Kuran
ﮏ
ﰼ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ٩٢ ٩٢ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ
٩٣ ٩٣ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ
ﮆ ﮇ ٩٤ ٩٤ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ٩٥ ٩٥ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ٩٦ ٩٦ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ
ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
٩٧ ٩٧ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ٩٨ ٩٨ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ
ﯾ ﯿ ﰀ ٩٩ ٩٩ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ
ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ١٠٠ ١٠٠
لَن تَنَالُواْ ٱلۡبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَۚ
Kişinin, Yüce Allah’a yakınlaşmak için infak edeceği zaman en sevdiği şeyi infak etmesi, başkasını infak etmesinden daha faziletli olur. Değer olarak eşit olsalar da bu böyledir. İbn Teymiyye, 2/108.
Soru: Kendisiyle Allah’a yakınlaşacağın mallarından en faziletlisi hangisidir?
كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلّٗا لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسۡرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ مِن قَبۡلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوۡرَىٰةُۚ قُلۡ فَأۡتُواْ بِٱلتَّوۡرَىٰةِ فَٱتۡلُوهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٩٣
Zeccâc der ki: “Bu âyette Nebîmiz Muhammed’in ﷺ nübüvvetine delâlet eden en büyük delil vardır. Yüce Allah bu yasak kılmanın onların kitaplarında olmadığını haber verdi. Tevrat’ı getirmelerini emretti, kabul etmediler. Yani onun bu sözü vahiyle söylediğini anladılar.”
Soru: Bu âyetten Peygamberimizin ﷺ nübüvvetine dair bir delil zikret.
إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٖ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكٗا وَهُدٗى لِّلۡعَٰلَمِينَ ٩٦
Evleviyet/öncelik, üstünlüğü gerektirir. Çünkü ibadet yerleri, ibadetin cihetine göre üstünlük sağlamaz -ki ibadet bu anlamda eşittir-, ancak ibadet, ibadet edilme zamanının uzamasıyla, onu bina edene nispetle ve onu bina etmedeki güzel niyete göre üstünlük sağlar. İbn Âşûr, 4/15.
Soru: Kâbe’nin diğer mescidlere nispetle önceliği, neden üstünlüğü gerektirmiştir?
إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٖ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكٗا وَهُدٗى لِّلۡعَٰلَمِينَ ٩٦
(للذي ببكة مباركًا وهدًى للعالمين)“...Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak,” yani onda (Kâbe’de) ibadet sevabının kat kat artmasından dolayı hayrı da çok olur. Yine denildi ki: “Böyle olmasının sebebi, onda hac ve tavaf edip onun yanında itikâfa girenlerin günahlarının bağışlanmasından dolayıdır. Onun bereketinin sebebi Yüce Allah’ın şu kavlinde zikrettiği gibi de olabilir:
“...her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı...”
Yine denildi ki: “Onun bereketi, ibadetin orada devamlı yapılıp oraya giren herkes için gerekli olduğundan dolayıdır.” Âlûsî, 4/5.
Soru: Beytü’l-Harâm’daki bereketin bazı belirtilerini açıkla.
فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتٞ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنٗاۗ
(فيه آيات بينات)“Orada apaçık nişâneler vardır:” Beytullah’ın nişâneleri çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır: Kâbe’nin temellerini yükseltirken İbrâhim’in üzerine çıktığı “Makâm-ı İbrâhim” dediğimiz taş. Binası yükseldikçe inşayı tamamlayana kadar onunla yükseklere çıkabiliyordu. Öyle ki İbrâhim’in ayakları çamurdaymış gibi taşa batıyordu. Bu iz günümüzde de hâlâ mevcuttur. Bu nişânelerden biri de kuşların onun üzerine yükselmemesidir. Yine fîl ashabının helâk olması, zorbaların ondan defedilmesi, Cibrîl’in topuğunu yere vurmasıyla İsmaîl’in annesi Hacer için zemzem suyunun fışkırması, izi kaybolduktan sonra Abdulmuttalib’in onu kazması, içilen niyete göre suyunun fayda vermesi gibi ki bunun dışındaki nişâneler de bunlara dâhildir. İbn Cüzeyy, 1/153.
Soru: Beytü’l-Harâm’ın âyetlerinin bazılarını sayın.
وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلٗاۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٩٧
Kim ki vâcip olduğunu itiraf ettiği hâlde güç yetirebilmesine rağmen onu haccetmezse nimeti inkâr (Küfrü’n-ni‘me: nimete nankörlük) etmiş olur. Şayet vâcip olduğunu inkâr ederse dinden çıkmış olur. el-Bikâî, 2/128.
Soru: Haccetmeyen kişinin küfründen kastedilen nedir?
وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ
Yüce Allah’ın fiil ve ahkâmlarında bir hikmet ve maslahatın olması kaçınılmazdır, bunda sorun yok. Ancak bu maslahatın illaki bizler için açığa çıkmasını doğru bulmuyoruz. Zira hekimin, kendisinden alt mertebede olan kişiye meselenin hikmet yönünü bildirmesi gerekmez. Âlûsî, 4/11.
Soru: Yüce Allah’ın tüm emirlerinde bizler için bir hikmet var mıdır ve bizim bu hikmeti bilmemiz zorunlu mudur?