Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮎ

ﰺ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ
ﭨ ١٤٢ ١٤٢
ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ
ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ
ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ
ﮘ ﮙ ﮚ ١٤٣ ١٤٣
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ
ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ
ﯡ ﯢ ﯣ ١٤٤ ١٤٤
ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ
ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ١٤٥ ١٤٥
22
سورة البقرة Ayetler 0 - 142

سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمۡ عَن قِبۡلَتِهِمُ ٱلَّتِي كَانُواْ عَلَيۡهَاۚ

Akıllı kişi, beyinsiz sefihlerin itirazlarına aldırmaz, zihnini onlarla meşgul etmez. Âyet; sefih, câhil ve inatçıdan başkasının Allah’ın âyetlerine itiraz etmeyeceğine delâlet etmek-tedier. Ferâsetli ve iman eden akıllı kişi ise Rabbinin âyetlerini; Yüce Allah’ın buyurduğu şekilde kabul eder, o ayetlere boyun eğer ve bunları teslimiyetle karşılar.
Soru: Hakiki müminin şer’î hükümler karşı-sında tutumu nasıl olmalıdır?

سورة البقرة Ayetler 0 - 142

سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمۡ عَن قِبۡلَتِهِمُ ٱلَّتِي كَانُواْ عَلَيۡهَاۚ

“Allah ve Rasûlü bir işe hükmettiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.”[Ahzâb, 33/36.] “Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılmadıkları müddetçe iman etmiş olmazlar.”[Nisâ, 4/65.] Olay vuku bulmadan önce söz ile haber veril-mesi, nefsi onunla teskin etmek içindir. Çünkü hoşlanılmayan durumun beklenmedik anda gelmesi daha çok eziyet vericidir. Olay gerçekleşmeden önce onun olacağı bilince, üzülme ihtimali daha düşük olur. Yine bunda, cevabı hazırlama imkânı da var-dır. Kendisine ihtiyaç duyulmadan önce hazırlanan cevap, muhalifi susturmada daha etkilidir.Âlûsî, 2/2.
Soru: Olay daha vuku bulmamışken önceden on-ların sözlerini haber vermenin sebebi nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 142

سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمۡ عَن قِبۡلَتِهِمُ ٱلَّتِي كَانُواْ عَلَيۡهَاۚ قُل لِّلَّهِ ٱلۡمَشۡرِقُ وَٱلۡمَغۡرِبُۚ

Aslında Yüce Allah’ın (ألسفهاء) “beyinsizler” sözünde, onların sözlerine karşılık vermeye lüzum bırakmayan bir cevap vardır. Ancak bununla beraber Yüce Allah, tamamen yok edene kadar bu şüpheyi sözkonusu etmeyi terk etmedi. Ve sonra da bazı kalplere gelebilecek itirazlara açıklık getirdi. Onlara cevap vererek buyurdu ki: (قل) “De ki:” (ولله المشرق والمغرب) “Doğu da batı da Allah’ındır.” İbn Kesîr, 1/181.
Soru: Şer’î ahkâmlara itiraz edenlere cevap vermek yerine, “beyinsizler” diyerek vasıflandırmak yeterli midir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 143

وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَٰكُمۡ أُمَّةٗ وَسَطٗا

Buradaki “mutedillik,” en hayırlı ve en iyi mânasındadır. Yüce Allah bu ümmeti mutedil bir ümmet kılınca, onu; şeriatların en mükemmeli, menheclerin en doğrusu ve tutulan yolların en açığı olarak has kıldı. Tefsîru’s-Sa‘dî, 70.
Soru: Âyet, İslâm dininin diğer dinlerden üstün olduğuna nasıl delâlet etmektedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 145

وَلَئِنۡ أَتَيۡتَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٖ مَّا تَبِعُواْ قِبۡلَتَكَۚ

Şayet onlara getirdiği (dinin) doğruluğuna dair tüm delilleri de getirseydi yine de ona tâbi olmayacak, hevâlarını terk etmeyeceklerdi. Yüce Allah’ın buyurduğu gibi: “Şu bir gerçek ki haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar, kendilerine her türlü kanıt gelse bile, elem veren azabı görmedikçe iman etmezler.” Yûnus, 10/96-97.
Bu yüzden burada şöyle buyurdu:
“Sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mûcizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler.” İbn Kesîr, 1/181.
Soru: Hidâyet, Allah’tan bir ihsandır. Yoksa sırf aklın ikna olmasından ibaret değildir. Bunu âyetten yola çıkarak açıkla.

سورة البقرة Ayetler 0 - 145

وَلَئِنۡ أَتَيۡتَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٖ مَّا تَبِعُواْ قِبۡلَتَكَۚ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٖ قِبۡلَتَهُمۡۚ وَمَا بَعۡضُهُم بِتَابِعٖ قِبۡلَةَ بَعۡضٖۚ

Bu âyet, onların, hevâlarına tâbi olmadaki ve inatlarındaki katılığı açıklar. Yoksa onların bu muhalefet ve inatları sadece sana yönelik bir durum değildir. Bilakis onların hâli kendi aralarında da böyledir. Onların bu daveti kabul etmemeleri, inatlarındaki aşırılıktan kaynaklanmaktadır. Âlûsî, 2/12.
Soru: Kâfirlerin ve münafıkların tutumları ve şüpheleri aklî bir düşünceden mi, yoksa ilmî bir düşünceden mi kaynaklanıyor?

سورة البقرة Ayetler 0 - 145

وَلَئِنِ ٱتَّبَعۡتَ أَهۡوَآءَهُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ إِنَّكَ إِذٗا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٤٥

Daha sonra Yüce Allah, âlimi, bildiği hakikate muhalefet edip hevâsına uymasından sakındırdı. Zira âlimin üzerindeki hüccet başkalarınınkinden daha ağırdır. İbn Kesîr, 1/184.
Soru: Neden özellikle ilim sahibi olma hâli burada tehdit ve korkutma ile zikredilmiştir?