Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﯸ

ﱕ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ٢٠ ٢٠ ﭖ ﭗ ٢١ ٢١ ﭙ ﭚ ﭛ
٢٢ ٢٢
ﭝ ﭞ ﭟ ٢٣ ٢٣ ﭡ ﭢ ﭣ ٢٤ ٢٤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ
ﭩ ٢٥ ٢٥
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ٢٦ ٢٦ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ٢٧ ٢٧ ﭵ ﭶ ﭷ
٢٨ ٢٨
ﭹ ﭺ ﭻ ٢٩ ٢٩ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ٣٠ ٣٠ ﮂ
ﮃ ﮄ ﮅ ٣١ ٣١
ﮇ ﮈ ﮉ ٣٢ ٣٢ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
٣٣ ٣٣
ﮑ ﮒ ﮓ ٣٤ ٣٤ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ٣٥ ٣٥ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ٣٦ ٣٦
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ٣٧ ٣٧ ﮧ ﮨ
ﮩ ﮪ ﮫ ٣٨ ٣٨
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ
ﮱ ٣٩ ٣٩
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ٤٠ ٤٠
Surah Header

ﯹ

ﭦﭛﭣﭤ
ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ١ ١ ﯨ ﯩ
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ٢ ٢
ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ٣ ٣
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ
ﯿ ﰀ ٤ ٤
ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ٥ ٥
578
سورة القيامة Ayetler 20 - 21

كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ ٢٠ وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ ٢١

Çünkü dünyanın nimetleri ve lezzetleri daha bu dünyadayken erkenden elde edilir. İnsan da bir an önce elde etmeye düşkündür. Âhirete gelince, onun kalıcı nimetleri ölümden sonra elde edilir. Bundan dolayı siz o nimetlerden gafil olup onları terk ettiniz. Sanki hiç o nimetler için yaratılmamışsınız gibi! Yine bu dünya yurdu, içinde ebedî kalacağınız ve ömrünüzün en güzel yıllarını uğrunda feda edeceğiniz, kendisi için gece gündüz çaba sarf edeceğiniz bir yurtmuş gibi! İşte böyle bir düşünceden dolayı hakikat sizin için ters yüz hâle gelmiş ve başınıza gelecek olan hüsran da gelmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 900.)
Soru: İnsanın çarçabuk geçen dünyayı sevip âhiret nimetlerini terk etmesinin sebebi nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 27

وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقٖ ٢٧

Yani “Şifa bulması için ona okuyup üflemek gibi manevî bir yolla tedavi edecek kimse yok mu?” diye sorarlar. Çünkü alışılagelmiş sebeplerden ümitleri kesilmiştir. İlâhî sebeplerden başka çareleri kalmamıştır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 900.)
Soru: Ölüm anındaki kimsenin tedavisi için okuyup üfleyecek birini aramalarının sebebi nedir ve neden tedavi eden doktorları aramamışlardır?

سورة القيامة Ayetler 0 - 33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣

Yani övünerek kibirli kibirli yürür. Denildi ki: Bu kelimenin aslı (يتمطط)’dur. Bu da “tembellik ve ağırlıktan ötürü yayılan” demektir. Böyle biri hak davetçisine icabet etmede ağır davranır. (Kurtubî, 21/437.)
Soru: Âyette zemmedilen çalım sata sata yürümek nedir?

سورة الإنسان Ayetler 0 - 1

هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ حِينٞ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡٔٗا مَّذۡكُورًا ١

Bu, insanın hâlinin ve ilk yaratılışının haberidir. Böylelikle kibirlenmeye ve nefsi için baş olma düşüncesine bir yol olmadığını bilsin ve Rabbânî nimetlerin kendisini kuşatması ile ilâhî itinanın üzerinde bulunması, kendisini yanlış düşüncelere sevk edip de bu güzellikleri hak ettiğini düşünmesine sebep olmasın: “Size gelen her nimet Allah’tandır.” (Nahl, 16/53.)
Soru: Câhil insanı kibre sevk eden sebep nedir?

سورة الإنسان Ayetler 0 - 2

إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجٖ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا ٢

(من نطفة امشاج) “katışık bir nutfeden,” yani hakir ve tiksinti veren bir sudan yarattık ki bununla (نبتليه) “onu imtihan edelim diye,” yani ilk hâlini hatırlayıp hakikatini kavrar mı, yoksa ilk hâlini unutup nefsi kendisini aldatır mı, onu bilelim, istedik. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 900.)
Soru: Bu âyet-i kerîme insanın gururdan nasıl kurtulacağını açıklamaktadır. Bunu izah et.

سورة الإنسان Ayetler 2 - 3

إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجٖ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا ٢ إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرٗا وَإِمَّا كَفُورًا ٣

Yani kendisiyle itaat etmeye ve mâsiyet işlemeye imkân bulacağı kulaklar ve gözler verdik. (İbn Kesîr, 4/453.)
Soru: Neden Yüce Allah “Şüphesiz Biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” kavlinden önce duyma ve görme duyularını zikretmiştir?

سورة الإنسان Ayetler 0 - 3

إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرٗا وَإِمَّا كَفُورًا ٣

Yüce Allah, burada “şükredici (şâkir)” ile “nankör (kefûr)” ifadelerini birlikte zikrettiği hâlde, her ikisinin de mübalağa anlamını ihtiva etmeleri açısından ortak vezinleri olan “şekûr” ile “kefûr” sîgalarını bir arada zikretmemiştir. Bunun sebebi ise, şükürde mübalağanın/aşırılığın söz konusu olmayacağını, bunun küfürde söz konusu olacağını bildirmektir. Çünkü Yüce Allah’a gerektiği gibi şükredebilmek söz konusu değildir. Bundan dolayı şükürde aşırılık mevzu bahis olmaz; fakat küfürde (ve nankörlükte) mübalağa söz konusudur. Bundan dolayı, insanın üzerindeki nimetlerin çokluğu dolayısıyla onun şükrü azdır, bunun yanında ona yapılmış olan ihsanlarla birlikte az gibi görünse dahi, küfrü (ve nankörlüğü) ise pek çoktur. (Kurtubî, 21/450.)
Soru: Neden mübalağa sîgası küfür/nankörlük sîgasında gelirken, şükür lafzında gelmemiştir?