Kuran
ﮕ
ﱂ
ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ
٤١ ٤١ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ٤٢ ٤٢ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
٤٣ ٤٣ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ٤٤ ٤٤
ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ٤٥ ٤٥ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ٤٦ ٤٦ ﯚ ﯛ ﯜ
ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ
ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ٤٧ ٤٧
ٱنفِرُواْ خِفَافٗا وَثِقَالٗا وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٤١
Mal ile cihad, can ile cihaddan önce gelir. Nitekim âyette (و جاهدوا باموالكم و انفسكم في سبيل الله) “mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin.” buyurmuştur Allah. Zira malıyla cihad eden, gerçekten malını çıkartmıştır. Allah için canı ile cihad eden ise kurtuluşu ümit eder. (İbn Teymiyye, 3/373.)
Soru: Mal ile cihad etmenin önemi nedir. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bunu açıkla.
وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٤١
Yani dünyada ve âhirette sizin için en hayırlı olan budur. Çünkü siz az bir infakta bulunuyorsunuz. Yüce Allah ise âhirette sizin için hazırlamakta olduğu şerefle beraber dünyada düşmanınızın mallarını da size ganimet olarak vermektedir. (İbn Kesîr, 3/373.)
Soru: Cihadın hayrı hem dünyevî hem de uhrevîdir. Bunu bir misal ile açıkla.
عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَتَعۡلَمَ ٱلۡكَٰذِبِينَ ٤٣
Süfyân b. Uyeyne der ki: “Şu lütfa bir bakın, nasıl da günah sebebiyle kınamadan önce affetme ile başladı!” (el-Beğavî, 2/289.)
Soru: Kınama üslubunu Kur’ân-ı Kerîm’den nasıl öğreniriz?
لَا يَسۡتَـٔۡذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۗ
Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimselerin malları ve canlarıyla cihadı terk etme konusunda izin istemeyeceklerini haber verdi. Özür olmaksızın cihadı terk etmek için izin istemek bir yana dursun, hiçbir teşvik edici faktör olmaksızın taşıdıkları hayra rağbet ve iman onları cihada sevk eder. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 338-339.)
Soru: Neden gerçek müminler cihaddan geri kalmak için mazeret sunmazlar?
وَلَوۡ أَرَادُواْ ٱلۡخُرُوجَ لَأَعَدُّواْ لَهُۥ عُدَّةٗ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمۡ فَثَبَّطَهُمۡ وَقِيلَ ٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ ٤٦
Yani onlar gerçekten cihad etmeyi isteselerdi yola çıkmak üzere hazırlıklar yaparlardı. Onların hazırlığı terk etmeleri, geride kalmayı istediklerine bir delildir. (Kurtubî, 10/229.)
Soru: İbadeti istemedeki sadakatin alâmeti nedir?
لَوۡ خَرَجُواْ فِيكُم مَّا زَادُوكُمۡ إِلَّا خَبَالٗا وَلَأَوۡضَعُواْ خِلَٰلَكُمۡ يَبۡغُونَكُمُ ٱلۡفِتۡنَةَ وَفِيكُمۡ سَمَّٰعُونَ لَهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ٤٧
Şayet (münafıklar) sizinle (beraber) çıksaydılar (ما زادوكم إلا خبالا) “size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı,” yani fesattan ve şerden başka bir katkıları olmazdı. Buradaki fesat; işleri abartarak müminlerin arasına korkaklığı ve başarısızlığı düşürmektir. (ولأوضعوا) “aranızda koşarlardı,” çabucak koşuştururlardı. (خلالكم ) “aranızda,” ortanızda. Nemime/laf taşıma vasıtasıyla aranıza düşmanlığı ve nefreti yerleştirerek, bir de sözü birinden diğerine taşıyarak aranızda gezinirler. (el-Beğavî, 2/289.)
Soru: Nemime ve ifsad konularında münafıkların etkisini açıkla.
وَفِيكُمۡ سَمَّٰعُونَ لَهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ٤٧
Yüce Allah müminlerden bazılarının (yaptıkları hususunda) münafıklara icabet edip onlardan bunu kabul edebileceklerini haber verdi. Bu, Nebî’nin ﷺ zamanında gerçekleşen bir durumsa, ondan sonra bazı müminlerin bazı münafıklara icabet etmesi hayli hayli beklenen bir durumdur. (İbn Teymiyye, 3/374.)
Soru: Nifakın tehlikesi sadece Nebî’nin ﷺ zamanına has bir durum mudur? Bunu açıkla.