Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮎ

ﰹ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ
ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ
٨٩ ٨٩
ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ
ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ
٩٠ ٩٠
ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ
ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ
ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ
ﮩ ٩١ ٩١
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ
ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ٩٢ ٩٢
ﯙ
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ
ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ٩٣ ٩٣
14
سورة البقرة Ayetler 0 - 89

فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُواْ كَفَرُواْ بِهِۦۚ فَلَعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ ٨٩

Onların küfrü, cehâletlerinden dolayı değil, haset neticesinde olan mücerret inattan ibarettir. Bu ise daha ağır bir kınamadır. Çünkü câhil, mazur sayılabilir. ( Âlûsî, 1/322)
Yahudilerin küfre girmelerinin sebebi nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 90

بِئۡسَمَا ٱشۡتَرَوۡاْ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمۡ أَن يَكۡفُرُواْ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغۡيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۖ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٖۚ وَلِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٩٠

Onların küfre girmelerinin sebebi, kaynağı kibir olan haddi aşmak, haset etmek olunca; bunun sebebiyle dünyada ve âhirette aşağılanmaya ve zillete maruz kaldılar.(İbn Kesîr, 1/120)
Soru: Ceza amelin cinsindendir. Bunu âyetten yola çıkarak açıkla.

سورة البقرة Ayetler 0 - 90

فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٖۚ

Böylece Allah onlara lânet etti. Çokça küfre girdiklerinden, şirk ve şüphelerinin art arda gelmesinden dolayı gazap üstüne gazaba, gazap üstüne gazaba uğradılar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 59)
Soru: Neden Yahudiler gazap üstüne gazaba duçar oldular?

سورة البقرة Ayetler 0 - 91

وَهُوَ ٱلۡحَقُّ مُصَدِّقٗا لِّمَا مَعَهُمۡۗ

Ey ehl-i kitap! Neden üzerinize inen Tevrat’a inanıyorsunuz da onun benzeri bir kitap geldiğinde inkâr ediyorsunuz? Bu, taassuptan ve hevâya tâbi olmaktan başka nedir?(Tefsîru’s-Sa‘dî, 59)
Soru: Kur’ân yahudilerin küfre girmelerinin sebebinin taassup ve hevâya tâbi olmak olduğunu beyan etti. Bunu âyete dayanarak açıkla.

سورة البقرة Ayetler 0 - 91

قُلۡ فَلِمَ تَقۡتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبۡلُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٩١

Burada (أنبياء) “enbiyâ”nın Allah’ın Kerîm ismine atfedilmesinde - (أنبياء الله) “Allah’ın peygamberleri” için- büyük bir teşrif/onurlandırma ve Allah’ın indinden gelen rasûlleri yüceltilip yardım edilmesi, katledilmemeleri gerektiğine dair bir ilan vardır.(Âlûsî, 1/324)
Soru: Herhangi bir mahlûkatın isminin Yüce Allah’ın ismine atfedilmesi neye delâlet eder?

سورة البقرة Ayetler 0 - 93

وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱسۡمَعُواْۖ

(ورفعنا فوقكم الطور) “Tur Dağı’nı üzerinize yükseltip;” o büyük dağı… Öyle ki biz dağı, cehaletin eteklerinde ikamet etmeye razı olmanıza bir engel ve ilmin zirvesine bir taşıyıcı yaptık. Ne var ki işitip de kabul etmeyen, hiç işitmemiş gibidir. Buyurdu ki: (واسمعوا) “Dinleyin/işitin,” yoksa o dağı üstünüze kapatırız/örteriz. Çünkü sizden gayrısını adam etmek için kırbacı üzerlerine kaldırmak yeterliydi, o zaman öğrenmek için harekete geçerdi. (el-Bikâî, 1/198)
Soru: İnatçının te’dibi, inadı nispetindedir. Yahudilerin te’dibi hangi sınıra ulaşmıştır?

سورة البقرة Ayetler 0 - 93

خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱسۡمَعُواْۖ

Buradaki “işitme”den kasıt; kabul, itaat ve icabet etmedir.(Tefsîru’s-Sa‘dî, 59)
Soru: Allah’ın, Kur’ân-ı Kerîm’e karşısında bizden istediği işitme çeşidi hangisidir?