Kuran
ﮘ
ﱅ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ٩٦ ٩٦ ﭧ
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ٩٧ ٩٧ ﭰ ﭱ
ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ٩٨ ٩٨ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ٩٩ ٩٩ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ
ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ١٠٠ ١٠٠ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ
ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ
ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ١٠١ ١٠١ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ
ﰄ ﰅ ١٠٢ ١٠٢ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ١٠٣ ١٠٣
قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا ٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ ٩٧
Ondan (babalarından) istiğfar talebinde bulunduklarında bunun için günahı itiraf etmeyi illet olarak gösterdiler. Çünkü günahı itiraf etmek tevbenin şartıdır. (el-Bikâî, 4/97.)
Soru: Günahı itiraf etmek nasuh tevbenin şartlarından mıdır?
قَالَ سَوۡفَ أَسۡتَغۡفِرُ لَكُمۡ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٩٨
Ya‘kûb u onlara günahın büyüklüğünü ve Yüce Allah’ın azametini göstermek için ileriki zamanlarda da kendileri için tekraren af talebinde bulunacağını bildirmek istedi. (İbn Âşûr, 13/53.)
Soru: Neden Ya‘kûb u ileride kendileri için af talebinde bulunacağını va’detti?
وَقَدۡ أَحۡسَنَ بِيٓ إِذۡ أَخۡرَجَنِي مِنَ ٱلسِّجۡنِ
İki sebepten ötürü “Beni kuyudan çıkardı.” demedi: a- Kuyuyu zikretmesinde kardeşleri için bir utanç ve yaptıklarını kendilerine hatırlatma söz konusudur. Bu münasebetle onlara hürmeten kuyuyu zikretmekten vazgeçti. b- Diğer sebep ise o, kuyudan köleliğe, zindandan ise hükümdarlığa çıkmıştı. Dolayısıyla bu (çıkışındaki) nimet daha fazladır. (İbn Cüzeyy, 1/427.)
Soru: Neden Yûsuf u bu makamda kuyudan çıkışını zikretmedi?
مِنۢ بَعۡدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بَيۡنِي وَبَيۡنَ إِخۡوَتِيٓ
Bu, onun u şefkati ve güzel hitabındandır... Bundan dolayı (نَزَغَ الشيطان اخوتيۜ) “Şeytan, kardeşlerimi bozdu (kışkırttı).” demedi. Bilakis günah ve cehâlet iki taraftan kaynaklanmış gibi yansıttı. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 405.)
Soru: Şeytanın kışkırtması sadece kardeşleri üzerinden gerçekleşmesine rağmen neden kendisi ile kardeşlerinden kaynaklanmış gibi saydı?
أَنتَ وَلِيِّۦ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ تَوَفَّنِي مُسۡلِمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ ١٠١
(انت ولي) “benim sahibimsin,” yani zâhirde ve bâtında bana en yakın olansın. (في الدنيا والآخرة) “dünyada da âhirette de,” yani benim Senden başka bir sahibim yoktur. Sahip (dost) ise dostu için en iyiyi ve en güzeli reva görür. Öyleyse bana dünyada yaptığın iyiliklerden çok âhirette iyilik yap. (el-Bikâî, 4/100.)
Soru: Kulun Allah’ın veli kullarından olmasının semeresi ve fâidesi nedir?
رَبِّ قَدۡ ءَاتَيۡتَنِي مِنَ ٱلۡمُلۡكِ وَعَلَّمۡتَنِي مِن تَأۡوِيلِ ٱلۡأَحَادِيثِۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَنتَ وَلِيِّۦ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ تَوَفَّنِي مُسۡلِمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ ١٠١
(تو فني مسلما) “Beni Müslüman olarak öldür:” Yüce Allah’ın kendisine bahşettiği nimetleri saydıktan sonra nimetini üzerine tamamlaması adına eceli geldiğinde canını İslâm üzere alması için Yüce Allah’a dua etti. (İbn Cüzeyy, 1/427.)
Soru: Dünya nimetlerine erişmenin âhiret nimetlerini talep etmekten alıkoymaması gerekir. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu açıkla.
تَوَفَّنِي مُسۡلِمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ ١٠١
Yûsuf-u Sıddîk dedi ki: “Beni Müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!” İki görüşten doğru olana göre, o ölümü istememiştir. Bilakis öleceği vakit İslâm üzere ölmeyi istemiştir. Yüce Allah’ın emrettiği üzere sıfatı (İslâm’ı) istemiştir, sıfatlananı değil! (İbn Teymiyye, 4/67.)
Soru: Yûsuf u ölümü temenni etmiş midir? Bunu açıkla.