Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﯞ

ﱒ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ
ﭲ ﭳ ١٢ ١٢
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ١٣ ١٣
ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ١٤ ١٤

ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ١٥ ١٥
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ١٦ ١٦
ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ١٧ ١٧
ﰉ ﰊ ﰋ
ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ١٨ ١٨
517
سورة الحجرات Ayetler 0 - 12

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱجۡتَنِبُواْ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعۡضَ ٱلظَّنِّ إِثۡمٞۖ وَ لَا تَجَسَّسُواْ

Çünkü insanın zihninde ilk olarak biri hakkında suç ve töhmet düşüncesi doğar. Ardından zihnine gelen bu düşünceyi gözetleyip araştırmaya başlar. Artık durmadan zihnine gelen bu zannın kesinleşmesi için dikkatle bakışlarını dikip kulak asmaya devam eder. İşte bundan dolayı Nebî ﷺ bunu yasaklamıştır. Ya da şöyle de denilebilir: Kaçınılması farz olan zanlar ile diğerlerini ayırt etmek için şu kaide ölçüdür: Sahih bir alâmet ve açık bir sebep bulunmadıkça böyle bir zan haramdır ve kaçınılması farzdır. (Kurtubî, 19/396)
Soru: Şer‘an yasaklanan zan hangisidir?

سورة الحجرات Ayetler 0 - 12

وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتٗا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ

Ebû Kılâbe er-Rekâşî dedi ki: “Ebû Âsım’ı şöyle derken dinledim: ‘Gıybetin getirdiği zarar ve kötülüğü öğrendiğimden beri kimsenin gıybetini yapmadım.’” Meymûn r kimsenin gıybetini yapmaz, huzurunda, bir kimsenin başka birinin gıybetini yapmasına da müsaade etmezdi. Yapan kimseye, bu işten vazgeçmesini söyler, vazgeçerse ne âlâ, eğer vazgeçmezse kendisi kalkıp giderdi. (Kurtubî, 19/404)
Soru: Gıybetten sakındırma konusunda seleften iki eser zikret.

سورة الحجرات Ayetler 0 - 12

وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتٗا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ

Yüce Allah gıybet etmeyi leş yemeye benzetmektedir. Çünkü yaşayan bir kimsenin, gıybetini yapanı bilmediği gibi ölen bir kimse de kendi etinin yenildiğinin farkına varmaz. İbn Abbas  der ki: “Yüce Allah’ın gıybete böyle bir örnek vermesinin sebebi, ölen kişinin etini yemenin haram ve tiksindirici olmasından ötürüdür. Aynı şekilde gıybet de dinen haramdır ve nefislerin tiksindiği bir şeydir.” Katâde der ki: “Nasıl ki sizden herhangi biri ölmüş kardeşinin etini yemekten kaçınıyorsa, aynı şekilde hayattayken onun gıybetini yapmaktan da uzak durmalıdır.” (Kurtubî, 19/403)
Soru: Gıybeti yasaklamada, onun ölü bir insanın etini yemeye benzetilmesi hangi yöndendir?

سورة الحجرات Ayetler 0 - 12

وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتٗا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ

Ömer b. el-Hattâb h dedi ki: “İnsanlar hakkında konuşmaktan uzak durun, çünkü o bir hastalıktır. Siz Allah’ı zikretmeye bakın, çünkü o bir şifadır.” Ali b. el-Huseyn h bir kişinin başkasının gıybetini yaptığını duyunca şöyle dedi: “Gıybetten sakın, çünkü o, insanların köpeklerinin katığıdır.” Amr b, Ubeyd’e, “Falan kişi senin aleyhine o kadar konuştu ki sana acıdık.” denilince Amr dedi ki: “Siz ona acıyın.” Bir adam, el-Hasen’e, “Bana ulaştığına göre sen benim gıybetimi yapıyormuşsun!” dedi. el-Hasen ona dedi ki: “Sen, seni iyiliklerimin hâkimi kılacak kadar benim yanımda değerli değilsin.” (Kurtubî, 19/404)
Soru: Gıybetin zemmedilmesi hakkında seleften birinin sözünü zikret.

سورة الحجرات Ayetler 0 - 12

وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتٗا

Yüce Allah haram kılmayı iman kardeşliğine bağladı. Bundan dolayı müminin hâline göre gıybet hükmü daha da katılaşır. Dolayısıyla gıybet edilenin imanı büyük oldukça onun gıybetini yapmanın (haramlığı) da o oranda katı olur. (İbn Teymiyye, 6/62)
Soru: Müminlerin gıybetinin haramlığı aynı derece midir? Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu açıkla.

سورة الحجرات Ayetler 0 - 13

وَجَعَلۡنَٰكُمۡ شُعُوبٗا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓاْۚ إِنَّ أَكۡرَمَكُمۡ عِندَ ٱللَّهِ أَتۡقَىٰكُمۡۚ

Yüce Allah onları, sırf kendi aralarında birbirlerini tanımaları ve her birinin ayırt edici özelliklerinin bulunması için kavimlere ve kabilelere ayırdığını beyan etmektedir. Yoksa birbirlerine karşı övünmek ve üstünlük taslamak için değil. Bu da onların birbirinden üstün ve değerli olmasındaki sebebin nesep dışında bir şey olduğunu gösterir ki onu da Yüce Allah bu kavlinde açıklığa kavuşturmuştur: “Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.” Böylelikle açığa çıkmıştır ki üstünlük ve değer yalnızca Allah korkusuyladır. Onun dışında, kabilelere nispet edilme gibi bir sebeplerle değil! (eş-Şenkîtî, 7/417)
Soru: Bu âyet üstünlük ölçüsünü açığa çıkarıp bu konudaki yanlış düşünceleri düzeltmiştir. Bunu açıkla.

سورة الحجرات Ayetler 0 - 15

إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمۡ يَرۡتَابُواْ وَجَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ

(انما المؤمنون) “Müminler,” yani gerçek mânada iman edenler. Onlar, iman ile cihadı bir araya getirmişlerdir. Çünkü kişinin kâfirlere karşı cihad etmesi imanın tam olarak kalbinde yer ettiğini gösterir. Çünkü İslâm ve şeriatının ikame edilmesi uğruna cihad eden kimsenin, kendi nefsiyle cihad ediyor olması daha evlâdır/daha layıktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 802)
Soru: Neden Yüce Allah bu âyette gerçek mümin için iman ile cihadı bir arada zikretti?