Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮒ

ﰿ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ
ﭙ ٩ ٩
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ
ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ١٠ ١٠
ﭩ ﭪ
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
١١ ١١
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ
ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ١٢ ١٢
ﮒ ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ١٣ ١٣
ﮞ
ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ١٤ ١٤
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ١٥ ١٥
ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ﯬ ﯭ ١٦ ١٦
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ
ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ
١٧ ١٧
ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ١٨ ١٨
129
سورة الأنعام Ayetler 0 - 11

قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ ٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ١١

Şayet siz bunda şek veya şüphe içindeyseniz, yeryüzünde dolaşın, sonra da bakın hele yalanlayanların âkıbeti nasıl olmuş! Sizler helâke uğramış bir kavimden başka bir şeyi göremezsiniz. Bu dolaşma/seyahat, kalplerin ve bedenlerin seyri -ki neticesi ibret almaktır- emredilmiştir. İbret almadan sadece göz ile müşahede etmeye gelince, şüphesiz ki bu hiçbir fayda sağlamayacaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 251)
Soru: Helâke uğramış bir kavmin izlerini gördüğünde Müslüman ile başkasının arasındaki fark nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 12

قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ١٢

Bu, kendisinden yüz çevirenlerin kendisine yönelmeleri için şefkatli bir çağrıdır. Yine O’nun kullarına karşı merhametli olup ceza vermede acele etmediğini ve tevbe-i inâbeleri kabul ettiğine dair bir bildiridir. (el-Beğavî, 2/10)
Soru: Yüce Allah’ın âyet ile irade ettiği şeyden kasıt nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 12

قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ

Muhakkak ki O, üzerinize rahmetini ve ihsanını yaymış ve sizleri rahmeti ve nimetleri ile kaplamıştır. Ve kesin bir şekilde Kendi nefsine, rahmetinin gazabını geçeceğini ve vermenin O’nun için alıkoymaktan daha sevimli olduğunu yazmıştır. Ve şüphesiz ki Yüce Allah -kullar günahları ile kapatmadıkları müddetçe- tüm kullarına rahmet kapılarını açmış ve yine mâsiyetleri ve ayıpları onu talep etmekten kendilerini alıkoymadığı müddetçe onları o (rahmet kapılarına) davet etmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 251)
Soru: Kulun, Rabbinin rahmetinden faydalanmasına mâni olan şey nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 12

قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ

Göklerin ve yerlerin Allah’a ait olduğunu haber vermek, mülkü olmasına rağmen şirklerinden dolayı azap etmek suretiyle kendilerini neden yakalamadığını soran kişinin sualine sebep olmuştur. Kâfir şöyle der: “Şayet sizin söyleyedurduğunuz şey doğru olsaydı Allah bir an önce azabını üzerimize yağdırırdı.” Mümine gelince; o da o (kâfirlerin) cezalandırılmasının geciktiğini düşünür. Yüce Allah’ın (كتب على نفسه الرحمة) “O, merhamet etmeyi Kendi zatına farz kıldı.” kavli ise, rahmeti ile lütfettiğine dair her iki gruba da cevap olmuştur. O rahmetinden biri kâmil rahmettir ki bu, sâlih kullarına rahmetidir. Bir diğeri ise muvakkattır (belirli bir vakte kadardır) ki o da âsilere ve hak yoldan sapanlara mühlet verip erteleme rahmetidir. (İbn Âşûr, 7/151)
Soru: (كتب على نفسه الرحمة) “O, merhamet etmeyi Kendi zatına farz kıldı.” âyetinin öncesiyle arasındaki uyum nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 13

وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِي ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ١٣

Yüce Allah özellikle sükûneti/geceyi zikretti. Çünkü nimetler onda daha fazladır. (el-Beğavî, 2/11)
Soru: Neden Yüce Allah sükûneti özellikle zikretti?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 14

قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٤

Âyette geçen (ان اكون اول) “ilki olmam” lafzı, İslâm’da (onu yaşamada) daha kuvvetli ve mütemekkin olmaktan kinaye olabilir. Çünkü amelde ilk olan kişi ona daha hırslı ve daha düşkün olandır. Evleviyet amelde güçlü ve hırslı olmayı gerektirir. Tıpkı Yüce Allah’ın Mûsâ’dan u hikâye ettiği kıssada olduğu gibi, o (و أنا أول المؤمنين) “Ben inananların ilkiyim.” (A‘râf, 7/143) dedi. Mûsâ’nın u oradakilerin ilki olduğu bilinen bir şeydir. Ancak kastettiği şey, baygınlıktan sonra iman olarak insanların en güçlüsü olma manasıdır. (İbn Âşûr, 7/158)
Soru: Buradaki “ilk olmak”tan kasıt nedir ve sen bundan ne istifade edersin?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 17

وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرّٖ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَۖ وَإِن يَمۡسَسۡكَ بِخَيۡرٖ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ١٧

Yüce Allah (و ان يمسسك بخير) “eğer sana bir hayır verirse” kavlinden sonra burada; (فهو على كل شيء قدير) “Şüphesiz O her şeye kadirdir.” kavlini zikretmekle şuna işaret etmiştir: Hiç kimse, Yüce Allah’ın, kendisi için fazlı ve bol ihsanını irade ettiği kimseden onu geri çeviremez. Nitekim şu kavlinde bunu açıkça bildirmiştir: “Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur.” (Yûnus, 10/107)
Soru: Âyetin (فهو على كل شيء قدير) “Şüphesiz O her şeye kadirdir.” kavliyle bitirilmesinin münasebeti nedir?