Kuran
ﮝ
ﱇ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ١٨ ١٨ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ﭯ ١٩ ١٩ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ
ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ٢٠ ٢٠ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ
ﮊ ٢١ ٢١ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ
٢٢ ٢٢ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ٢٣ ٢٣ ﯓ ﯔ
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ
ﯞ ٢٤ ٢٤ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ٢٥ ٢٥ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ
ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ٢٦ ٢٦ ﯹ ﯺ
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ٢٧ ٢٧
ثُمَّ جَعَلۡنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصۡلَىٰهَا مَذۡمُومٗا مَّدۡحُورٗا ١٨
Yani o, hem Yüce Allah hem de kulları tarafından rezil rüsva olmuş, kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş bir hâlde cehenneme girecektir. Dolayısıyla azap ile rezilliği bir arada yaşayacaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 455.)
Soru: Cehennemde hem nefsî (manevî) hem de fizikî/maddî azap vardır. Âyet-i kerîmeye dayanarak bunu açıkla.
وَمَنۡ أَرَادَ ٱلۡأٓخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعۡيَهَا وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَأُوْلَٰٓئِكَ كَانَ سَعۡيُهُم مَّشۡكُورٗا ١٩
Bu âyet-i kerîmede, hiçbir çaba göstermeksizin âhiret hayrını istemenin sırf bir aldanıştan ibaret olduğuna ve istenen herhangi bir şeyde başarılı olabilmek için onu elde etmedeki sebepler peşinde koşuşturmak gerektiğine dair bir tembih vardır. (İbn Âşûr, 15/60.)
Soru: Gaflet ve aldanışın şekillerinden biri de hayrı sevmeye rağmen onun uğrunda koşmamaktır. Bunu âyetle açıkla.
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفّٖ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلٗا كَرِيمٗا ٢٣
Özellikle yaşlılık hâli zikredilmiştir, çünkü o dönemde, zayıflıklarından ötürü iyilik edilmeye ve haklarının yerine getirilmesine daha çok muhtaç bir hâlde olurlar. (İbn Cüzeyy, 1/485.)
Soru: Anne-babaya her hâllerinde iyilik edilmesi farz olmasına rağmen neden yaşlılık hâlinde daha fazla iyilik edilmesi gerektiği zikredilmiştir?
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفّٖ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلٗا كَرِيمٗا ٢٣
(اف) “Of!” kelimesinden kasıt, can sıkıntısı ve kızgınlık gibi hâllerde hoşlanılmayan sözleri söylemektir. Özellikle (اف) “Of!” lafzının zikredilmesi, insandan sâdır olup hoşlanılmayan en küçük ve en hafif söz olmasındandır. Yüce Allah bunun bile anne-babaya karşı kullanılmasını nehyetmiştir. Bu böyleyken bunun üstünde bir kötü sözün söylenmesi, hayli hayli yasak kapsamına girer. (İbn Cüzeyy, 1/485.)
Soru: “Öf” kelimesi evlât için büyük bir uyarı ifade etmektedir. Bunu açıkla.
وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرٗا ٢٤
Bu buyruktan anlaşılmaktadır ki anne-babanın çocukları üzerindeki eğitim faaliyetleri arttıkça (çocuğu üzerindeki) hakkı da o nispetle artmaktadır. Aynı şekilde -anne-babanın dışında- kim birinin dini ve dünyası konusunda güzel bir şekilde eğitimini üstlenirse, o kişinin, terbiye ettiği ve eğittiği kişinin üzerinde terbiye ve eğitim hakkı olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 456.)
Soru: Öğretmenin ikinci anne/baba olduğunu çokça duyarız. Peki, bu öğretmenin layık olduğu hak nedir?
وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرٗا ٢٤
Kulun, anne-babasının şefkatini ve terbiye ederken çektiği yorgunluğu hatırlaması için özellikle “terbiye” zikredilmiştir. Bu da anne-babasına şefkatini ve merhametini arttırır. (Kurtubî, 13/60.)
Soru: Anne-babanın, (çocuğu) küçükken terbiye etmesinin zikredilmesindeki sır nedir?
وَلَا تُبَذِّرۡ تَبۡذِيرًا ٢٦ إِنَّ ٱلۡمُبَذِّرِينَ كَانُوٓاْ إِخۡوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِۖ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورٗا ٢٧
Her kim, malını ihtiyaç miktarından fazla olacak şekilde nefsinin arzu ettiği şeylerde harcar ve böylece malının tükenmesine sebep olursa, o kişi savurgan bir kişi sayılır. (Kurtubî, 13/65.)
Soru: Kul ne zaman malını savuran olur?