Kuran
ﮐ
ﰼ
ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ
ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ١٥ ١٥
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ١٦ ١٦
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ
ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ١٧ ١٧ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ١٨ ١٨ ﮪ ﮫ
ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ
ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ١٩ ١٩
وَٱلَّٰتِي يَأۡتِينَ ٱلۡفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمۡ فَٱسۡتَشۡهِدُواْ عَلَيۡهِنَّ أَرۡبَعَةٗ مِّنكُمۡۖ
Denildi ki: “Zina şahitlerinin dört olarak belirlenmesi, iddia edene karşı bir zorluk, kullar için ise bir örtü olması içindir.”(İbn Cüzeyy, 1/179.)
Soru: Zina şahitlerinin dört adet olarak belirlenmesindeki hikmetlerden biri zikret.
وَٱلَّٰتِي يَأۡتِينَ ٱلۡفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمۡ
(الْفَاحِشَةِ) “fuhuş,” yani zina. Fuhuş olarak nitelenmesi, çirkinliğinden ve iğrençliğinden dolayıdır.(Tefsîru’s-Sa‘dî, 171.)
Soru: Neden zina, fuhuş olarak nitelenmiştir?
إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابٗا رَّحِيمًا ١٦
(رَحِيمًا) “esirgeyendir,” yani kullarından dilediklerini razı oldukları amellere tevfik etmek suretiyle has kılar. O hâlde O’nun gibi davranmayı ahlâk edinin. Tevbe ettikleri takdirde günahkârlara merhametle muamele edin. Hatalarından dönmelerini umarak sizlerden onlara dokunacak eza ancak Allah için olsun ve onlara sarf edeceğiniz sözlerin çoğu ancak kalpleriyle yönelecekleri vaaz u nasihatler olsun.(el-Bikâî, 2/226.)
Soru: Âyetin, Yüce Allah’ın (تَوَّاب) “tevbeleri çok kabul eden” ve (رَحِيمًا) “çok esirgeyen” isimleri ile bitirilmesinin delâleti nedir?
إِنَّمَا ٱلتَّوۡبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٖ
Yani o kötülüğün âkıbetini ve Yüce Allah’ın öfkesini gerektirdiğini bilmemekten kaynaklanan bir cehâlet sebebiyle. Yine bu, Yüce Allah’ın kendisini görüp gözetmesinden, bu kötülüklerin imanını azaltacağından veya hepten yok edeceğinden câhil kalmaktır. Bu itibarla Yüce Allah’a âsi olan her kişi câhildir. Haram olduğunun âlimi olsa dahi\!(Tefsîru’s-Sa‘dî, 171.)
Soru: Kötülüğü işleyen kişiden sâdır olan cehâletin hakikati nedir?
وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِۚ
Buradaki hitap herkes için geçerlidir. Çünkü eş olsun veli olsun her biri için bir muaşeret söz konusudur. Ancak buradaki emir çoğunlukla eşlere yöneliktir. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğu gibidir:
(فإمساك بمعروف) “Artık ya iyilik ile tutmaktır...”
Bu, eşin mehir ve nafaka hakkını yerine getirip, ona sert bakışlarla bakıp da yüzünü somurtmamaktır. Yine güzel sözlü olup kaba saba olmaması, keza başkasına meylettiğini izhar etmemesi gerekir.(Kurtubî, 5/11.)
Soru: İyilikle muamelede bulunmak nasıl olur?
فَإِن كَرِهۡتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَيَجۡعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيۡرٗا كَثِيرٗا ١٩
Yani ey kocalar, hoşlanmayacağınız hususlar olsa dahi hanımlarınıza tutunmanız gerekir. Zira bunda birçok hayır vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Yüce Allah’ın emrini yerine getirmek, O’nun vasiyetini kabul etmek -ki onda dünya ve âhiret saadeti vardır-, muhabbet beslememesine rağmen onunla beraberliği sürdürmede nefisle mücahede ve güzel ahlâk ile ahlâklanma. Tıpkı vakıada müşahede edildiği gibi, umulur ki kalpteki hoşnutsuzluk zâil olup gider de onun yerini muhabbet/sevgi alır. Belki de ondan sâlih bir çocuk ile rızıklanır da o çocuk dünyada ve âhirette anne-babasına fayda verir.(Tefsîru’s-Sa‘dî, 172.)
Soru: Kocanın, karısını tutması üzerine terettüp eden faydalar nelerdir?
فَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَيَجۡعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيۡرٗا كَثِيرٗا ١٩
Onlardan hoşlanmasanız bile onlara sabredin, sırf nefsin hoşnutsuzluğundan dolayı onlardan ayrılmayın. Umulur ki sizin için hoşlanmadığınız şeylerde hayır olur. Muhakkak ki nefis bazen övülen şeylerden hoşlanmayıp da aksi hâlleri sevebilir. Gel, gaye odağımız, nefsin arzu ettiği değil, kendisinde hayır ve salâh bulanlar olsun.(Âlûsî, 4/243.)
Soru: Her şeyde nefse uymak neyi doğurur?