Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮞ

ﱈ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ٧٥ ٧٥ ﭜ ﭝ
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ
٧٦ ٧٦
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ
ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ٧٧ ٧٧
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ٧٨ ٧٨
ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ٧٩ ٧٩
ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ٨٠ ٨٠
ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ٨١ ٨١
ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ٨٢ ٨٢

ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ٨٣ ٨٣
302
سورة الكهف Ayetler 0 - 76

قَالَ إِن سَأَلۡتُكَ عَن شَيۡءِۢ بَعۡدَهَا فَلَا تُصَٰحِبۡنِيۖ قَدۡ بَلَغۡتَ مِن لَّدُنِّي عُذۡرٗا ٧٦

Burada Mûsâ u unutmayı mazeret olarak sunmadı. Bunun sebebi; ya bu sefer unutmuş değildi ancak büyük bir kötülüğe engel olmayı -yani sebepsiz yere bir cana kıymayı- vefaya bağlı kalmaya tercih etmiştir. Ya da gerçekten unutmuş, ancak aynı sebepten ötürü tekraren mazeret sunmayı çirkin gördüğü için unutmayı mazeret olarak sunmaktan vazgeçmiştir. (İbn Âşûr, 16/6.)
Soru: Neden Mûsâ u bir daha unutmayı mazeret olarak sunmadı?

سورة الكهف Ayetler 0 - 79

أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتۡ لِمَسَٰكِينَ يَعۡمَلُونَ فِي ٱلۡبَحۡرِ فَأَرَدتُّ أَنۡ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٞ يَأۡخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصۡبٗا ٧٩

Aynı şekilde bu âyette büyük bir kâide vardır: “İnsanın başkasının malındaki tasarrufu, eğer maslahatı sağlamak ve kötülüğü izale etmek bâbındansa, izinsiz olsa dahi bunu yapması câizdir. Hatta bu tasarrufu üzerinden başkasının malının bir kısmı telef olsa dahi bu böyledir.” Nitekim kusurlu kılmak için Hızır u gemiyi delmiş ve böylelikle (gemi) zalim kralın gasp etmesinden kurtulmuştur. Buna binaen bir kişinin evinde veya malında bir yangın, suda batma veya benzeri bir durum meydana gelse ve malın bir kısmını telef etmek ya da evin bir tarafını yıkmakla geri kalanın selâmeti söz konusuysa bunu yapması câiz, hatta gerekli olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 485.)
Soru: İslâm âlimleri bu âyetten önemli bir kâide istinbat etmişlerdir. Bu kâide nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 80

وَأَمَّا ٱلۡغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤۡمِنَيۡنِ فَخَشِينَآ أَن يُرۡهِقَهُمَا طُغۡيَٰنٗا وَكُفۡرٗا ٨٠

Katâde der ki: “O çocuk doğduğunda anne-babası sevinmişler, öldürüldüğü zaman ise üzülmüşlerdi. Şayet hayatta kalsaydı bu, onların helâki olacaktı. O yüzden kişi Yüce Allah’ın hükmüne razı olsun. Zira mümin için, hoşlanmadığı şeylerdeki Yüce Allah’ın hükmü, sevip istediği şeylerdeki hükmünden daha hayırlıdır.” (İbn Kesîr, 3/96.)
Soru: Müslümana bazen musibetler ve üzüntüler isabet eder. Onun bu imtihanlar karşısında davranışı nasıl olmalıdır?

سورة الكهف Ayetler 0 - 82

وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحٗا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبۡلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسۡتَخۡرِجَا كَنزَهُمَا

Bu buyrukta, kişi sâlih olunca zürriyetinin korunduğuna, onlara yapacağı şefaatiyle dünyada ve âhirette ibadetinin bereketinin onları kapsayacağına ve kendileriyle gönlü ferahlayıp sevinmek için cennetin en üst derecesine yükselmesine vesile olabileceğine delil vardır. (İbn Kesîr, 3/97.)
Soru: Senin sâlih amelin zürriyetine fayda sağlayabilir. Âyetten yola çıkarak bunu izah et.

سورة الكهف Ayetler 0 - 82

وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحٗا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبۡلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسۡتَخۡرِجَا كَنزَهُمَا

Bu âyette, Yüce Allah’ın sâlih olan kimseyi bizzat koruduğu gibi, nesep olarak kendisinden uzak olsa da onun soyunu koruyabileceğine delil vardır. Yüce Allah’ın, sâlih bir kimse sebebiyle soyundan yedi kişiyi koruyacağı rivâyet edilmiştir. (Kurtubî, 13/356.)
Soru: Kulun dürüst ve istikamet üzere olmasının dünyadaki semeresi nedir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 82

فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبۡلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسۡتَخۡرِجَا كَنزَهُمَا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۚ

(فاراد ربك) “Rabbin istedi ki” kavlindeki irade lafzı Yüce Allah’a isnâd edilmiştir. Çünkü bu, yeni ve gaybî bir durum hakkındadır. Çünkü bu konuda ileride olacakları ancak Yüce Allah bilmektedir. (فاردت ان اعيبها) “Onu kusurlu kılmak istedim.” buyruğunda ise fiil, kusur lafzı olduğu için Hızır’a u isnâd edilmiştir. Bunu Yüce Allah’a isnâd etmemekle Hızır u edebe riayet etmiştir. Bu, İbrâhim’in u şu sözü gibidir: “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.” (Şuarâ, 26/80.)- (İbn Cüzeyy, 1/518.)
Soru: Hızır u duvarı dikmeyi Yüce Allah’a isnâd ederken neden gemiyi delmeyi kendine isnâd etmiştir?

سورة الكهف Ayetler 0 - 82

وَمَا فَعَلۡتُهُۥ عَنۡ أَمۡرِيۚ ذَٰلِكَ تَأۡوِيلُ مَا لَمۡ تَسۡطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرٗا ٨٢

(و ما فعلته عن امري) “Ben bunu da kendiliğimden yapmadım.” Yani kendi düşüncem ve seçeneğimle yapmadım. Bilakis bunu Yüce Allah’ın emriyle yaptım. (el-Beğavî, 3/55.)
Soru: Âlim ve önder olan kimse her istediğini yapar mı, yoksa Yüce Allah’ın emirlerine mi tâbi olur?