Kuran
ﮱ
ﱏ
ﭝ ﭞ ﭟ ٢٧ ٢٧ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ٢٨ ٢٨
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ٢٩ ٢٩ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ٣٠ ٣٠ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ٣١ ٣١
ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ٣٢ ٣٢ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ
٣٣ ٣٣ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ٣٤ ٣٤ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ
ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ٣٥ ٣٥ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ٣٦ ٣٦ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ٣٧ ٣٧ ﮪ
ﮫ ﮬ ﮭ ٣٨ ٣٨ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ
٣٩ ٣٩ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ٤٠ ٤٠ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ٤١ ٤١
ﯡ ﯢ ﯣ ٤٢ ٤٢ ﯥ ﯦ ﯧ ٤٣ ٤٣ ﯩ ﯪ ﯫ
٤٤ ٤٤ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ٤٥ ٤٥ ﯳ ﯴ ﯵ
٤٦ ٤٦ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ٤٧ ٤٧ ﯿ ﰀ
ﰁ ﰂ ٤٨ ٤٨ ﰄ ﰅ ﰆ ٤٩ ٤٩ ﰈ ﰉ ﰊ
ﰋ ﰌ ٥٠ ٥٠ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ٥١ ٥١
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ ٢٥
Sanki onlar bu suale yanıt vermiyorlar gibi. Çünkü artık zillet onlara hâkim olmuş ve cehennem azabına teslim olmuşlardır. Netice itibariyle boyun eğmiş ve ümitleri tamamen tükenmiştir. Bu yüzden konuşamayacaklar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 702.)
Soru: Yüce Allah cehennem ehline yöneltilen suali zikretmiş, ancak cevaplarını zikretmemiştir. Bunun sebebi nedir?
فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذٖ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ ٣٣ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٤
Dünyadayken, mâsiyetleri Yüce Allah’a itaate, küfrü ise imana tercih edene Biz böyle yaparız. Onlara elem verici bir azabı tattırır ve onlar ile arkadaşlarını cehennemde cem ederiz. (Taberî, 21/33.)
Soru: Bu dünyadaki benzerlik ve ortaklık âhiretteki ortaklığa sebep olur. Bu nasıl gerçekleşir?
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقٞ مَّعۡلُومٞ ٤١ فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ ٤٢ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٤٣ عَلَىٰ سُرُرٖ مُّتَقَٰبِلِينَ ٤٤ يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسٖ مِّن مَّعِينِۢ ٤٥ بَيۡضَآءَ لَذَّةٖ لِّلشَّٰرِبِينَ ٤٦ لَا فِيهَا غَوۡلٞ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ ٤٧ وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٞ ٤٨ كَأَنَّهُنَّ بَيۡضٞ مَّكۡنُونٞ ٤٩
Cennet ehlinin yiyeceği, içeceği ve meclisleri zikredilmiştir. Bu nimetlerin umumu ve tafsilatı Yüce Allah’ın (في جنات النعيم) “Naîm Cennetlerinde” kavline dâhildir. Ancak bu nimetlerin bilinmesi ve böylece nefislerin bu nimetlere iştiyak duyması için nimetler tafsilatlı bir şekilde zikredilmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 703.)
Soru: Yüce Allah’ın (في جنات النعيم) “Naîm Cennetlerinde” kavli tüm nimetleri kapsamasına rağmen neden cennet ehlinin nimetleri tafsilatlı bir şekilde zikredildi?
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ ٤٢ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٤٣
Onlar için Yüce Allah’tan, daha nice nimetler vardır ki derecelerinin arttırılması, O’nun kelâmını işitmek ve O’nun ile karşılaşmak bunlardan bazılarıdır. (Kurtubî, 18/29.)
Soru: Yüce Allah’ın cennet ehline nimetlerinden bazılarını açıkla.
لَا فِيهَا غَوۡلٞ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ ٤٧
Akılları çalınmaz ve o içecek sebebiyle kendilerine bir hastalık veya bir baş ağrısı isabet etmez. Cennetin nimetlerinden lezzet alma duygularının kesilmemesi için Yüce Allah sarhoşluğu cennet ehlinden uzak kılmıştır. (Kurtubî, 18/31-33.)
Soru: Neden Yüce Allah sarhoşluğu cennet ehlinden uzak kılmıştır?
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٞ ٤٨
Eşlerinin güzelliği ve mükemmelliğinden, hûrilerin bakışları sadece eşlerine çevrilmiştir ve gözleri başkasına dönüp bakmaz. Bundan dolayı cennette kocalarından başka bir şey istemezler ve kocalarına düşkün olurlar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 703.)
Soru: Âyet-i kerîme erkeklerin cennetteki kemâline nasıl delâlet etmiştir?
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ ٥٠ قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٞ ٥١
Bilindiği üzere ilim ehlinin ilim hakkında birbirlerine soru sorması ve ilmî bir konuda araştırma yapmaları dünya ehlinin konuşmalarının üzerinde bir lezzete sahiptir. Onlar için bu bakımdan büyük bir nasip vardır. Cennette onlar için tabiri mümkün olmayan ilmî hakikatler inkişaf olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 704.)
Soru: Konuşmaları esnasında ilim ehli için cennette özel bir nimet vardır. Bu nimet nedir?