Kuran
ﮯ
ﱎ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ
ﭭ ﭮ ١٢ ١٢ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ
ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ١٣ ١٣ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
١٤ ١٤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ١٥ ١٥ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ١٦ ١٦
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ١٧ ١٧ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ١٨ ١٨
وَٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمۡلِكُونَ مِن قِطۡمِيرٍ ١٣
Yani az veya hiçbir şeye sahip değiller; mevcudatta en küçük olan bir kabuğa dahi. Göklerin ve yerin mülkiyetinden bir şeye sahip olmadıkları hâlde nasıl olur da onlara ibadet edilip dua edilir?! (Tefsîru’s-Sa‘dî, 686)
Soru: Allah’ın dışında dua edilenlerin hiçbir şeye sahip olmadığını bilmekten insan nasıl istifade eder?
إِن تَدۡعُوهُمۡ لَا يَسۡمَعُواْ دُعَآءَكُمۡ وَلَوۡ سَمِعُواْ مَا ٱسۡتَجَابُواْ لَكُمۡۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَكۡفُرُونَ بِشِرۡكِكُمۡۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثۡلُ خَبِيرٖ ١٤
Daha dünyadayken putların hâli ortaya çıkınca -ki bunlardan biri de onlardan faydalanmaktan ümit kesilmesidir- âhiretteki durumları da ortaya çıkmış oldu ki Yüce Allah onları konuşturur ve o putlar kendilerine ibadet edenlerin şirklerinden teberrî ederler. Yani onları buna çağırmış olmaktan veya onların bu şirkinden razı olmaktan teberrî ederler. (İbn Âşûr, 22/283)
Soru: Yüce Allah putlara ibadetin boş ve faydasız olduğunu dünyada da âhirette de nasıl ortaya koydu?
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلۡفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ١٥
Yüce Allah burada birçok delil ve öğüt serdetmesine rağmen Mekke müşriklerinden önde gelenlere, sapkınlıklarından vazgeçmeleri için özel bir âyet zikretmemiştir. Olur da Müslümanların, onların İslâm’ına muhtaç olduğu zannına kapılmamaları ve bu sebeple kendileriyle övünmemeleri için Yüce Allah bunu yapmamıştır. Çünkü bu, onların şeytanın tuzaklarına daha fazla düşmelerine sebep olacaktır. Bu sebeple de Yüce Allah dininin onlardan müstağni olduğunu bildirmek için; genel bir buyruk ile (يا ايها الناس انتم الفقراء الى الله) “Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizsiniz” buyurmuştur. Yüce Allah dilerse onları helâk edip onların yerine Kendi dinini güçlendirecek başka insanlar getirir. (İbn Âşûr, 22/285)
Soru: Bu âyet-i kerîmede genel olarak insanların fakir olmakla nitelendirilmelerindeki hikmet nedir?
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلۡفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِۖ
Yüce Allah bu âyette tüm insanlara hitap etmekte ve onların her cihetten Allah’a muhtaç olduklarını ifade ederek üzerinde bulundukları hâli ve vasfı haber vermektedir:
a- Var oluşlarında Allah’a muhtaçtırlar. Eğer onları var etmeseydi hiç vücut bulmayacaklardı.
b- Olmadığı takdirde hiçbir ameli yerine getirmeye hazır olamayacakları güç ve âzaları tertip etmede Allah’a muhtaçtırlar.
c- Gıda, rızık ve açık-gizli tüm nimetlerde O’na muhtaçtırlar. Şayet O’nun fazlı, ihsanı ve işleri kolaylaştırması olmasaydı hiçbir rızık ve nimeti elde etmeleri mümkün olmayacaktı.
d- Onları gazap ve kötülüklerden koruyup defetmesinde, sıkıntıları ve belâları izale etmesinde O’na muhtaçtırlar. Şayet O’nun koruyup defetmesi, sıkıntılardan kurtarması ve zorluklarını izale etmesi olmasaydı sıkıntılar ve belâlar üst üste başlarına gelmeye devam ederdi. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 687)
Soru: İnsanların Allah’a olan ihtiyaçları sadece mal noktasında mıdır? İnsanların Rablerine muhtaç oldukları bazı yönleri açıkla.
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلۡفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ١٥
Yüce Allah onların, Zatına muhtaç olduklarını ve Kendisinin onlardan müstağni olduğunu ispat ettikten sonra, her zenginin, zenginliğiyle faydalı olmayacağı, ancak zenginliğiyle cömert ve lütufta bulunursa faydalı olacağı için (الحميد) “övülmeye lâyık olan” vasfını onlar için zikretmiştir. Böylece zenginliğiyle ve cömertliğiyle kullarına fayda verip lütufta bulunduğuna delâlet etsin. (Kurtubî, 17/366)
Soru: Neden âyette (الحميد) “övülmeye lâyık olan” vasfı (الغني) “zengin” vasfıyla birlikte zikredilmiştir?
وَإِن تَدۡعُ مُثۡقَلَةٌ إِلَىٰ حِمۡلِهَا لَا يُحۡمَلۡ مِنۡهُ شَيۡءٞ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰٓۗ
İbn Abbas h şöyle dedi: “Anne-baba, çocuğuyla karşılaşır ve der ki: ‘Ey evlâdım, bazı günahlarımı benden alıp taşı.’ Evlât da şöyle der: ‘Ben buna güç yetiremem benim üzerimdeki yük bana yeter!’” (el-Beğavî, 3/621)
Soru: Kıyamet gününde senin günahlarını kim taşıyacak?
إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفۡسِهِۦۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ ١٨
Mâna şudur: Uyarı ancak Rablerinden korkanlara fayda verir. Yoksa uyarı sadece onlara has olduğundan değildir. (İbn Cüzeyy, 2/215)
Soru: Âyet-i kerîme peygamber ve davetçilerin yalnızca haşyet ehlini uyardıklarına mı delâlet ediyor? Bunu açıkla.