Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﯷ

ﱕ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ٤٨ ٤٨ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
٤٩ ٤٩
ﭜ ﭝ ﭞ ٥٠ ٥٠ ﭠ ﭡ ﭢ ٥١ ٥١ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ٥٢ ٥٢
ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ٥٣ ٥٣
ﭵ ﭶ ﭷ ٥٤ ٥٤ ﭹ ﭺ ﭻ ٥٥ ٥٥ ﭽ ﭾ
ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ٥٦ ٥٦
Surah Header

ﯸ

ﭦﭛﭣﭤ
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ١ ١ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ٢ ٢ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ٣ ٣
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ٤ ٤ ﮡ
ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ٥ ٥
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ٦ ٦ ﮬ ﮭ
ﮮ ٧ ٧
ﮰ ﮱ ٨ ٨ ﯔ ﯕ ﯖ ٩ ٩ ﯘ ﯙ
ﯚ ﯛ ﯜ ١٠ ١٠
ﯞ ﯟ ﯠ ١١ ١١ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ١٢ ١٢ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ١٣ ١٣
ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ١٤ ١٤
ﯴ ﯵ ﯶ ١٥ ١٥
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ١٦ ١٦ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ١٧ ١٧
ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ١٨ ١٨ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ١٩ ١٩
577
سورة المدثر Ayetler 0 - 48

فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ ٤٨

Genel olarak kıyamet gününde başkaları için şefaatin olduğuna işaret vardır. Bu konunun tafsilatı sahih hadislerde geçmektedir. (İbn Âşûr, 29/328)
Soru: (فما تنفعهم شفاعة الشافعين) “Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.” âyetinin işaret ettiği nokta nedir?

سورة المدثر Ayetler 0 - 56

هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ ٥٦

O, kendisinden korkulmaya layık olandır. Yine O, kendisine tevbe edip yönelen kimseyi bağışlamaya layık olandır. (İbn Kesîr, 4/447)
Soru: Yüce Allah’ın günahları bağışlamaya layık olduğunu bildiğine göre, buna karşı senin amelî tutumun nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 2

وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢

Bu, işlediği günahlar veya ibadetlerdeki taksiratları üzerine kendini kınayan nefistir. Zira nefisler üç çeşittir: (En hayırlısı olan) mutmain nefis, (en şerlisi olan) kötülüğü emreden nefis ve (ikisinin arasında olan) kendini kınayan nefis. (İbn Cüzeyy, 2/513)
Soru: Nefisler üç çeşittir. Kötülüğü emreden nefis ile, kendini kınayan nefis arasındaki fark nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 2

وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢

Yüce Allah, nefsin kınayan olmasıyla, kendisine hayrı ve şerri öğreten ve kendisini bu konuda irşad edip ilhamda bulunacak birine duyduğu büyük ihtiyaca dikkat çekmiştir. Böylece kınamaktan ve kendisi sebebiyle nefsi kınadığı şerden kurtulsun diye onu, hayrı isteyen ve ona ileten, şerri çirkin gören ve ondan sakınan bir hâle getirecek bir Zat! Tâ ki kınamaktan ve kendisi sebebiyle nefsi kınadığı şerden kurtulsun. Çünkü aksi hâlde nefis sürekli kınayan ve bir oraya bir buraya meyleden olacak, bir hâl üzere sabit kalmayacaktır. Dolayısıyla nefis kendini, dünya ve âhiretinde ona faydalı olan şeye iletecek bir zata muhtaçtır. Böylece nefis faydayı tercih edecek, o faydayı kaçırdığında kendini kınayacak hâle gelecektir. (İbn Kayyim, 3/225)
Soru: Kınayan nefisten kasıt nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 16

لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ ١٦

Bu âyet, ilmi telakki etmede teenniyi ve dikkatli olmayı içermektedir. Yine ilme kulak veren kimsenin ilme olan büyük sevgisi, gayreti ve talep etmeye duyduğu büyük iştiyakı, kişinin kendini, söz bitmeden önce onu elde etmek için atılmaya itmemelidir. Aynı bunun gibi ilim talebesinin ve ilme gönül veren kimsenin, sözü bitene kadar muallimine sabretmesi gerekir. Sözü bittikten sonra söze başlaması veya ancak o zaman anlamadığı yerleri sorması gerekir. Muallimin henüz sözü bitmeden hemen atılmayıp sabırlı olması gerekir. (İbn Kayyim, 3/230)
Soru: Âyet-i ilim talebesinin kendisiyle süslenmesi gereken bir edebi ihtiva etmektedir. Bu edep nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 19

لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ ١٦ إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ ١٧ فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ ١٨ ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ١٩

Bu âyet-i kerîmede ilim talebesinin alması gereken bir edep vardır. O da talebenin başlamış olduğu meseleyi bitirmeden önce hocasının sözünü kesmemesi gerektiğidir. Hocası konuyu bitirdikten sonra talebenin, kafasını karıştıran yerleri sorması lazımdır. Aynı şekilde sözün başlangıcında kabul etmemeyi veya hoş görmeyi gerektiren bir durum olduğunda reddetme veya kabul etmede acele etmeyip sözün tamamlanmasını beklemesi gerekir. Tâ ki sözdeki hak ile bâtıl iyice birbirinden ayırt edilsin ve sözü, hâkim olacak şekilde iyice kavrayabilsin. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 899)
Soru: Âyet-i kerîmeden bir ilim talebesinin elde edeceği edep nedir?

سورة القيامة Ayetler 0 - 17

إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ ١٧

Yüce Allah’ın (ان علينا جمعه و قرانه) “Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak Bize aittir.” kavlinde, Kur’ân’ın parça parça indiğine işaret vardır. Aynı şekilde elimizde bulunduğu hâl üzere toplanıp cemedilmesinde bunun, Yüce Allah’ın gözetimi ve inayetiyle olduğuna işaret vardır. Yüce Allah’ın (ان علينا جمعه و قرانه) “Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak Bize aittir.” kavlini doğrulamak bunu gerektirir. Şu hâli üzere Kur’ân’ın cemedilmesinin Kur’ân’ı korumanın vesilelerinden olması da buna şahitlik eder. Nitekim Yüce Allah bunu üstlenmiştir. Allah en iyisini bilendir. (eş-Şenkîtî, 8/374)
Soru: Bu âyet-i kerîmede, Kur’ân’ın parça parça indiğine ve günümüz hâliyle bulunan toplanışının ise Yüce Allah’ın gözetim ve inayetiyle olduğuna işaret vardır. Bunu izah et.