Kuran
ﮎ
ﰹ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ٧٨ ٧٨ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ
٧٩ ٧٩ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ٨٠ ٨٠ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ
ﮨ ﮩ ٨١ ٨١ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ
ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ٨٢ ٨٢ ﯘ ﯙ
ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ٨٣ ٨٣
وَمِنۡهُمۡ أُمِّيُّونَ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِيَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ ٧٨
(إلا أماني) “Kulaktan dolma” bilgiyle anlamadan tilâvet edip okumaları.İbn Cüzeyy, 1/72.
Soru: Bu âyetten, Allah’ın Kur’ân’ı anlamadan okuyanları zemmettiğini nasıl anlarsın?
وَمِنۡهُمۡ أُمِّيُّونَ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِيَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ ٧٨
Bu, Allah’ın kelâmını kavramadan amel edenlerin sıfatıdır. O sadece tilâvet etmekle yetinir. Nitekim Hasan el-Basrî’nin dediği gibi: “Kur’ân kendisiyle amel edilsin diye indirildi ama insanlar onun tilâvetini amel edindiler.”İbn Teymiyye, 1/247.
Soru: Kur’ân-ı Kerîm’i düşünmeyip onunla amel etmemek Kur’ân’da yerilmiştir. Bunu açıkla.
فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ يَكۡتُبُونَ ٱلۡكِتَٰبَ بِأَيۡدِيهِمۡ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشۡتَرُواْ بِهِۦ ثَمَنٗا قَلِيلٗاۖ
Evet, onlar bunu yaparken (ليشتروا به ثمنا قليلا) “az bir bedel karşılığında satmak” için yaptıklarını biliyorlardı. Oysa dünya, başından sonuna kadar az bir bedeldir. Ancak onlar beyhude emellerini insanların ellerindekini avlamak için bir ağ kıldılar. Böylelikle insanlara iki cihetten zulmetmiş oldular:
a- Dinlerinin karıştırmak
b- Haksız yere insanların mallarını ellerinden almak.
Hatta bu, haksızlığın da üstünde bâtıl yolla bir almadır. Ki bu mallarını yolla almak; gasp, çalma vb. yollarla almaktan daha kötüdür.Tefsîru’s-Sa‘dî, 56.
Soru: Kim Kur’ân’ı tahrif ederse, o kişi iki cihetten zalim olur. O iki ciheti açıkla.
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ لَا تَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَانٗا
Biz insanlara anne-babalarına ihsanda bulunmalarını emrettik. Bu âyette Allah (a.c.) anne-babanın hakkı ile tevhidi birbirine bağlamıştır. Çünkü ilk gelişim (yaratma) Allah tarafından, ikinci gelişim (terbiye etmek) ise anne-baba tarafından gerçekleştirilmiştir. Bundan dolayı Yüce Allah anne-babaya şükrü, kendisine yapılan şükre bağlamıştır.Kurtubî, 2/229.
Soru: Allah Teâlâ neden kendi hakkı ile anne-baba hakkını birbirine bağlamıştır?
وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَانٗا وَذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا
Burada insanlara güzel söz söylemelerini fiilen anne-babaya iyilik yapılmasından sonra getirmesi münasip düşmüştür. Böylece ihsanın fiilî ve kavlî iki tarafını bir araya getirmiş olmaktadır. İbn Kesîr, 1/115.
Soru: Neden anne-babaya ihsandan sonra sözlü ihsanı zikretti?
وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا
Sözlü ihsanı insanların geneli için kıldı, çünkü bu tüm insanlara kendisiyle muamele edilmesi mümkün olan ölçüdür. Bir de sözde asıl olan bir inançtan gelmesidir, dolayısıyla onlar insanlara (حسنا) güzel söz söyledikleri zaman nefislerinde de onlar için hayır gizlerler. İbn Âşûr, 1/583.
Soru: Yüce Allah, neden insanlar için söz ile ihsanı gerekli kıldı?
وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا
“Güzel söz;” yumuşak söz söyleyerek güzel ahlâk ile geçinmektir. Begavi, 1/72.
Soru: Söz ile ihsanın faziletini ve dindeki yerini açıkla.