Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﯿ

ﱖ

Surah Header

ﯿ

ﭦﭛﭣﭤ
ﭑ ﭒ ﭓ ١ ١ ﭕ ﭖ ﭗ ٢ ٢ ﭙ ﭚ
ﭛ ٣ ٣
ﭝ ﭞ ﭟ ٤ ٤ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ٥ ٥
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ٦ ٦ ﭮ
ﭯ ﭰ ﭱ ٧ ٧
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ٨ ٨
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ٩ ٩
ﭿ ﮀ ﮁ ١٠ ١٠ ﮃ
ﮄ ١١ ١١
ﮆ ﮇ ﮈ ١٢ ١٢ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ١٣ ١٣ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ١٤ ١٤
ﮔ ﮕ ﮖ ١٥ ١٥ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ
١٦ ١٦
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ١٧ ١٧ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ
١٨ ١٨
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ١٩ ١٩
Surah Header

ﰀ

ﭦﭛﭣﭤ
ﯖ ﯗ ١ ١ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ٢ ٢
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ٣ ٣
ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ٤ ٤
587
سورة الانفطار Ayetler 0 - 6

يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ ٦

Âyetin zâhirinin, kula ihsanda bulunmak olmasıyla birlikte “Rab” tabirinin kullanılması, suça/günaha iyice dalma durumunda cezalandıracağı mânasına gelmektedir. Bu, terbiye edenin, üzerinde bulunduğu vaziyettir. Bu da düşünen için, aldanmaktan alıkoyan bir ifade olmuştur. (el-Bikâî, 21/302.)
Soru: Âyetteki “Rab” tabiri neye delâlet etmektedir?

سورة الانفطار Ayetler 10 - 12

وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ ١٠ كِرَامٗا كَٰتِبِينَ ١١ يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ ١٢

Yüce Allah üzerinize değerli melekler tayin etmiştir ki onlar sizin sözlerinizi ve amellerinizi yazıp bilmektedirler. Size yakışan ise onları tâzim etmek, yüceltmek ve ihtiramda bulunmaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 914.)
Soru: Amellerini kaydeden meleklere karşı bilincin nasıldır ve bu bilincin seni neye sevk etmektedir?

سورة الانفطار Ayetler 0 - 13

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٖ ١٣

Bunların dünya yurdunda da berzah hayatında da âhirette de mükâfatları; kalpte, ruhta ve bedende hissettikleri nimetlere nâil olmaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 914.)
Soru: İbadetler, insanın yaşayacağı üç merhalede de nimet ve saadete sebep olur. Bu merhaleler nedir?

سورة الانفطار Ayetler 13 - 14

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٖ ١٣ وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٖ ١٤

Sanma ki âyet sadece âhiretin nimet ve azabından bahsetmektedir. Hayır, hayır, bunlar dünya hayatında olduğu gibi, berzah ve âhiret hayatında da olacaktır. İyiler bu üç âlemde nimetler içinde, kötüler de azapta ve cehennemde olacaklardır. Ne dersin! Asıl nimet kalbin nimeti değil midir? Asıl azap kalbin azabı değil midir? Korkudan, kederden, hüzünden ve kalbin daralmasından, Allah’tan ve âhiret gününden yüz çevirmekten, Allah’tan başkasına bağlanmaktan ve Allah’tan kopmaktan daha büyük azap ne olabilir! Böyle birinin kalbi bir orada bir burada sıkıntılar arasında dönüp durmaktadır. Her kim de Allah’ın dışında kalbini bu vadilerden birine bağlarsa, bu, ona azabın en kötüsünü tattıracaktır! (İbn Kayyim, 3/267.)
Soru: Âyette zikredilen nimet ve azap hangi âlemde gerçekleşecektir?

سورة المطففين Ayetler 0 - 1

وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ ١

(ويل) Bu sûrenin açılışında ölçü ve tartıda haksızlık yapanlar için (ويل) “yazıklar olsun” ifadesinin kullanılması, bu amelin ne denli tehlikeli olduğunu hissettirmektedir -ki gerçekten bu amel oldukça tehlikelidir-. Çünkü bu, dünya ekonomisinde ve insanlar arası muamelede asıl ölçüdür. Eğer bu düzen bozulursa dünya iktisadında halel ortaya çıkacak ve bundan dolayı da insanlar arası muamele bozulacaktır -ki bu da büyük bir fesattır-.
Soru: Bu sûrenin, tartı ve ölçüde haksızlık yapanlara (ويل) “yazıklar olsun” diye açılmasının faydası nedir?

سورة المطففين Ayetler 1 - 3

وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ ١ ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ ٢ وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ ٣

Bu buyrukta, tüm felaketlerin aslının kötü ahlâk olduğuna bir tembih vardır. Bu da haksız bir şekilde, en âdi yollarla da olsa malları toplamaya düşüren dünya sevgisidir. Böyle bir işten mürüvvet sahibi olan kimse razı olmaz. Bunlar, ölçeği tam koyup, ürünü gereği gibi doldurup da adâleti sağlamayanlardır. (el-Bikâî, 21/311.)
Soru: Felaketlerin aslı nedir ve bunun haksız ölçmekle alâkası nedir?

سورة المطففين Ayetler 4 - 6

أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ ٤ لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ ٥ يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦

Bu karşı çıkma ve şaşırtmada, (ألا يظن أولئك) “düşünmezler mi” ifadesinin kullanılmasında, kıyamet gününün büyük bir gün olmakla nitelenmesinde, insanların Allah’ın huzurunda durup boyun eğmelerinde ve Yüce Allah’ın, Zatını, âlemlerin Rabbi olmakla nitelemesinde; ölçüde haksızlık yapma günahının ne denli büyük ve fena bir günah olduğuna dair bir beyan vardır. (Kurtubî, 22/136.)
Soru: Yüce Allah ölçüde haksızlık yapanın günahını ne kadar büyütmüştür?