Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮒ

ﰿ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ
ﭠ ﭡ ٢٨ ٢٨
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ
ﭫ ٢٩ ٢٩
ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ
٣٠ ٣٠
ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ
ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ٣١ ٣١
ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
٣٢ ٣٢
ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ
ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ٣٣ ٣٣
ﯢ ﯣ
ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ
ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
٣٤ ٣٤
ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ
ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ
ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ﰕ ﰖ ﰗ ﰘ ٣٥ ٣٥
131
سورة الأنعام Ayetler 0 - 28

بَلۡ بَدَا لَهُم مَّا كَانُواْ يُخۡفُونَ مِن قَبۡلُۖ وَلَوۡ رُدُّواْ لَعَادُواْ لِمَا نُهُواْ عَنۡهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ ٢٨

Şu var ki onların inkâr ettikleri şirk onlar için açığa çıkmıştır. Artık şöyle derler: “Rabbimiz Allah’a andolsun ki bizler ortak koşanlar değildik.” (En‘âm, 6/23.) Yüce Allah onların organlarını konuşturur, onlar da kendileri aleyhinde küfürde şahitlikte bulunurlar. (Kurtubî, 8/354.)
Soru: Onların önceden gizledikleri şeyler nelerdi ve kendilerinde nasıl açığa çıktı?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 32

وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَعِبٞ وَلَهۡوٞۖ وَلَلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٣٢

Dünyanın hakikatine gelince; o ancak oyun ve eğlenceden ibarettir. Bedenler ile işlenen bir oyun, kalplerde olan bir eğlencedir. Kalpler ona tutkun, nefisler âşıktır. Gam ve tasalar ona bağlıdır. Onunla iştigal etmek çocukla oynamak gibidir. Âhirete gelince; zatı, sıfatı, bekası ve devamlı olması açısından (خير للذين يتقون) “Muttakî olanlar için muhakkak ki daha hayırlıdır.” Onda kalp ve ruhların nimetlerinden, çokça sürur ve mutluluklar gibi nefislerin iştah duyduğu, gözlerin lezzet duyduğu şeyler vardır. Ne var ki o (âhiret) herkes için değildir. Ancak Yüce Allah’ın emirlerini yerine getiren ve nehiylerinden ve sınırlarını çiğnemekten kaçınan muttakiler için olacaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 252-253.)
Soru: Dünya metâı ile âhiret nimetleri arasındaki iki farkı zikret.

سورة الأنعام Ayetler 0 - 32

وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَعِبٞ وَلَهۡوٞۖ وَلَلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٣٢

Âhirete dayalı olan işler oyun ve eğlence kabîlinden değildir. Çünkü oyunun hakikati kendisinden fayda hâsıl olmayan işlerdir. Eğlence ise, kendisiyle oyalanılan şeydir. Kendisinde âhiret murat edilene gelince, bu ikisinin dışındadır. İbn Abbas h der ki: “Bu, kâfirin hayatıdır. Çünkü bu, onun adi işler ve bâtıl ile zamanı harcamasıdır. Müminin hayatına gelince, vaktini sâlih amellerle kapsar. Dolayısıyla oyun ve eğlenceden addedilmez.”
Soru: Dünyada olan her şey oyun ve eğlenceden mi ibarettir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 33

فَإِنَّهُمۡ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٣٣

Yüce Allah onlardan yalanlamayı nefyedip inkârı ispat etti ki -malum olduğu üzere- onların dilleri ile yalanlamaları yok sayılmamıştır. Böylece onlardan kalbin yalanlamasını nefyettiği bilinmiş oldu. (İbn Teymiyye, 3/23.)
Soru: Âyet-i kerîmede nefyedilen yalanlama hangisidir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 34

وَلَقَدۡ كُذِّبَتۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِكَ فَصَبَرُواْ عَلَىٰ مَا كُذِّبُواْ وَأُوذُواْ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمۡ نَصۡرُنَاۚ

Eğer onların sabrettiği gibi sabredersen onların zafer elde ettiği gibi zafer elde edersin. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 255.)
Soru: Peygamberlerin hayatını ve kıssalarını haber vermenin arkasındaki hikmet nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 34

وَلَقَدۡ كُذِّبَتۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِكَ فَصَبَرُواْ عَلَىٰ مَا كُذِّبُواْ وَأُوذُواْ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمۡ نَصۡرُنَاۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِۚ وَلَقَدۡ جَآءَكَ مِن نَّبَإِيْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٣٤

“Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi,” yani onların haberleri sana geldi. Bununla onların sabrına ve sonra da yardım olunmalarına işaret ediyor. Aynı şekilde bu, vaadi güçlendirme ve sabra teşvik etmedir. (İbn Cüzeyy, 1/266.)
Soru: Kur’ân-ı Kerîm’in inmesindeki en büyük gaye kendisiyle amel edilmesidir. Bunu açıkla.

سورة الأنعام Ayetler 0 - 35

وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكَ إِعۡرَاضُهُمۡ فَإِنِ ٱسۡتَطَعۡتَ أَن تَبۡتَغِيَ نَفَقٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ سُلَّمٗا فِي ٱلسَّمَآءِ فَتَأۡتِيَهُم بِـَٔايَةٖۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمۡ عَلَى ٱلۡهُدَىٰۚ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ ٣٥

Yüce Allah, Nebîsine ﷺ iman etmedikleri takdirde onların üzerine hüznünün artmamasını emretti. Nitekim onların hidâyete ermelerine güç yetiremiyordu. (Kurtubî, 8/367.)
Soru: Davetçiyi davet edilenler cihetinden hüzünlenmekten nehyetmenin hikmeti nedir?