Kuran
ﯳ
ﱕ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ٤٢ ٤٢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ٤٣ ٤٣
ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ٤٤ ٤٤
ﯴ
ﮄ ﮅ ١ ١ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ٢ ٢ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ٣ ٣ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ٤ ٤
ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ٥ ٥ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
ﯖ ٦ ٦ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ
٧ ٧ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ٨ ٨ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ
ﯱ ﯲ ٩ ٩ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ١٠ ١٠
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ ٤٢
Bâtıla dalmak, hakkı konuşmanın zıddına; oyun oynayıp oyalanmak ise çaba gösterene faydasının döndüğü amelin zıddına bir durumdur. Birincisi faydalı ilmin zıddı, ikincisi ise sâlih amelin zıddıdır ki ne hakkı konuşmak vardır ne de doğru ameli yapmak. Bu da Rasûlullah’ın ﷺ getirdiği haktan yüz çeviren herkesin hâlidir. Böyle olan birinin bu iki duruma düşmesi kaçınılmazdır. (İbn Kayyim, 3/201.)
Soru: Rasûlullah’ın ﷺ getirdiği haktan yüz çeviren kimsenin alâmeti nedir?
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةٞۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ ٤٤
Bu değerli sûrenin sonunda bu vasıf ve şiddetli tehdidin gelmesi, onların sûrenin başında istedikleri (عذاب واقع) “gelecek azabı” küçümsedikleri ve uzak gördükleri görüşünü desteklemektedir. Yüce Allah sûreyi tamamıyla arz ettikten sonra önlemlerini alsınlar ve Rablerine dönsünler diye karşılaşacakları sonucu kendilerine açıklamıştır. Böylece sûrenin sonu ile başı arasında bağlantı kurulmuş oldu. (eş-Şenkîtî, 8/305.)
Soru: Sûrenin başı ile sonu arasındaki ilişki nedir?
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرۡ قَوۡمَكَ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ ١
Nûh’un u nefsini tetiklemek için (انذر الناس) “insanları uyar” sözü yerine (انذر قومك) “kavmini uyar” şeklinde emredilmiştir ki onları azaptan kurtaracak olan davete karşı daha gayretli olsun. Zira o topluluğun içinde onun çocukları da vardı, akrabaları da sevdikleri de. (İbn Âşûr, 29/187.)
Soru: Neden (انذر الناس) “insanları uyar” sözü yerine (انذر قومك) “kavmini uyar” sözü kullanılmıştır?
قَالَ يَٰقَوۡمِ إِنِّي لَكُمۡ نَذِيرٞ مُّبِينٌ ٢
(يا قوم) Davetinin başlangıcının nida harfiyle olması, zihinlerin kendisine yönelmesi içindir. Kendilerine “kavmim” şeklinde nidada bulunması ise yapacağı nasihati kabul etmeleri için bir ön hazırlıktır. Öyle ya, kişi kavmi için, ancak nefsi için istediğini isteyebilir. Yine davetine tekit harfiyle başlamıştır. Çünkü muhatap olduğu kimseler hayırda tereddüt eden kimselerdi.
Soru: Nûh’un u kavmine yaptığı davete (يا قوم) “Ey kavmim!” diye giriş yapmasının faydası nedir?
أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ ٣
Nûh u ibadet ve takvâyı Allah’a has kılıp, itaati Rasûlullah’a ﷺ atfetmiştir. Rasûlullah’a ﷺ itaat edense Allah’a itaat etmiş demektir. (İbn Teymiyye, 6/398.)
Soru: Neden Nûh u, kavmine Allah’a ibadet etmelerini ve takvâlı olmalarını emredip, itaati zatına has kılmıştır?
وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوۡتُهُمۡ لِتَغۡفِرَ لَهُمۡ
Yani iman etmeleri böylece de Senin onları bağışlaman için onları davet ettim. İmandan yüz çevirmelerinin çirkinliğini ortaya koymak için imanın sebep olduğu mağfireti zikretmiştir. Zira onlar saadetten yüz çevirmişlerdi. (İbn Cüzeyy, 2/494.)
Soru: Neden Yüce Allah mağfireti zikredip onun sebebi olan imanı zikretmemiştir?
ثُمَّ إِنِّي دَعَوۡتُهُمۡ جِهَارٗا ٨ ثُمَّ إِنِّيٓ أَعۡلَنتُ لَهُمۡ وَأَسۡرَرۡتُ لَهُمۡ إِسۡرَارٗا ٩
Önce onları gece gündüz, ardından haykırarak, sonrasında ise açıktan ve gizliden davet ettiğini zikretti. Bu ise nasihat etmedeki ve risâleti tebliğ etmedeki ciddiyet ve gayretin ne denli büyük olduğunu göstermektedir. (İbn Cüzeyy, 2/495.)
Soru: Nûh’un u, kavmini farklı yollarda Allah’a davet etmesi neye delâlet etmektedir?