Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮎ

ﰺ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
٢٢٠ ٢٢٠
ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ
ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ
ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ
ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ٢٢١ ٢٢١

ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
٢٢٢ ٢٢٢
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ
ﯲ ٢٢٣ ٢٢٣
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ٢٢٤ ٢٢٤
35
سورة البقرة Ayetler 0 - 221

وَلَا تَنكِحُواْ ٱلۡمُشۡرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤۡمِنَّۚ وَلَأَمَةٞ مُّؤۡمِنَةٌ خَيۡرٞ مِّن مُّشۡرِكَةٖ وَلَوۡ أَعۡجَبَتۡكُمۡۗ وَلَا تُنكِحُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤۡمِنُواْۚ وَلَعَبۡدٞ مُّؤۡمِنٌ خَيۡرٞ مِّن مُّشۡرِكٖ وَلَوۡ أَعۡجَبَكُمۡۗ أُوْلَٰٓئِكَ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلنَّارِۖ

(أولئك يدعون إلى النار)“Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır.” Yani sözleriyle, fiilleriyle ve hâlleriyle böyle yaparlar. Onlarla içli dışlı olmak tehlikelidir ki bu tehlike, dünyevî tehlikelerden olmayıp ebedî şekâvete yol açan bir tehlikedir. Âyetin gösterdiği gerekçeden, her bir müşrik ve bid‘atçıyla içli dışlı olmanın yasaklandığı anlaşılmaktadır. Çünkü pek çok maslahatına rağmen eğer evlilik câiz değilse hiçbir faydası olmayan içli dışlı olmak evleviyetle câiz değildir. Hele hele de müşrik ve benzerlerinin -hizmetçilik ve benzeri işler dolayısıyla- Müslüman üzerinde üstünlüğünün söz konusu olduğu, içli dışlı oluş hâllerinde bu kesinlikle böyledir.
Soru: Bu âyete dayanarak, bid‘at ehli ve müşriklerle beraber oturup kalkmanın tehlikesini nasıl anlarsın?

سورة البقرة Ayetler 0 - 221

أُوْلَٰٓئِكَ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلنَّارِۖ وَٱللَّهُ يَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱلۡجَنَّةِ وَٱلۡمَغۡفِرَةِ بِإِذۡنِهِۦۖ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٢٢١

Âyetten kastedilen, müminin kendisine âhiretinde zarar verecek şeylere karşı ihtiyatlı olması, koruluğun etrafında sürüsünü otlatmaması, yine haram olma ihtimali olan şeylerden kaçınması gerektiğidir, zira nefis ve şeytan, ateşe sebep olacak şeylerde yardımlaşırlar. Âlûsî, 2/120.
Soru: Müslüman ne zaman helâke karşı korunmuş olur?

سورة البقرة Ayetler 0 - 222

إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلۡمُتَطَهِّرِينَ ٢٢٢

Bu âyet, tevbe ettikten sonra tekrar günaha dönüp kalplerinde bir sıkıntı hissedenlerin kalbini rahatlatmak içindir. Yani ikinci kez günaha saplandıktan sonra tekrar tevbe etme hususunda… Çünkü âsi olan kişi her tevbeden sonra ayakları kayınca kendisine bir yalan yazılmasından ve alay eden konumunda olmaktan korkar. Böylece Allah’ın gözünden düşer, sonra da buna aldırış etmez. Bu da onu tevbeden alıkoyar.el-Bikâî, 1/422.
Soru: Neden devamlılığı ifade eden (التوابين) “tevbe edenler” sîgasıyla tabir edildi?

سورة البقرة Ayetler 0 - 223

وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٢٢٣

Genele delâlet etmesi için kendisiyle müjdelenecek husus zikredilmedi. Dolayısıyla dünya hayatında da âhirette de onlar için müjde vardır. İmana bağlı her türlü hayrın elde edilmesi ve her türlü zararın uzaklaştırılması da bu müjdenin kapsamındadır. Tefsîru’s-Sa‘dî, s. 100.
Soru: Yüce Allah müjdelenen hususu bu âyette neden zikretmedi?

سورة البقرة Ayetler 0 - 224

وَلَا تَجۡعَلُواْ ٱللَّهَ عُرۡضَةٗ لِّأَيۡمَٰنِكُمۡ

Allah adına fazla yemin etmeyiniz. Çünkü bu, kalpler için daha heybetlidir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Yeminlerinizi koruyun.” [Mâide, 5/89] Çokça yemin edeni de yererek şöyle buyurmuştur: “Çokça yemin eden aşağılık ve değersiz hiçbir kimseye itaat etme!” Kurtubî, 4/13.

Soru: Yemin etmeyi/ant içmeyi azaltmanın faydası nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 224

وَلَا تَجۡعَلُواْ ٱللَّهَ عُرۡضَةٗ لِّأَيۡمَٰنِكُمۡ أَن تَبَرُّواْ وَتَتَّقُواْ وَتُصۡلِحُواْ بَيۡنَ ٱلنَّاسِۚ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٢٢٤

Yüce Allah onları, yemin etmiş olmayı, emrettiği şeyleri yapmaya bir engel kılmalarından nehyetti ki etmiş oldukları yeminlerden dolayı O’na itaat etmekten imtina etmesinler. İbn Teymiyye, 1/517.
Soru: Yemin etmek/ant içmek ne zaman kınanmış olur?

سورة البقرة Ayetler 0 - 224

وَلَا تَجۡعَلُواْ ٱللَّهَ عُرۡضَةٗ لِّأَيۡمَٰنِكُمۡ أَن تَبَرُّواْ وَتَتَّقُواْ وَتُصۡلِحُواْ بَيۡنَ ٱلنَّاسِۚ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٢٢٤

Daha sonra Yüce Allah âyeti şu iki ism-i şerîfle bitirmektedir: (والله سميع) “Allah işitir,” yani tüm sesleri işitendir; (عليم) “bilir,” yani maksatları ve niyetleri bilendir. Yemin edenlerin sözlerini işitmesi ve onların maksatlarının hayır mı, yoksa şer mi olduğunu bilmesi de bunlara dâhildir. Bunun içinde O’nun cezalandırmasından sakındırma olup yine amel ve niyetlerinizin O’nun tarafından bilinmesi de vardır. Tefsîru’s-Sa‘dî, 100-101.
Soru: Âyetin sonlanması, yeminin önemiyle bitiyor. Bunu açıkla.