Kuran
ﮯ
ﱎ
٢٠ ٢٠ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ٢١ ٢١ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
ﭱ ٢٢ ٢٢ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ٢٣ ٢٣ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ٢٤ ٢٤ ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ٢٥ ٢٥ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
ﮙ ﮚ ﮛ ٢٦ ٢٦ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ٢٧ ٢٧
ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ
ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ٢٨ ٢٨
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ٢٩ ٢٩ ﯻ
ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ٣٠ ٣٠
وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَحۡيَآءُ وَلَا ٱلۡأَمۡوَٰتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسۡمِعُ مَن يَشَآءُۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسۡمِعٖ مَّن فِي ٱلۡقُبُورِ ٢٢
Bu, iman eden ile iman etmeyenin misali gibidir ki onlardan iman eden diriye benzerken, iman etmeyen ise ölüye benzer. “Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir.” kavli Yüce Allah’ın dilediğine hidâyet verdiğini ifade eden bir tabirdir. “Sen kabirlerdekilere işittiremezsin!” kavli de kâfirlerin delil ve öğütleri dinlemediklerini ifade eder. Duygularını yitirmeleri sebebiyle Yüce Allah onları ölülere benzetmiştir. (İbn Cüzeyy, 2/215.)
Soru: Bu âyette kâfirler ile ölüler arasında beliğ bir benzetme vardır. Buradaki benzetme yönlerini açıkla.
وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَحۡيَآءُ وَلَا ٱلۡأَمۡوَٰتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسۡمِعُ مَن يَشَآءُۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسۡمِعٖ مَّن فِي ٱلۡقُبُورِ ٢٢
Küfürden kaynaklanan en büyük mahrumiyet, en etkili ve en sadık kelâmdan istifade etmemektir ki o kelâm da Kur’ân’dır. (İbn Âşûr, 2/215.)
Soru: Kâfirlerin dünyadayken yaşadıkları en büyük mahrumiyet nedir?
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٖ مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهَاۚ وَمِنَ ٱلۡجِبَالِ جُدَدُۢ بِيضٞ وَحُمۡرٞ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٞ ٢٧ وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ مُخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَۗ
Yüce Allah asılları ve özleri bir olan, ama birbirine zıt yaratmış olduğu eşyaları zikrediyor. Asılları bir olmasına rağmen farklılıkları gözle müşahede edilecek şekilde bilinmektedir. Yüce Allah kudretinin kemâline ve hikmetinin harikalığına delâlet etmesi için kulları bunlara şahit kılmıştır. Bu eşyaların farklı olması Yüce Allah’ın dilemesine aklî bir delil teşkil etmektedir. Yüce Allah bu eşyaları dilediği renk ve vasıflarla özel kılmıştır. Dilediği şekilde ortaya koyduğu kudreti, hikmeti ve rahmeti de bunun gibidir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 688.)
Soru: Yaratılmışların çokluğunda, birbirinden farklı şekil ve renklerde olmasında Yüce Allah’ın hangi ilâhî vasfı vardır?
إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ ٢٨
Rebî‘ b. Enes r der ki: “Yüce Allah’a karşı haşyet sahibi olmayan kimse âlim değildir.” İbn Mes‘ûd h der ki: “Yüce Allah’tan korkmak ilim olarak yeter, O’nun rahmetiyle aldanmak da cehâlet olarak yeter.” Mücâhid der ki: “Fakih olan, ancak Yüce Allah’tan korkandır.” (Kurtubî, 17/375-376.)
Soru: Sadık olan ilim talebesini diğerlerinden ayıran sıfat nedir?
إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ ٢٨
“Ulema” ile kastedilenler Allah’ı ve şeriatını bilenlerdir. Bu ilmi bilme nispetinde kişinin takvâ ve haşyeti olur. Mârifetullahta, O’nun sevap ve cezasına taalluk etmeyen alanlarda bilgin olanlara gelince, onların elde ettikleri bu bilgiler haddizatında onları Allah’a yakınlaştıracak bilgiler değildir. (İbn Âşûr, 22/304.)
Soru: Hakiki âlim kimdir?
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ يَرۡجُونَ تِجَٰرَةٗ لَّن تَبُورَ ٢٩
Bu âyet-i kerîme Kur’ân okuyucularının kazandığı mükâfatı içermektedir. İşte onlara, “Allah’ın Kitabı’nı okuyan ve namazı ikame edenler” sözü yaraşır. Yapmış oldukları tilâvetlerinin beraberinde tefekkür olmasa bile bu tilâvetten sevap ve Allah’ın kelâmının nûrlarıyla nûrlanma nasibini almış olurlar. (İbn Âşûr, 22/297.)
Soru: Tefekkür olmasa da Kur’ân’ı tilâvet edene bir ecir var mıdır?
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ يَرۡجُونَ تِجَٰرَةٗ لَّن تَبُورَ ٢٩
Bu buyrukta, onların, amellerinde ihlâslı olduklarına ve bu amelleriyle kötü ve fâsid maksatları arzu etmediklerine delil vardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 689.)
Soru: Yüce Allah’ın (يرجون تجارة لن تبور) “asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler” kavlinden istifade edilecek şey nedir?