Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮰ

ﱏ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ٤١ ٤١ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ٤٢ ٤٢
ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ﭨ ﭩ ٤٣ ٤٣
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ٤٤ ٤٤ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ
٤٥ ٤٥
ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
ﮈ ٤٦ ٤٦
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ٤٧ ٤٧
ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ
ﮩ ٤٨ ٤٨
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ
ﯓ ٤٩ ٤٩
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ
ﯛ ٥٠ ٥٠
ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ
ﯦ ٥١ ٥١
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ٥٢ ٥٢
ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ٥٣ ٥٣
ﰂ ﰃ ﰄ
ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ٥٤ ٥٤
443
سورة يسٓ Ayetler 0 - 41

وَءَايَةٞ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ ٤١

Topyekûn yolculuğa çıkmada zayıf oldukları için bilhassa zürriyetler zikredildi. Söz konusu nimet onlar için daha büyük bir lütuf olmuştur. (İbn Atıyye, 4/455.)
Soru: Âyet-i kerîmede zürriyetlerin zikredilme sebebi nedir?

سورة يسٓ Ayetler 0 - 49

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ ٤٩

(وهم يخصمون) “birbirleriyle çekişip dururken,” yani onlar o sesten yana gafilken... Çekişme ve aralarındaki tartışma esnasında -ki bu durum da genelde gaflet anında olur- kalplerine/akıllarına böyle bir şey gelmemişti. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 697.)
Soru: Neden diğer vakitlerin dışında özellikle tartışma vakti tayin edildi?

سورة يسٓ Ayetler 0 - 49

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ ٤٩

Yani alışveriş gibi dünyevî konularda tartışıyorlardı, meclislerde ve çarşı-pazarlarda bu konuları konuşuyorlardı. (el-Beğavî, 3/643.)
Soru: Kıyametin üzerlerine kopacağı kulların gaflet anını açıkla.

سورة يسٓ Ayetler 0 - 50

فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةٗ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ ٥٠

Âyette özellikle “aile” zikredildi. Çünkü bu makamda insan için en önemli kişiler ve insan nefsinde daha etkili olanlar, yabancılardan ziyade kişinin kendi ailesidir. (İbn Atıyye, 4/457.)
Soru: Aile bir sebepten ötürü zikredilmiştir. Bu sebep nedir?

سورة يسٓ Ayetler 0 - 52

قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٥٢

Denildi ki: Kâfirler birbirlerine (من بعثنا من مرقدنا) “Bizi kabrimizden kim kaldırdı?” deyince ayan beyan gördükleri hakikatlerden ötürü o rasûllerin haber verdiklerini tasdik ettiler. Ardından şunu söylediler: (هذا ما وعد الرحمن وصدق المرسلون) “Bu, Rahmân’ın va’dettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler.” Ancak Biz onları yalanladık. İkrarın fayda vermediği bir anda hakkı ikrar ederler. (Kurtubî, 17/465.)
Soru: Kâfirlerin iman ve tevbe etmemelerinin pişmanlıkları ne zaman ortaya çıkacak?

سورة يسٓ Ayetler 0 - 52

قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ

Dünya hayatındayken diriltilmeyeceklerine inandıkları kabirleri kastediyorlar. Mahşerde yalanladıkları şeyi ayan beyan görünce, (يا و يلنا من بعثنا من مرقدنا) “Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı?” derler. Ancak bu sözleri/pişmanlıkları kabirlerinde azap görmelerini engellemeyecektir. Çünkü kabir, daha sonraki azaplara nispetle bir dinlenme yeri gibidir. (İbn Kesîr, 3/552.)
Soru: Müşriklerin (يا و يلنا من بعثنا من مرقدنا) “Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı?” sözü azabı onlardan önler mi?

سورة يسٓ Ayetler 0 - 52

هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٥٢

Zannedilmesin ki burada Rahmân’ın zikredilmesi, yalnızca O’nun vaadini haber vermek içindir. Aynı zamanda bu, o büyük günde bile onların, ilâhî rahmetin -hiç tahmin edilmeyecek şekilde- tecellilerini göreceklerine dair de bir haberdir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 697.)
Soru: Âyetin bu kısmında neden özellikle (الرحمن) “er-Rahmân” ismi zikredildi?