Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮪ

ﱍ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ
٥١ ٥١
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ٥٢ ٥٢
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ٥٣ ٥٣
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ
ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
٥٤ ٥٤
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ٥٥ ٥٥
ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ
ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ٥٦ ٥٦
ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ
٥٧ ٥٧
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ٥٨ ٥٨
ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ
٥٩ ٥٩
ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ٦٠ ٦٠
410
سورة الروم Ayetler 0 - 54

۞ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن ضَعۡفٖ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ ضَعۡفٖ قُوَّةٗ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٖ ضَعۡفٗا وَشَيۡبَةٗۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡقَدِيرُ ٥٤

Yüce Allah bu âyette bilhassa ilim ve kudret vasfını zikretmiştir. Çünkü gelişim, hikmetin gereklerindendir. Hikmet ise ilmin gereksinimlerindendir. (İbn Âşûr, 21/128.)
Soru: Âyet-i kerîmenin (العليم) “el-Alîm” ve (القدير) “el-Hakîm” sıfatlarıyla bitirilmesindeki münasebet nedir?

سورة الروم Ayetler 0 - 54

۞ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن ضَعۡفٖ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ ضَعۡفٖ قُوَّةٗ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٖ ضَعۡفٗا وَشَيۡبَةٗۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡقَدِيرُ ٥٤

(خلقكم من ضعف) “Sizi güçsüz yaratan:” Birinci güçsüzlük/zayıflık, insanın bayağı bir sudan yaratılması ve çocukluk döneminde zayıf olmasıdır. İkinci zayıflık dönemi ise yaşlılık dönemidir. (İbn Cüzeyy, 2/171.)
Soru: Âyet-i kerîmede vârit olan iki zayıflıktan kastın ne olduğunu izah et.

سورة الروم Ayetler 0 - 55

وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقۡسِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ مَا لَبِثُواْ غَيۡرَ سَاعَةٖۚ

Yüce Allah bu âyette kâfirlerin dünya ve âhiretteki cehâletini haber vermektedir. Dünyada putlara ibadet etmek gibi yapacakları nice cürümleri yaptılar. Âhiretteki cehâletleri ise daha büyüktür. Bu cehâletlerinden biri dünyada sadece bir saatten fazla kalmadıklarına dair Allah’a yemin etmeleridir. Bununla murat ettikleri şey ise hüccetin kendilerine ikame edilmediğini, kendilerine yeterli mühletin verilmediğini, bu yüzden mazur sayılabileceklerini ifade etmektir. (İbn Kesîr, 3/424.)
Soru: Âyet-i kerîme kâfirlerin dünyadaki ve âhiretteki cehâletlerine delâlet etmiştir. Bunu açıkla.

سورة الروم Ayetler 0 - 56

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَٱلۡإِيمَٰنَ لَقَدۡ لَبِثۡتُمۡ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡبَعۡثِۖ فَهَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡبَعۡثِ وَلَٰكِنَّكُمۡ كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٥٦

Öneminden dolayı iman, ilme atfedildi. Çünkü imansız ilim, hak olan akaide/inanç esaslarına iletmez, fakat âhiret hayatındaki başarı ancak onunla elde edilir. (İbn Âşûr, 21/131.)
Soru: Neden âyet-i kerîmede iman, ilme atfedilmiştir?

سورة الروم Ayetler 0 - 59

كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٩

Yani azameti ve kudreti Yüce Allah; (على قلوب الذين لا يعلمون) “bilmeyenlerin (hakkı tanımayanların)” kalplerine mührü vurmuştur. Yani ilmi talep etmeyen, hakkı araştırmayan, bilakis inandıkları hurafeler ve ortaya çıkardıkları bâtıl ameller üzerinde ısrar edenlerin kalplerine mührü vurmuştur. Kuşkusuz ki cehl-i mürekkeb, (Bilmemesine rağmen bildiğini zannetmek.) hakkı idrak etmeye engel olur ve hakkı göstereni yalanlamayı zorunlu kılar. Buradan yola çıkarak dediler ki: O, cehl-i basîtten (Bilmemekle birlikte bilmediğini ikrar etmek.) daha şerlidir. (Âlûsî, 11/60-61.)
Soru: Hakkı araştırmamanın ve cehâlet üzere ısrar etmenin tehlikesini açıkla.

سورة الروم Ayetler 0 - 60

فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞۖ

İşte bu, sabretmeye yardımcı olan bir hakikattir. Zira kul, amelinin zayi olmayacağını, bilakis kâmil bir şekilde bulacağını bildiğinde karşılaştığı zorluklar hafif gelir ve her zor olan kolay hâle gelir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 646.)
Soru: Neden sabırdan önce Yüce Allah’ın vaadinin hak olduğunu bildirmesi zikredildi?

سورة الروم Ayetler 0 - 60

وَلَا يَسۡتَخِفَّنَّكَ ٱلَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ ٦٠

Bu buyruk, her müminin yakîn üzere olduğuna, akl-ı reşîd olduğuna, dolayısıyla sabrın kendisine kolay geldiğine delildir. Yakîni zayıf olan herkesin aklı da zayıftır. İlki öz mesabesinde, diğeri ise kabuk mesabesindedir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 646.)
Soru: Bu âyet başlarına imtihanlar gelen kimselerin akıllarının bir olmadığına delâlet etmektedir. Bunu açıkla.