ فَسَيُدۡخِلُهُمۡ فِي رَحۡمَةٖ مِّنۡهُ وَفَضۡلٖ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَيۡهِ صِرَٰطٗا مُّسۡتَقِيمٗا ١٧٥

Yani kim Allah’a iman etmez, O’na bağlanmaz ve Kitabı’na sımsıkı sarılmazsa, Allah o kimseleri rahmetinden meneder, fazlından mahrum eder ve onları nefisleriyle baş başa bırakır. Bu yüzden doğru yolu bulamazlar, bilakis imanlarını terk etmelerinin cezası olarak apaçık bir dalâlet yoluna girerler. Dolayısıyla başarısızlık ve mahrumiyet içinde kalırlar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 217.)
Soru: Yüce Allah’a iman etmeyip, O’na sımsıkı sarılmayanların cezası nedir?